Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 26 Ocak 2006 / Perşembe  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Yumruk gibi


Dışişleri Bakanı Gül'ün Kıbrıs açıklaması, "strateji" bütünü içinde bir "taktik" ise olumludur. Eğer sadece durumu kurtaran bir "taktik" ise birkaç ay zaman kazandırır... O kadar.
Açayım...
....................
Türkiye, AB ülkeleriyle ilgili müktesebatı yeni 10 üye ülkeye de yayan "Ek Protokol"ü imzalayarak Güney Kıbrıs'a, limanlarını, havaalanlarını açma taahhüdünde zaten bulunmuştu.
Şimdi...
"Biz limanlarımızı, havaalanlarımızı Güney Kıbrıs gemilerine ve uçaklarına açarız ama şu şu şu şartlarla..." diyerek bir dizi koşul sıralamanın pratikte bir yararı olabilir mi?
Yani... "Kuzey Kıbrıs'a ekonomik ambargo kalkarsa... Kuzey Kıbrıs'a uçakların inmesine, Güney Kıbrıs karşı çıkmazsa... Kuzey Kıbrıs'ın AB ile ticareti Güney Kıbrıs tarafından engellenmezse" gibi bir dizi koşulun "kıymet-i harbiyesi" ne?
Türkiye, kendi Dışişleri Bakanı'nın imzasıyla limanlarını ve havaalanlarını AB ülkelerine açtığı gibi yeni 10 ülkeye de açmayı Ek Protokol'le taahhüt etmiş değil mi?
Etmiş. Güney Kıbrıs da bu 10 ülkeden biri değil mi? Evet... Peki... O halde zaten alıp cebine koyduğu bir hak karşılığı olarak Güney Kıbrıs neden bir dizi koşula evet desin?.. Bu diplomasi geometrisinde, Rum tarafını sıkıştıracak bir köşe, bir açı bulamıyorum.
........................
Türkiye, öyle bir strateji çizmeli ki ya da çizmeliydi ki, bu son açıklama, stratejiyle amaçlanan hedefin yol haritasında önemli istasyon olsun... Tabii... Bunun da -eğer varsa- açıklanmasını yani Ankara'nın kartlarını açmasını istemek "saflık" olur.
Bununla beraber, böyle bir gözleme de sahip değiliz.
........................
Eğer bir amaç da "zaman kazanmak" ise, zamanlaması ve içeriği doğru...
Şöyle ki:
"1- Rum tarafı, Ek Protokol'e dayanarak şu sıralar birkaç gemisini Türkiye limanlarına gönderebilirdi. Türkiye reddedince, AB'ye dönerek yaygara koparırdı; 'Türkiye, Kıbrıs'ı da kapsadığı halde imzaladığı Ek Protokol'ü uygulamıyor... Müzakereler durmalı' diye tuttururdu.
2- Türkiye Ek Protokol'ü TBMM'de hâlâ onaylamadı. AB 'onaylayın' diye bastırıyor, limanlar ve havaalanları için de uygulamanın başlaması gerektiğinin altını çiziyor. Ankara sıkışmakta.
3- Güney Kıbrıs'ın, ağırlığı AB'ye aktarma planı apaçık ortada. Türkiye, topu yeniden Birleşmiş Milletler'e verebilmeliydi.
Bu öneriler dizisi, Güney Kıbrıs tarafından elbette benimsenmez ama AB'nin baharda vereceği rapor için Türkiye'nin 'BM'yi beklemek gerektiği' yolundaki savunması, bir dereceye kadar dikkate alınabilir.
4- Türkiye, bir süredir izlediği aktif diplomasiyle, Güney Kıbrıs'a sürekli ret cevapları verdirterek uzlaşmaz taraf görüntüsüne yer değiştirtmekte..."
......................
Ne var ki... Bunlar, Türkiye'ye sadece birkaç ay zaman kazandırır.
Kabul etmek gerekir ki, poker masasında Türkiye-AB-BM-Güney Kıbrıs oyuncuları arasında en iyi kâğıtlar, sonuncusunun elinde...
Güney Kıbrıs, elinde bu kadar iyi kartlar varken, ödün vermek yerine istemek konumunda... Birkaç ay sonrası bu kâğıtların iyi oynanması halinde Türkiye'nin zorlanacağını -inşallah yanılıyorum- görebiliriz.
Dahası... Hükümet, sadece dış politikada değil, içeride de zorda kalabilir.
.....................
2006, duyarlı bir yıl olacak.
İçeride Kürt sorunu, siyasallaşma sürecinde limitleri zorluyor.
Kuzey Irak'tan gelen Kerkük kokuları iyi değil. İran'ın nükleer güçte ısrarı, büyük bir bunalıma neden olabilir. Cumhurbaşkanı seçimiyle örtüşen erken seçim ya da ani seçim olasılıkları siyasal iradeye de zaaf olarak yansıyabilir.
Türkiye'nin özellikle dış politika konularında bir bütün ve dış tehditlere karşı sıkılmış yumruk gibi olmak geleneği vardı. O ulusal geleneği yeniden sahiplenmeliyiz.

g.civaoglu@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Kadın ve medeniyet
DEVLET bakanları Nimet Çubukçu ve Mehmet Aydı...
Çetin ALTAN
Düşe kalka, topallaya mopallaya gidiyoruz işte...
Önce artık Milliyet'te yazmaya başlayan Metin...
Melih AŞIK
Örgüt yakalandı!
Gazete ve televizyonlar olayı bir gizli örgüt...
Fikret BİLA
Talat: Dünya Rumlara 'Artık yeter' demeli
İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw'un, KKT...
Hasan CEMAL
Kıbrıs'ta aklın yolu!
Sözler tutulmadı! Evet, öyle. Kıbrıs Türkleri...
Yılmaz ÇETİNER
Galatasaray'ın dramı zorbalar!
Galatasaray'ın bilmem kaç milyon dolarlık fut...
Güneri CIVAOĞLU
Yumruk gibi
Dışişleri Bakanı Gül'ün Kıbrıs açıklaması, "s...
Can Dündar
Say ki acılar masaldı
Zalim bir ocaktayız.
Hurşit GÜNEŞ
İşsizlik, düşmek bir yana, artıyor!
Dün ekim ayı işsizlik verileri yayımlandı. İş...
Doğan HEPER
Türkiye "atom" yapabilir
20. yüzyılda, 2 kanlı, 1 kansız, 3 büyük düny...
Semih İDİZ
Ankara'nın Kıbrıs planında hem havuç hem sopa var
Diplomaside zamanlama çok önemlidir. Kıbrıs't...
Sami KOHEN
Plan "bizden" eylem "onlardan"
TÜRKİYE'nin Kıbrıs konusunda sunduğu "eylem p...
Hasan PULUR
Kemal Unakıtan Deniz Baykal'ı anlayamaz ki!
İNSANIN insanı anlaması çok zor, zor zenaat! ...
Derya SAZAK
Solun arafı
Aydın Hoca'yı kar altındaki İstanbul'da son y...
Meral TAMER
'Baba Beni Okula Gönder' Davos'ta
Larry Summers'ı yıllar önce yine Davos'ta, Dü...
Yaman TÖRÜNER
Avrupa Birliği'yle sağlık müzakereleri başlıyor
100 yıl öncesine göre, 30 yıl daha fazla yaşı...
Osman ULAGAY
'Büyük Resim' puslu
Bu yıl Davos'ta hava şimdilik güzel; güneşli ...
Güngör URAS
Caracas'ta fakirler Davos'ta zenginler
Şu günlerde Venezüella'nın Caracas kentinde y...
Serpil YILMAZ
Zapsu: Eşim benden daha dindar!
Küçük Çamlıca tepesinde "O Ağacın Altı" olara...
M. Ali BİRAND
Türkiye haklıdır ve doğru adım atmıştır
Türkiye, Annan planıyla ilgili cesaret dolu y...

© 2006 Milliyet