Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 27 Ocak 2006 / Cuma  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Kirli oyun!


Irak'ta kirli oyun... Nedir? Amerikan işgalinden beri ilk kez seçimlere katılarak siyaset oyununda yer alan Sünniler'in aynı zamanda silahlı direnişe, şiddet ve teröre desteği sürdürmeleri mi?
Talabani'ye göre öyle.
Irak Cumhurbaşkanı ve Kürt lider Celal Talabani şöyle diyor:
"Seçilmiş bir hükümete karşı silahlı mücadele yapmak, terörizmin ta kendisidir. Oysa Sünni Arapların menfaati başka yerde yatıyor. Silah bırakması ve siyasal sürece katılması için bu sözde direnişi ikna etmektir Sünnilerin de çıkarı..." (21-22 Ocak 06 tarihli I. Herald Tribune'da Roger Cohen'ın yazısı, s. 2)
Irak'ta sorunun bir yanı bu.
15 Ocak seçimleri sonrasında Sünnilerin de siyasete katılmaları, Irak'ta normalleşme ve istikrara giden yolu kısaltacak deniyor.
Ya da böylesi temenni ediliyor.
Olabilecek mi?
Henüz belli değil.
Resmi sonuçları bu hafta açıklanan seçim sandığından herhangi bir sürpriz çıkmadı. Herkes alacağı oyu aldı. Oy dağılımı, Irak'ın etnik, mezhepsel ve coğrafi gerçeklerine uygun oldu. Şiiler Şii oylarını, Kürtler Kürt oylarını, Sünniler Sünni oylarını aldılar.
Bu bakımdan herkes memnun.
Yeni mecliste çoğunluk yine beklendiği gibi Şiilerin. Ancak, tek başlarına hükümeti kuracak çoğunluğu kazanamadılar.
Gündemde koalisyon var.
Ama nasıl bir koalisyon?
Akla ilk olarak Şii-Kürt hükümeti geliyor. Ama işgal kuvveti farklı görüşte. Milli birlik hükümeti diye bastırıyor Amerika.
Şiilerle Kürtlerin kuracağı bir koalisyonun yeterli olmayacağını, Irak'ta istikrar isteniyorsa Sünnilerin de mutlaka iktidarda pay sahibi olmaları gerektiğini söylüyor Washington.
Yazılarını şu sıralar Bağdat'tan yazan Cengiz Çandar'ın bu konudaki satırları şöyle:
"Eğer yeni Irak'ta iktidar, Şiiler ve Kürtler tarafından akıllıca, ılımlı Sünnileri de içselleştirici biçimde kullanılırsa, Irak'ın her şeye rağmen birleşik bir ülke olarak geleceğe doğru ilerlemesi mümkün. Sünnileri dışarıda bırakacak çözümler ise Irak'ın felç olmasıdır. Daha kötüsü, bölünme ve 'iç savaş'tır.
Sünniler de, kendi zeminlerinden yükselen şiddet unsuru ve 'direniş'i bir pazarlık kozu olarak kullanmayı şayet abartırlarsa, bu da ülkeyi bir 'Şii-Sünni iç savaşı'na taşıyacak. Bu arada Kürtlerin zaten tabanda son derece güçlü olan bağımsızlık hevesleri kamçılanacaktır." (Bugün, 21 Ocak 06, s. 14)
Tablo bu.
İç savaş ve bölünme!
Bu ihtimal gündemden düşmüyor.
Bu kötü olasılığı ertelemenin ilk yolu, Sünnilerin hükümete katılmasından geçiyor. Ama bunun için bazı konularda Sünnilerin tatmin edilmesi şart:
Yetki paylaşımı...
Petrol paylaşımı...
Ve Kerkük...
Sünnilerin hükümete katılmaları için bu üç alandaki bazı isteklerinin kabul edilmesi lazım. Şiilerle Kürtler buna ne kadar yanaşabilecek?..
Sorunun düğümü burada.
İşler zor Irak'ta!
Kimse kimseye güvenmiyor.
Şiilerin gözünde Sünniler terörist... Sünnilerin gözünde Kürtler bağımsızlık peşinde koşan ayrılıkçılar... Sünnilere göre Şiiler, İran ajanı... Kürtlere göre Sünniler, kendilerini Irak'ı yönetmekle görevli sayan Baasçılar... (Roger Cohen'ın 23 Ocak 06 tarihli I. Herald Tribune'daki haber analizi, s. 5)
Birbirine bu denli güvenmeyen Şii ve Sünni Araplarla Kürtlerin aynı hükümetin çatısı altında ülkeyi yönetebilmeleri ne kadar mümkün?
Bu soru haklı olarak aklı başında herkesin kafasını kurcalıyor. Ancak, iç savaş ihtimalinin sonunda tarafları bir 'milli birlik hükümeti'ne zorlayacağı belirtiliyor.
Keşke...
Irak'taki istikrara giden yolu ancak böyle bir koalisyon hükümeti açabilir; kirli oyun ancak böylesine büyük bir uzlaşmayla son bulabilir.
AÇIKLAMA:
DYP Genel Başkanı Mehmet Ağar önceki günkü Fikr-i tâkip başlıklı yazımla ilgili bir açıklama gönderdi, şöyle:
"Bir: Nikâh şahitliğini yaptığım tarihte Haluk Kırcı kaçak değildi. İki: Abdullah Çatlı'nın silah taşıma iznindeki imzanın bana ait olmadığı Adli Tıp raporuyla sabittir. Dikkatinize..."
Yazımda, Ağar'ın bu açıklamasına konu olan bölüm, Avukat Ergin Cinmen'den yaptığım alıntıyla ilgilidir.

h.cemal@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Müslüman Kalvinistler!
MERHUM Ahmet Taner Kışlalı bir yazısında Kema...
Çetin ALTAN
Enternasyonalist Davos kapitalizmi ve nasyonalist Caracas sosyalizmi
Önce Marksist, yahut bilimsel diyalektiğin ka...
Melih AŞIK
Ankara trafiği
Ankara'da meydana gelen ve 8 Dışişleri Bakanl...
Fikret BİLA
Güler: Doğalgaz sözleşmeleri kötü yapılmış
Havaların soğumasıyla birlikte başlayan doğal...
Hasan CEMAL
Kirli oyun!
Irak'ta kirli oyun... Nedir? Amerikan işgalin...
Güneri CIVAOĞLU
Başı açık namaz...
Profesör Dr. Beyza Bilgin, Ankara İlahiyat Fa...
Abbas GÜÇLÜ
Türkiye, bilişim çağını yakalayabilir mi?
Matbaayı yüzlerce yıl sonra kabullendik. Endü...
Hurşit GÜNEŞ
Kar ve soğuğun ekonomik maliyeti
Geçenlerde basında Rusya'dan gelen soğuk hava...
Sami KOHEN
Hamas neyi seçecek?
KİMSE böyle bir sonuç beklemiyordu... Filisti...
Metin MÜNİR
'Mr. Ali'nin Türkiye medya siftahı
Ali Özmen Safa adlı Kıbrıslı işadamı Star gaz...
Faik ÖZTRAK
Küresel ekonomik durumun kalıcılığı
Bugün dünyada yaşanan likidite bolluğunu yeni...
Hasan PULUR
İmtiyazsız, sınıfsız bir toplum
DELİKANLI motosiklet kullanıyor, hem de çok f...
Derya SAZAK
Derviş'in kitabı
Kemal Derviş'in yeni kitabı, 'Krizden Çıkış v...
Meral TAMER
Merkel: Yeniliğe siyasetten başlanmalı
Almanya Başbakanı Angela Merkel, Çin Başbakan...
Ece TEMELKURAN
Müstehcen namaz
Hepimiz bal gibi biliyoruz ki küçücük kız çoc...
Osman ULAGAY
Intel Başkanı Barrett: Büyü öğretmenlerde
Dünyanın önde gelen mikroişlemci üreticisi In...
Güngör URAS
TÜSİAD'çılar 'karamsar' olmuş
TÜSİAD'ın 36'ncı genel kurul toplantısına kat...
M. Ali BİRAND
AB, Ankara'yı bu defa iyi anlamalı
Uluslararası ilişkileri iyi bilirim.

© 2006 Milliyet