|
Galatasaray'ın dramı zorbalar!
Galatasaray'ın bilmem kaç milyon dolarlık futbolcusu Necati Ateş taraftarlardan yumruk yemiş, hakarete uğramış! Dikkat ediniz, rakip takımdan filan değil, kulübünün taraftarlarından!
O da yetmemiş, holiganlar Hollandalı Gerets'e de yumruk atmışlar! Rezalet! Kimler atmış yumruğu? Yine aynı Galatasaray taraftarları.
Adamları yedirip içirip besliyorlar, ayrıca da ceplerine para koyup, yurtiçi, yurtdışı maçlara götürüyorlar, bağırsınlar, takıma güç versinler diye. Konya Havaalanı'nda maçı kazanmış takıma, kendilerini besleyen takıma saldırıyorlar. Hakaret ediyorlar.
Osmanlı döneminde yeniçeriler de böyleydi. Cahil, okuma yazması olmayan, artık kokuşmaya yüz tutan orduyu yeniçeriler teşkil ediyordu.
Bunlar az padişah katletmediler. Önlerine atılan, kafaları gövdelerinden ayrılan sadrazamlar, vezirler, paşalar saymakla bitmez!
Bir defa "İstemezük" dediler mi, ünlü deyimiyle "kazan kaldırırlardı", ille de kese kese altın alacaklar, yağma edecekler, yiyip içip kuduracaklar!
III. Selim bu yeniçeri eşkıyasından orduyu temizlemek için ilk adımları attı ama bu uğurda canını verdi. Sonra, yeğeni II. Mahmut iki kademeli darbede kökünü kuruttu yeniçeri ocaklarının.
O günler Sarayburnu'ndan bakılınca denizin kıpkırmızı kan rengini aldığını, yeniçeri cesetleriyle dolup taştığını anlatırlar.
İşte ondan sonraki yıllar Mülkiye okulu, Tıbbiye ve diğer yüksek okullar açılmış. Demiryolları yapılmış. Ordu yeniçerilerin şalvarından kurtulmuş, uygarca, Batılı ülkelerde olduğu gibi giyinmeye, silah kullanmaya başlamıştır.
Zorbaları kim besliyor?
Bunları anlatışımın nedeni? Artık resmen şirketleştikleri bilinen, ticarete dönüşmüş bir zorbalık haline gelen taraftar-amigo, holiganlar yalnız Galatasaray'ın değil, Fenerbahçe'nin de, Beşiktaş'ın da başlarında beladır! Masum seyircinin, temiz seyircinin ailece maça gitmesini önleyenler de bunlardır! Ülkemiz için tehlikeleri, büyüktür ayrıca.
Hepsi aynı tornadan çıkmış gibi, hiçbir fark yok aralarında, şiddetin ölçüsünden başka...
İşte, bu seyircilerin istekleriyle kulüp başkanları değişiyor. Teknik direktörleri değişiyor, futbolcular atılıyor, satılıyor. Geriye ne kaldı ki?
Beşiktaşlı, Fenerbahçeli pek çok yöneticisi, futbolcusu, teknik direktörü yine bu yeniçeriler linç edip göndermedi mi? Spor yazarı arkadaşlarım şöyle bir eski defterleri karıştırsalar neler bulup çıkarırlar neler... Ama ben Galatasaraylıyım, Galatasaray'ın dramını anlatmak istiyorum.
UEFA kupasını Galatasaray ve ülkeye kazandıran koca Fatih Terim ilk gidişinde de son gidişinde de tribünlerden aynı üç beş yeniçerinin tecavüzüne uğramadı mı? Moralini bozmak için bin bir terbiyesizlik yapmadılar mı? Şöyle bir anımsayın.
Kaptan Bülent Korkmaz, Arif hatta Hakan Şükür ve hatta Arif ile Hasan Şaş da yine aynı zorbalarca yuhalanmadı mı, morallerinin bozulması için. Kim bunlar? Galatasaray taraftarı kuklalar?
Onları oynatanlar kimler?
Açıkta dönen paralar
Adam yönetim kuruluna girmek istiyor... veya ruhi bir rahatsızlığı var, falan filanı beğenmiyor kin duyuyor, bir pozisyona gelmiş kulüpte...
Ne yapıyor? El altından yüzlerce bilet dağıtıyor amigolara... Ayrıca kontenjan bilet veriyor. Bu biletlerin açıktan satışıyla yüz milyonlarla dolar kazanıyor zorbalar.
Yalnız Galatasaray'da değil bu yara, büyük kulüpler maalesef zorbaların tehdidi altında. Bir iki yıl önceki gazeteleri açacak olursanız, bu skandal ortaya atılmış, rakamlar, isimler yazılıp çizilmişti ama neden bilemem sonra sesler kesildi.
Futbolumuzda bu çöküntüye engel olmalıyız. Spor yazarı arkadaşlara çok iş düşüyor ama zevkli ve şerefli bir mücadele.
|
|