Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 24 Ocak 2006 / Salı  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    İnteraktif 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Vicdanının sesini dinle, doğru şıkkı işaretle

Almanya vatandaşlık başvurusunda bulunanlara 30 soruluk "vicdan testi" yapıyor ya hani, ben de arkadaşlarımı test etmeye başlıyorum... Soru hazırla, cevap anahtarı falan kim uğraşacak şimdi? Ben sadece bir soru soruyorum

tubakyol@yahoo.com


Ben evde yaşıyorum. Çoğu kimse evde yaşıyor tabii ama benimki biraz normali aştı sanki. Neredeyse bir yıldır evden pek az çıkıyorum, akşamları hele hiç çıkmıyorum. Evden hiç çıkmama, dışarı adım atmama rekorum kesintisiz üç gündü, bu bayramda beş güne kadar çıktı. Bana kısaca "hikikomori" diyebilirsiniz. Böyle bir Japon usulü inziva hali... (Bakınız: Japon değilim, hikikomori olabilirim.)
Fakat Japon hikikomorilerin aksine benim bir işim var ve işe gitmem gerektiği günlerde zorlanarak da olsa evden çıkmama, işe varmama yetecek kadar bir enerji toplayabiliyorum hâlâ.
Arkadaşlarım var; dışarıda buluşma tekliflerine pek sıcak değilsem de, kimiyle internet ortamında sohbet ediyorum, kimiyle yazışıyorum, beni evde ziyaret etmelerinden de ziyadesiyle memnun oluyorum.
Eve gelenlerden bir ufak ricam var sadece. Mühim bir şey değil. Hepi topu 1 soruluk bir vicdan testine girmeleri...

Vicdanlı misafire kapım açık
Almanya'nın Baden-Wüttemberg Eyaleti'nde Alman vatandaşı olmak isteyen Müslümanlara yapılan 30 soruluk vicdan testinin yanında, nedir ki 1 soru?
Ya da Hollanda'da oturma izni almak isteyen yabancılar için hazırlanmış "Ulusal Entegrasyon Testi"ndeki 40 sorunun yanında...
Ben de, tıpkı Avrupalılar gibi evime gelenleri, hayatıma girenleri içeri buyur etmeden önce test etmek istiyorum. Çoğu zaman turistik amaçla giriş yapıp birkaç saat içinde ülke topraklarını (Tuba Cumhuriyeti halılarını) terk etseler de, bazen gece kalma izni, hatta birkaç haftalık oturma izni talep edenler de olabiliyor zira.
Evime giren, hayatıma giriyor; bir test yapmışım, çok mu?
Dedim ya, misafire kapım her daim açık, tabii eğer vicdanlıysa... Vicdan testi şart!
Gerçi vicdan testiyle ayrımcılık yapıldığı, vicdan testinde sorulan soruların Avrupalıların Müslümanlara karşı önyargılarından hareketle hazırlandığı, bu tür sorulara cevap vermenin utanç verici olduğu konuşuluyor.

Tek soru, "arranan" cevap
Ama tahmin edersiniz ki ben arkadaşlarıma -Avrupalıların sorduğu soruları- kızlarını okutup okutmayacaklarını, töre cinayetlerine nasıl baktıklarını, bir dinin eleştirilmesine tahammül edip edemeyeceklerini, çocuklarının farklı dinden biriyle evlenmesine nasıl yaklaşacaklarını, yan masada öpüşen eşcinsel bir çift görürlerse ne yapacaklarını falan sormuyorum.
Benim yaptığım vicdan testi basit.
Tek bir soru. Tek bir cevap.
Ki Almanların 40, Hollandalıların 30 soruda aradıkları cevap da en temelinde bu tek sorunun cevabı olmalı.
Ama onlar bir soru soracaklarına bir sürü soru soruyorlar. Çünkü onlar vatandaşlık için başvuran Müslümanları kapıdan kovalayacaklarına, ülkelerine kabul edip etmemeyi düşünmeyi bile büyük bir "hoşgörü gösterisi" olarak görüyor, bunun karşılığında da büyük bir "saygı gösterisi" bekliyorlar.
Oysa "hoşgörü" hiç hoş bir kelime değil. Yukarıdan bakan bir kelime. Bir tarafın üstünlüğüne işaret ediyor. Bu "üstün" tarafın, eh duruma göre, işine geldiği kadar "hoşgörü" göstermesinin aman da büyük bir lütuf olarak saygıyla karşılanması gerekiyor.
"Saygı" da pek saygılı bir kelime sayılmaz. O da eşitler arasında bir davranış biçiminden değil, "üstün" olduğu varsayılana "dikkatli, özenli, ölçülü davranmaktan" bahsediyor.
Avrupalıların vicdan testlerinin bu kadar itici olması herhalde bu yüzden.
* * *
Eskiden, daha idealist olduğum dönemde her tür ilişkide tek bir kriterim vardı, "Birbirimizin hayatını kolaylaştıralım" isterdim.
Şimdi ondan da geçtim.
Vicdan testimdeki tek soru şu:
Birbirimizin hayatını zorlaştırmayalım, olur mu? n


VSS: Vatandaş Seçme Sınavı...

Vicdan testi merkezi sınav sistemi ile, belli bir tarihte, belli merkezlerde (tüm yurtta ve dış temsilciliklerde) başvuranların evlerine sınav giriş kartı gönderilerek ve sınav yerine bu giriş kartı ile gelmeleri özellikle belirtilerek, kopya çekilmemesi için gözetmenler eşliğinde yapılmalı, üç yanlış bir doğruyu götürmeli ve "İstediğimiz sorudan başlayabilir miyiz ö'rtmenim?" diye soranların kağıdı "geçersiz" sayılmalı...

Japon değilim, hikikomori olabilirim

Takeshi, 15 yaşındayken bir gün odasına girmiş, kapısını kapamış ve dört yıldır da odasından çıkmamış. New York Times'ta yayımlanan habere göre Takeshi'nin hayatı aşağı yukarı şöyle: "Okula gitmiyor. İşe girmiyor. Hiç arkadaşı yok. Günün 23 saatini büyük boy bir şilteden bir nebze daha büyük olan odasında geçiriyor; meyveli bir tür hamur tatlısı, pilav ve annesinin pişirdiği yemeklerden geriye kalanları yiyor, TV izliyor, Radiohead ve Nirvana dinliyor..."
Shuichi'nin ve sadece adının baş harflerinin kullanılmasına izin veren Y.S.'nin hayatları da pek farklı değil. Odalarında yaşıyorlar. Ayda bir falan, mesela CD almak için dışarı çıkıyorlar sadece.
Bu durum bir tür hastalık olarak tarif ediliyor: Hikikomori.
Bir süredir Japonya bu hastalıkla uğraşıyor. Çünkü giderek daha çok sayıda Japon genci hayattan el etek çekip odasına kapanıyor. Psikologlar onları yeniden sosyal hayata döndürmek için çabalıyor, eğitici filmler yapılıyor, kitaplar yazılıyor.
Bırakınız odalarında kalsınlar, size ne zararları var!
2000 yılında 17 yaşındaki bir hikikomori inzivadan çıkıp kendini sokağa attı, bir otobüs kaçırıp bir yolcuyu öldürdü. Bir hikikomorinin de bir kızı kaçırdığı ve 9 yıldır odasında esir tuttuğu ortaya çıktı.
Masayuki Okuyama, oğlu hikikomori olan bir baba. BBC'ye, oğlunu polise şikayet ettiğini çünkü oğlunun, karısının üzerine yürüdüğünü anlatıyor. Ve sonra Masayuki hasta olduğunda, oğlu ona "Öl artık. Senin hayat sigortandan gelecek parayı istiyorum. O yüzden öl" demiş.
En kötüsü de hikikomori hakkında esasında hiç kimse hiçbir şey bilmiyor. Psikolojik bir rahatsızlık mı, ailelerden mi kaynaklanıyor, en çok Japonya'da ortaya çıktığına göre Japon gelenekleriyle ilgili bir şey mi, peki ama hangi gelenekle ilgili...
Peki ben Japon geleneklerine göre mi yetiştirildim, ailemde Japon mu var, sevgilim Japon olabilir mi... Ben Japon muyum, Japon-su muyum... Derdim ne?



Alternatif vicdan testi:
Hayat dans pisti, aşk bir ritim, sen müziksin. / Tanrı kim?


Almanların, Hollandalıların yaptığı test de test mi yani. Benim tek soruluk testimden geçen arkadaşlarım bu testleri 100 üzerinden 100'le geçer, üstüne bir de 100 soru hazırlayıp Avrupalıların içinde yaşadığımız çağa ne kadar "entegre" olduklarını test ederler. Mesela...
Çocuğunuz Tanrı'ya inanmıyor, Tanrı'ya küfreden tişörtler giyiyor, dahası eğer bir Tanrı varsa onun mutlaka DJ olması gerektiğine kafayı takmış durumda. "Tanrı DJ'se / Hayat dans pisti / Aşk bir ritim / Sen müziksin" diye şarkı söylüyor. Bu şarkıdan sıkılınca Pink'e geçiyor bu defa: "Bu gece Tanrı DJ / Burası benim kilisem / Burası yaralarımı sardığım yer." Tepkiniz ne olur?
Kızınız kocasını aldatıyor. Damadınızın kardeşi ile. Damadınızın kız kardeşi ile. Tepkiniz ne olur?
O yan masadaki çift var ya, hani Hollandalıların "vicdan testi" sorusunda öpüşmekte olan eşcinsel çift, işte onlardan biri diğerine oral seks yapıyor. Tepkiniz ne olur?








CUMARTESİ
"Süreyya Ayhan'ı örnek alıyorum"
Vehbi beyin oteli yarım yüzyılı doldurdu
Kırmızı halıda siyah-beyaz geçit
İşte öyle bir albüm
"Şarkılarımı kısa film gibi düşünüyorum"
En pahalı ayakkabılar
En moda En yeni
ne var, ne yok
Caz keyfi üstüne sergi
Bebek sağlığı için iki gün





Cengiz Eren
İlke Gürsoy
Donetalla Piatti
Cemal Saydam
Tuba Akyol
İlhan Uçkan
Yalvaç Ural

© 2006 Milliyet