|
 |
|
|
Ayağını denk at Cenk!
Bizi bu hallere düşürenler utansın!.. Şuraya bakın; Kayseri Erciyessporlu Cenk, ceza alanında yerde yatan Ali Tandoğan'ı görünce topu kaleye değil dışarı attı diye "eşeğini bulmuş fakirlere" döndük.
Yanlış anlaşılmasın; burada "eşek" Cenk değil, bizim kaybolan sportmenlik duygularımız.
Ya da daha doğru bir saptamayla "centilmenliği tarihe karıştırmış" bazı futbolcu vatandaşlarımız.
Cenk, bir çiçek.
Yanlış yerde, yanlış zamanda yetişen, günümüz insanını hayrete düşüren nadirattan bir nebat... Belli ki, dibi biraz "çapalanacak". Artık, aşı mı yapılır, suyu mu kesilir bilemem. Ama bu topraklarda hayat hakkı yoktur Cenk'e ve Cenk gibilere.
Zaman, kazanma zamanıdır. Hırs kutsaldır. Amaca giden yolda her şey mübahtır.
Ben size bir şey söyleyeyim mi; şu ligin son haftasında Erciyesspor'un 1 puan yüzünden kaçırdığı bir hedef, bir ödül, bir ganimet olursa; birçok "aykırı" insanımız tarafından kulakları çınlatılacaktır Cenk'in...
"Atmadın, takımı yaktın"... "Futbol kazanma oyunu, bu züppeliği nereden çıkardın"!..
Bugün olay taze. Gönüllerimiz bayram ediyor Cenk'in centilmenliği ile. O yüzden rüzgâra yelken basmak gerekiyor:
Bravo Cenk... Aslan Cenk... Helal Cenk.
Çocuk da şaşırmış olmalı...
Her medeni ve vicdanlı insanın yapması gereken bir hareket, acaba neden bu kadar ayyuka çıkıyor? Basireti bağlansaydı, yerde kıvranan rakibinin saçlarını yalayan topla gol atsaydı, aynı insanlar kendisini kınayacak mıydı?
Hayır... Asla... Katiyen...
Derhal birileri fırlardı öne... Başlardı anlatmaya:
"Amacı kazanmak olan ve rakibi aldatmaya, onun zaaflarından faydalanmaya dayanan bir oyunda kimse fair aramasın".
Allah kimsenin kafasını karıştırmasın.
Ve Cenk şaşırmasın... Bugün bravo dedik, yarına garanti vermedik Cenk.
Ahlak azaldı, ama aklımız başımızda çok şükür. Halın hoşuna giden bir harekete karşı duramayız.
Karşı durmak ne kelime, fırlayıp öne geçeriz;
"Canım Cenk, evladım Cenk, koçum, aslanım, kahramanım"...
Ben bu lafların benzerlerini Alpay için de hatırlarım.
Ama yarın!.. Ayağını denk at Cenk. Bizlere pek güvenme.
Aynı olayı, hem övmek hem de dövmek için kullanabilecek esneklikteki kıymetli yorumcularımızı yürekten kutlarım.
Doğan-Gökçek diyalogları
Şayet siyaset buysa; karışsın futbola!.. Karışsın da ne halt olduğu iyice ortaya çıksın. İyice tanıyalım siyasilerimizi.
Tanıyalım da futbol adamlarımızın kıymetini bilelim.
Bir tane seçim... Sadece bir tane seçim; aynı yola baş koyanlar arasında iç harp yaratıyorsa, neresine saygı duyalım bu siyasetin?
Sokakta ayağına bastığın insana "pardon" der geçersin. Ama siyasette böyle değilmiş iş. Ayağına basılan tekme atıyor. Tekme yinen, atanı yok etmeye çalışıyor.
Şimdi bu kavgalar futbol sahasında yapılıyor.
Yapılsın...
Yapılsın da gerçekler anlaşılsın.
Sayın Hasan Doğan demeç veriyor Telegol'e:
"Melih Gökçek'le aynı dünya görüşünü paylaşmamak bana onur verir"...
Neden şimdi yapıldı bu açıklama?
Çünkü sayın Gökçek, Haluk Ulusoy'a çalıştı.
Hatta Hasan Doğan'ın söylediğine göre Anayasa Mahkemesi'ni bile etkilemiş davanın seçime yetişmesi için.
Suçlamanın enine boyuna bakın; acaip derin.
Derhal sayın Melih Gökçek bağlanıyor ve yanıt veriyor:
"Hasan Bey, herhangi bir yönetime girersem bana etek giydirirler demişti, ne olacak şimdi".
"Anayasa Mahkemesi'ni etkilemek" ithamı mı?.. Geçin. Önemli olan karşındaki perişan etmek. Utandırmak. Vazgeçirtmek, kaçırtmak...
Belki normaldir. Ama biz bunun yüzde birini yapan spor adamına, spor dünyasını dar ederiz kardeşim. Meğer ne rahat dünyalar varmış. Bir tanesi de ciddiyetinden şüphe etmediğimiz, geleceğimizi zimmetlediğimiz siyasetmiş.
Bence siyasetin futbola girmesi iyi oluyor. Çünkü sporda "centilmenlik" gibi bir unsur da bulunuyor. Bakarsınız etkilenirler. Hem memleket kazanır hem de siyaset.
'Rüşvetçi' Collina
Collina'ya da "ceketi ters giydirdik" ya; pes valla!.
Adama bir hediye veriyorsun... Sonra birbirini yemek için "Collina'nın hediye parası kanuna aykırı" diye delil haline getiriyorsun.
Dünya'nın en iyi hakemi, "rüşvetçi"...
Resmi açıklama var, kapmış Türk malı ceketi.
Yahu ayıptır, yazıktır. İhtiyacı mı var Collina'nın cekete. Hediye işte... Ne yapsın, kafanıza mı atsın. Teşekkür etmiş almış. Ne bilsin, ardında resmi soruşturmalar yapılacağını. Ya ceket çalıntı çıksaydı?.. Ülkeye ayak bastığında içeri mi atacaktık Collina'yı?
Biz alışkınız... Siyasi tarihimizde bile var böyle vakalar. Ben okumayı öğrenmeden radyodan dinlerdim "bebek davası"nın, "köpek davası"nın Yassıada'dan yankılanmasını.
Bayılırız sinsi işlere. Ana konuya girmek bizi rahatsız ederse, yandan dolanmakta, boşluğu yakalamakta üstümüze yoktur.
Lakin, konunun öte ucunda Collina gibi bir isim mevcuttur.
Ne olacak şimdi?
2008 Avrupa Şampiyonası'na Türk hakem atanmayacak. Biz de "Collina'nın intikamı" olarak değerlendireceğiz... Hakem atama komitesinin başında ya... Bizim hakemler çoktan hak etmişler. Lakin Collina'nın ceketi yüzünden Avrupa'da maç yönetemeyecekler.
Aynen böyle gelişecek olaylar.
Bir sürü uluslar arası hüsranda "dış güçler"den, "düşmanlarımızdan" falan bahsedip duruyoruz. Bu olayda ne CIA, ne MOSSAD parmağı var. PKK da karışmıyor. Resmen kendi ayağımıza kurşun sıkıyoruz. Dostumuzu adım adım düşmana çeviriyoruz.
eguven@milliyet.com.tr
|
|
|

|