|
Merkel: Yeniliğe siyasetten başlanmalı
Almanya'dan Çin'e, Pakistan'dan Nijerya ve İsviçre'ye, 12 saatte 5 ülke liderini dinleyince, sersemledim
DAVOS
Almanya Başbakanı Angela Merkel, Çin Başbakan Yardımcısı Zeng Peiyan, İsviçre Devlet Başkanı Moritz Leuenberger, Pakistan Devlet Başkanı Pervez Müşerref, Nijerya Devlet Başkanı Olusegun Obasanjo...
12 saat içinde, 5 devlet başkanını / başbakanı ardarda karşımda görüp, konuşmalarını dinlemeye, hatta içlerinden biriyle (Pervez Müşerref) ayaküstü Türkçe sohbet etmeye pek alışık olduğum söylenemez. Ama Davos'taysanız ve biraz da girişkenseniz, bu pekâlâ mümkün.
Avrupa'nın yeni yıldızı
Almanya'nın 2,5 aylık Başbakanı Angela Merkel; Batı'nın alışık olduğumuz Tony Blair tarzı, Amerikanvari, fiyakalı liderlerinden ve tabii selefi Gerhard Schröder 'den çok farklı, mahcup ev hanımı edasında.
Doğu Almanya'da bir papazın kızı olarak doğmuş, Leipzig Üniversitesi'nde akademik kariyerine başlamış, 1989'da Berlin Duvarı yıkıldığında 34 yaşında bir fizik doçenti olarak kendisini "özgürlüğün göbeğinde" bulmuş.
Davos'ta Merkel'i, kendi ana dilinden dinleyebilen nadir Türklerden biriydim. Ve Batı'dakilerden çok farklı bir ortamda yetişmiş, farklı ölçülere sahip, mevcut paradigma içinde "anti lider" gibi gözüken bu yumuşak, takipçi kadını ben, Avrupa'nın hızla parlayacak yeni yıldızı olarak gördüm.
G - 8'e ve AB'ye başkan
Merkel konuştukça insana tuhaf bir güven telkin ediyor. Sözlerinin arkasında duracakmış izlenimi veriyor. Refahın rehavetinde boğulan Avrupa için iddialı planları var. Zaten gelecek yıl hem Avrupa Birliği Dönem Başkanlığı, hem de G - 8 Başkanlığı Almanya'ya geçeceği için, iddialı hedeflerini uygulama alanı da bulacak.
Merkel öncelikle Almanya'ya ilişkin 10 yıllık hedefini koydu önümüze: "Almanya 10 yıl içinde gerek büyüme, gerek işsizlik, gerekse inovasyon konularında Avrupa'nın ilk 3 ülkesi arasına girecek." Duy da inanma kıvamında bir hedef! Ama Merkel'in ağzından Almanca dinleyince, tuhaf bir biçimde mümkün görünebiliyor insana...
Türkiye'den söz etmedi
Pekiyi bu hedefe ilerlerken, Almanya'daki Türk işçilerin akıbeti ne olacak? Dahası Türkiye'nin AB üyeliğine baştan beri muhalif olan Merkel, Avrupa'yı içinde bulunduğu ataletten kurtarmaya soyunduğunda, Türkiye ile ilgili rezervleri bizi nasıl etkileyecek? Merkel konuşmasında Türkiye'den hiç söz etmedi, ancak 2,5 aylık Başbakanlığı süresince ziyaret ettiği ABD Başkanı Bush'tan Fransa Devlet Başkanı Chirac ve Rusya lideri Putin'e kadar, hepsine güven telkin edip etkilediğine göre, bize karşı rezervleri üzerinde de daha ciddi düşünmemiz gerek.
Siyasetten başlayacak
Dünya Ekonomik Forumu'nun bu yılki ana teması "Zorunlu Yaratıcılık" aslında iş dünyasına yönelikti. Ancak Merkel konuşmasında "Bugünün koşullarında zorunlu yaratıcılık, özellikle Avrupa'da siyasetten başlamalıdır " dedi.
Siyasetin olmaması gereken yerleri serbest bırakıp, kolaylıkla kucaklayabileceği alanlara yönelmesi gerektiğine işaret eden Merkel, "Küresel düzende güvenlerini kaybetmiş insanlara, kendi ülkelerinde moral verecek bir siyasi anlayış gerek" dedi.
Ayakta alkışlandı
Anlayacağınız Merkel yaratıcılığını, Alman halkını motive etmek için kullanacak. "Ben hayatım boyunca özgürlükle tanışacağımı hiç hesap etmemiştim. Bir gün hiç beklenmedik şekilde kendimi özgürlüğün içinde buldum ve hayatım değişti. Beklenmedik değişiklikler, her zaman yaşanabilir" diyor. Başarının üzerine yatmış Avrupa ülkelerinde siyasetçileri de, toplumları da, kendi sınırlarını zorlamaya davet ediyor. Ve Davos ahalisi tarafından dakikalarca ayakta alkışlanıyor.
İngilizce sordum Türkçe yanıtladı
Pakistan Devlet Başkanı Pervez Müşerref ve Nijerya Devlet Başkanı Olusegun Obasanjo ile "Bölgesel Güçler Yükselişte" başlıklı atölye çalışmasında birarada olduk. Pervez Müşerref bir yandan AB'yi örnek gösterip, bölge ülkelerinin bir araya gelerek ortak bir güç oluşturmanın faziletlerine dikkat çekerken, diğer yandan da komşusu Hindistan'ı ima ederek "Ancak bu işbirliğinde fedakârlığı büyük ve güçlü olan ülke yapmalıdır," dedi. Müşerref, bölgesel işbirliklerinde ülkelerin kendi bağımsızlıklarından en ufak bir taviz vermemeleri gerektiğinin özellikle altını çizdi.
Nijerya Devlet Başkanı Olusegun Obasanjo'nun bölgesel işbirliğinden anladığı ise AIDS gibi, sıtma gibi salgın hastalıklara karşı, sağlık alanında güçlerin birleştirilmesiydi. Atölye çalışmasının ardından Müşerref'e kendimi tanıttım ve Türkiye'yi bölgesel güç olarak nereye ait gördüğünü sordum. Benim İngilizce soruma "Nasılsınız?" diyerek, Türkçe cevap verdi: "Avrupa Birliği'ne katılıyorsunuz ya, bu Türkiye için çok iyi bir şey. Ama bağımsızlığınızdan sakın en ufak bir ödün vermeyin."
mtamer@milliyet.com.tr
|
|