|
 |
|
|
FUTBOL FEDERASYONU SEÇİMİNİ KAYBEDEN AYHAN BERMEK ÇARPICI AÇIKLAMALAR YAPTI
Siyaset karşımdaydı
Bermek, "Siyasetle direkt ilişkim hiç olmadı" dedi ve ekledi: "Mustafa Sarıgül karşımdaydı. Muhalefet partisi iptal kararı için uğraştı. Bir de baktım ki, futbolun siyaseti içinde seçim kazanmak adına kendi partileri içinde hesaplaşanlar çıkıyor"
ÖZEL RÖPORTAJ / ERCAN GÜVEN
-Ayhan Bermek neden kaybetti?
-Hep fikirlerimi sundum. Ama yanlış olduğu söylendi. Oy peşinde koşmam gerektiği söylendi. Aslında fikirlerim yeterli olur sandım. Çünkü çok açıktı. Futbolun patronluğuna soyunan bir Ayhan Bermek olarak, duruşumla kelimelerimle spor kültürüne uygun davranmam gerekirdi. Lakin seçim sürecinde zorlandığım anlar oldu. İtiraf edeyim çok zorlandım. Türk futbolunun büyük millet meclisi olan yerde, kendisinden hiç ummadığım insanların beklemediğim davranış tarzları beni dehşete düşürdü. Hatta toplumda ciddiyet timsali olarak kendilerini "fair" kıstaslarının şampiyonu diye gösterenlerin hareketleri beni çok rahatsız etti.
Pinpon Canaydın
-Fair play ödüllü Canaydın'ı mı kast ediyorsunuz. ?
-Evet, kibarca onu kast ediyorum. Özhan Bey'in reylerinin nereye gittiği çok açıktır. Bunu kullanmak da demokrasi açısından hakkıdır. Ama kamu değerlendirir davranışını. Çoğu kişinin pinpon topu gibi gidip gelmesini gördüm, ama ondan beklemiyordum.
-Ödülü var diye mi?
-Benim bildiğim ödüllü insanların sözüne güvenilir. Kusura bakmayın, kişiyi hedefleyecek bir insan değilim ben. Yani "O "ki öyle... Diğerlerini en ufak bir şekilde eleştiremem. Demokraside insanları tercihleri için suçlayamazsın ama sözlerin de değeri olmalı.
-Acı çektiğiniz fiziksel olarak da belli.
-Suratımdaki kızarıklıkları görüyorsunuz. Eğer bu seçim bu şekilde sonuçlandıysa; evet onu sebebi benim. Liderlik anlayışım, karizmam, insan sevgim, futbol aşkım ve ülkeme hizmet anlayışım yatıyordu arkasında. Onun için fedakârlık yaptım. Eğer bir kaos doğmadı, eğer bir kavga çıkmadı, seçim fair ölçüleri içinde cereyan ettiyse, benim özverimdendir. İçime attıklarım taşıyor şimdi.
-Hep fikirlerinizi ön plana çıkardınız. Lakin hiçbir şey söylemeyen kazandı.Kızmadınız mı?
-Samimi olarak söyleyeyim, küskün değilim, kızgın değilim. Sandığa saygılıyım. Ama entrika bilmediğimi belirtmek isterim. Ben insanlara inanırım. Güvensiz yaşamanın mutsuzluğuna tahammül edemem. Çünkü kendimi güvenilir insan olarak görüyorum ve karşımdaki kişinin de insan olduğu için güvenilmesi gerektiğini düşünüyorum. Güven unsuru, beyan unsuru, ülkemin temel sorunlarından biridir. Bunun altını çiziyorum. Marifet değildir bu. Olması gerekendir. Futbolu, ofsaytı, penaltıyı konuşmadan evvel futbol atmosferini konuşalım. Benim ülkem beyana itimat eden ülke olmalı. Benim ülkem güvenilen insanların oluşturduğu bir ülke olmalı. Hele hele spor dünyası... Bunların marifet olduğu bir yerden doğru sonuçlar çıkmaz ne yazık ki.
Siyaseti hissetim, ama karşımda
-Ayhan Bermek'i siyasetin desteklediği ve bu destek yüzünden kaybettiğiniz doğru mu?
-Seçim sonrası , seçim esnası ve bugün, "siyaset karıştı" lafı gündemdeydi. Ben siyaseti açmak istiyorum. Çünkü bunu bir tek ben hissedemedim.. Ama yorumlayabiliyorum bugün... "Siyaset vardı ve karşımdaydı". Mesela televizyonda Şişli Belediye Başkanı sayın Mustafa Sarıgül'ün ifadelerini dinliyorum. Kendisi bir parti mensubu. Sanki beni başka partinin temsilcisi görüp, sadece bu sebeple ait olduğu parti doğrultusunda sayın Ulusoy'a rey verdiğini ifade ediyor. Şimdi siyaset dediğiniz anda, bütün partiler bunun içindedir. Mesela sayın Sarıgül'ün belirttiği gibi... Veyahut da Meclis'te ikinci büyük grubun Anayasa mahkemesinden iptal kararına uğraşması gibi. Daha sonra öğreniyoruz; buna başka kulüp başkanlarından (Melih Gökçek) güç verildiğini.
-Garip durumdu. Sayın Başbakan'ın Hasan Doğan'ı yanınızda, Parti'nin önemli bir ismi Melih Gökçek karşınızda.
-Seçimi yedi oyla kaybettim. Sonuca hürmet ediyorum. Bana rey veren insanları kazanamadığım için belki üzdüm, ama içimdeki duygu devam ediyor. Onlara layık olmak üzere bu potansiyeli devam ettireceğimin de altını çiziyorum. Demokrasiye de inanacağız, bu seçimlerde bu tip olayların olduğunu da kabul edeceğiz. Bir de bakıyorum ki, siyaset denilen olayın içinde veya futbolun siyasetinde seçim kazanmak adına "kendi partileri içinde hesaplaşanlar" çıkıyor. Haberim yok. Benim siyasetle direkt, kişisel hiçbir ilişkim olmadı. Ama siyaset demeyin, parlamento içinde çok parti var. "İktidarla" diyelim. Bu şeffaflığa, bu temizlik niyetine, hukukun üstünlüğü fikrine, siyasetçiler veya iktidar mensupları sahip çıktılarsa ona da teşekkür ederim. Aksini düşünmem bile zaten. Oyu yok ki onların. Onlara bana oy bulun demedim. Sayın Mustafa Sarıgül'e gidip oy istemedim. Demek Sarıgül de tercihini öyle kullanmış. Onu hedef almıyorum. Ama siyaset katıldıysa, sayın Ulusoy onları kullanmış.
-Trabzonspor, fikir değiştiren onursal başkanı Yılmaz'ın bile peşinden gitmeyip en baştan en sona Ulusoy'u destekledi. Duruş olarak övgüyü hak etmedi mi?
-Kişisel beyanın arkasında durma adına Trabzonspor'un davranışını onaylıyorum elbet. Ama hemşehricilik yaptıkları için de tenkit ediyorum. Bunu kabul etmem mümkün değil. Ayhan Bermek'in felsefesinde kulüpçülük, yani formalı adam federasyon yönetimlerinde bulunmamalı... Tahkim'de ve Merkez Hakem Komitesi'nde hiç bulunmamalı. Hemşehri dayanışması da öyle. Yani sen hemşehri dayanışması içinde hemşehrine oy veriyorsun, hemşehrin başkan oldu; ne oluyor yani? Seçildiğinde sana hemşehrilik mi yapıyor? Dolayısıyla sayın Albayrak'ın reyini atmasına ne kadar saygı gösteriyorsam, futbol literatürüne hemşehriliği soktuğundan dolayı da kınıyorum.
Diyetle bakan olunmaz
-Kamuoyu da sevmedi bu seçimi, siz hiç sevmemişsiniz. Ulusoy da nefret mi edecek acaba?
-O kadar çok çelişkiler bir arada ki... İnsanların egolarını tatmin ediyorlar. "Ben futbola hizmet ediyorum" lafını zarara uğratıyor. Kendileri açısından onlar futbola hizmeti öyle yapıyor. Kulüpçülük adına futbol dünyasına hizmet edilmez. Hemşehrilik adına edilmez. Bölgecilik adına edilmez. Futbolun patronluğuna soyunan insanlar, seçildikten sonra ödün verecek, diyet ödeyecek durumda olmamalı. Bana diyebilirsiniz ki, bu da seçimi kazandırtmaz sana... Ben kazandığım inancındayım. Aradaki farkı gördünüz. Sevincim ve gururum; fikirlere hürmetin bu kadar yukarı gitmesidir. Eğer bir iki hata olmasaydı; kamuoyunun dileği yerine gelirdi.O hatalar da benimdir.
-Fenerbahçe tartışmaların dışında kaldı. Sayın Yıldırım hangi adayın kazanmasını istiyordu size göre?
-Sayın Aziz Yıldırım beni bütün eski yöneticiler gibi eskiden tanır. Çok net biliyor ki, bir Fenerbahçe kongre üyesi olmama rağmen adaletten ve hakkaniyetten ayrılmam. Biliyorsunuz kulüpler futbol federasyonunu kendi doğrultularında kullanma alışkanlığı içindeler. Çok net bunun altını çiziyorum. Benim orada kesin tavrımı kulüplerimiz de anladı. Pek tercih edilecek bir başkan portresi çizmiyordum büyük kulüpler açısından. Birinci Lig kulüpleri bir bilek güreşi yaptılar; acaba ben nasıl tesir edebilirim Federasyona diye. Ciddi olarak üzüldüm.
- Zarara mı uğrayacaklardı siz kazansanız
-Zarar değil efendim. Adalet ve şeffaflık hakim olacaktı. Maçlar sahada kazanıldığı şekliyle dürüst hakemler tarafından idare edilecekti. Tahkim kurulundan istenilen kararlar çıkmayacaktı. Futbol Federasyonu bunun için var. Ben bunun için aday oldum. Hani bahsettiniz; bunun böyle olacağını en iyi bilen de Aziz Yıldırım'dı. Bu adama laf geçmez, ama herkes biliyor ki, kimsenin de hakkı yenmez. Evvela bilek güreşi yaptılar, acaba ben bu federasyon seçimini nasıl manüple ederim diye... Ondan sonra da doğruluğa inananlar rey attı. Ben bana atılan reylerden müsterihim.
-Bundan sonra Bakan Şahin ile Başkan Ulusoy nasıl birlikte çalışacak?
-Hukuk başladı mı, sürecini yürütür. Ben hatalı davranırsam, bunu büyüğü küçüğü olmaz. Hata hatadır. Suçu TL değeriyle tartamazsın. Bunlar suç değildir, basirettir, davranış biçimidir, üsluptur, yönetim tarzıdır. 120 kilometre hız limiti olan yolda 80'le giderken kaza yapsan suçsuz mu oluyorsun. Hukuk sürecini yürütür. Bana gelince, öncelikle sayın Ulusoy'un başarılı olmasını isterim. Ama bu oyun sahibi olarak, nerelerde hata yaptığımın bilincinde yakın çalışma arkadaşlarımla birlikte hep hazırlıklı olacağımı da belirtiyorum. Buna mecburum.
80 imza toplayıp, genel kurul isterim
-Ne zaman yapılır yeni bir genel kurul?
Zaten ben şahsen liderliğimi, Türk Futbolu'na saygımı ihtiyaç olduğu anda göstermek isterim. Şu anda genel kurulun bu kadar reyini taşıyan ciddi bir potansiyelim. Eğer Türk Futbolu'nun bana ihtiyacı olursa hemen gerekli 80 imzayı toplar genel kurul isterim. İstikrara ihtiyacımız var. Ama ilk günden görüyorum ki, istikrar bozulacak. Terim lafıyla başladığını görüyorum ve futbol tecrübesi az insanların yönetimde yer almasının kötü sonuçlarını görürsem 102 oyun sahibi genel kuruldan kamunun desteğini almış Ayhan Bermek olarak talepte bulunabilirim. Hırs yüzünden yapmam. Zarar vermeyi göze almam. Ama ihtiyaç olduğunu hissettiğim anda yaparım.
-Peki ne olacak da imza toplamaya başlayacaksınız. Terim'in yerine Lucescu gelirse mi?
-Efendim Lucescu, adı ağza alınacak bir kişi değil. Lütfen... Milli Takım milletin takımı. Çok dikkatli olalım bu konularda. Ben başkanımızı sağduyuya, dengeli hareketlere, duygusallıktan uzan hareketlere davet ederim.
Yönetim kurulum yanlıştı
-"Bir iki hatam oldu" dediniz. Nedir o yanlışlar, açar mısınız?
-Tahkimde ve denetim kurullarında gösterdiğim dirayeti, yaptığım doğru seçimi, Yönetim Kurulu'nda gösteremedim. Eğer bir daha katılmam nasip olursa o yanlışı yapmayacağımı, yönetim kurulumu A'dan Z'ye on beş tane adamı kişisel olarak seçeceğimi de beyan ediyorum.
-Yanlış olduğunu ifade ettiğiniz isimleri Yönetim Kurulu'na baskı sonucu mu aldınız?
-Baskı değil. Bakın istismar edildi bu konu. Şöyle söyleyeyim; ben sayın Doğan'ın kişiliğinin zarar görmemesi açısından hep söylerim. Doğru dürüst, düzgün bir insandır. Amatör Kurul'daki Mehmet arkadaşım da yarın seçimlere gitsem yine tercih edeceğim kapasite ve kalitedeki bir insan. Mahmut Özgener, teşkilatı iyi tanıyan ve spor dünyasının kabul ettiği bir arkadaşım. Gaziantep delegesi Asım bey futbolun içinde var. Onu da, Güney'i toparlaması açısından tercih ettim.
-Yavaş yavaş Bıçakcı'nın yönetimi oluyor. O zaman niye seçim yapıldı?
-Sayın Levent Bıçakcı başkan; gel benim listemde çalış diyebilir misin? Ama Levent Bey ile teşriki mesai içindeydim. Kim seçilse aynı şeyi yapmak zorunda. Bugüne kadar Türk futbolunda İsviçre olayını Levent Bıçakcı götürdü. Bana göre ülkemin en önemli davalarından biri bu. Gerçekleri konuşalım; sayın Bıçakcı ve sayın Doğan'ın bugüne kadar icraatlarının içinde yüzde yetmiş beşi hep doğru şeylerdi. Seçilseydim, onları daha iyi bir şekilde devam ettirecektim. Bakın iki önemli isimden bahsettim. Bunlardan kurumsal yapının devamı açısından Sayın Bıçakcı ile çalışamayacağım kesin olduğuna göre... "Gel başkan, bana asbaşkan ol" denir mi? Hasan Doğan beyi devamlılık açısından seçtim ben.
-Davut Dişli'yi nasıl izah edeceksiniz
-Aslında zor olacak. Doğru söylüyorsun...
-Futbolun içindeki zeki bir insansınız. İzahı zor bir ismi neden listenize almış olabilirsiniz ki?.. Acaba biri mi rica etti.
-Hayır... Bir arızamız oldu. İsviçre milli maçı... Burada tüm faturanın Davut Bey'e kesilmesinin bende bir etkisi olmuştur. Fener alt yapısından beri tanırım. Faturanın ona kesilmesinden dolayı bir koruma refleksim olmuş olabilir. Oradaki hatamı da ödemiş olabilirim.
6. sandığa çalışmış Ulusoy
-Temiz bir seçim miydi?
-Söylemeliyim, altıncı sandığı dikkatle incelesin basın. Benim belki kızgınlıkla ağzımdan kaçan "goygoycular" ifadem için özür diliyorum. Kimse üzerine almasın. Daha evvel 20 bin dolar aylık alıp da federasyon değiştiğinden beri işini kaybetmiş ve tekrar iş ümidi olan bir insanın tribünlerdeki amigoluk gibi yaptığı girişimleri tarif etmek için kullandım. Sadece bir kişiyi kapsıyor. Yine o kişi diğerlerinin alınması için manüplasyon yapıyor. İsim söylemenin anlamı yok. Herkes tanıyor. Yüksek maaşlı çalışan, milli takımın şu anda huzurunu kaçırmaya uğraşan, herhangi bir antrenörlük ve uzmanlık dalında işi olmayan. Ama yarın nerelere geleceğini göreceğiniz bir insanın hareketinin, yaş, boy, bosa uygun olmadığını anlatmak istedim ben. Oradaki Türk futbolunda beni çok iyi tanıyan hürmet ettiğim insanların da hayal kırıklığına uğradığını belirtmek isterim. Halkanın zayıf yeri de orasıymış. İşte orayı izlesin basın. Çünkü sayın Ulusoy, "Benim kazandığım zaten o altıncı kutunun üzerinde yazıyor" dediği isimler üzerinde çok çalışmış; o arkadaşları da töhmet altında bıraktı. Ben onlardan emindim dedi. Sandıktaki oydan emin olmak nasıl oluyor bilemem.
İktidar odunu koysa seçtirir
-Seçime siyaset karıştı. ama iktidar değil" mi diyorsunuz sonuç olarak?..
-Afedersiniz ama, iktidar karışmış olsa rahmetli Menderes'in deyimi ile "oraya odunu koysa seçtirir". Kaldı ki, ben odun değilim. Bunları birbirinden ayırt etmek lazım. Ama kendi partilerinde siyasi çekişmesi olanların kavgasını veya Anayasa Mahkemesi'nden kararı çıkarmak isteyen önemli bir partinin çabasını veya seçim sonrası önemli bir belediye başkanının "Partizan olarak Haluk Ulusoy'a rey verdim" demesini değerlendirsin kamuoyu. Ama bunlardan günahı olmayan Ayhan Bermek'i de lütfen soyutlasınlar. Ankaraspor ile listeme aldığım çok değer verdiğim Hasan Doğan bey arasındaki veyahut da bir Trabzonspor'un kendi aralarındaki kişisel egolarının savaşı belki de bana seçimi kaybettirdi.
|
|
|

|