Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 27 Ocak 2006 / Cuma  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten

AB, Ankara'yı bu defa iyi anlamalı


Uluslararası ilişkileri iyi bilirim.
Benim işim bu. Kimse kimsenin göz yaşına bakmaz. Yok, verilmiş sözlermiş; yok, ahte vefa imiş gibi tanımlamalar para etmez. Uluslararası ilişkilerde, sadece çıkarlar ön plandadır. Demirel'in deyimiyle, Uluslararası ilişkilerde "Dün dündür, bugün bugündür..."
Bütün bu gerçekleri bilerek, şu okuduğunuz yazıyı kaleme aldım.
Amacım, 25 Avrupa Başkentinde ve Brüksel'de, Türkiye-AB ilişkileriyle meşgul olanlara seslenebilmek. Hedefim bu kişilere, Kıbrıs konusunda gerçekçi olmaları ve Türkiye'yi hafife almamaları gerektiğini anlatabilmek.
Konu, Türkiye'nin Kıbrıs gemilerine hava ve deniz limanlarını açması.
Ankara söz verdi. Gümrük Birliği çerçevesinde limanlarını açacak. Bu konuda bir sorun yok. Sorun, bunun zamanlaması ve Kıbrıs Rumlarının tutumundan kaynaklanıyor. Rumlar, limanlar açılmadan, Türkiye ile müzakerelerin başlamasına karşılar.
Türkiye, müzakereler ile limanların açılması arasında net bir bağ kurulmaması, bu sorunun kendi süreci içinde çözülmesini öneriyor. Yani, final çözüme bağlıyor. Limanların biran önce açılmasında ısrar edilecekse, o zaman AB'nin daha önce verdiği sözlere sadık kalıp KKTC üzerindeki kısıtlamaların hiç değilse bir bölümünün kaldırılmasını istiyor.
Rumlar, AB'yi ikna etmiş durumda. Bu yönde atılacak her adımın, KKTC'nin tanınması anlamına geleceğini, bunun da ada'yı iki bağımsız devlete böleceğini ileri sürüyorlar. AB'deki genel izlenim, Rumlara hak verilmesi, KKTC'nin isteklerinin gözardı edilmesi şeklinde. Tabii bu durum Papadopulos'u memnun ediyor. Politikalarını sürdürmek konusunda güven veriyor.
Tam bir çıkmaz ile karşı karşıyayız.

* * *

TÜRKİYE KARŞILIKSIZ LİMANLARINI AÇAMAZ
Avrupa Birliği yetkililerinin çok iyi anlamaları gereken bir nokta var. O da, Türk hükümetinin, karşılığında KKTC ile ilişkin en ufak bir iyileştirme elde etmeden Rum gemilerine limanlarını açamayacağıdır.
Erdoğan ve Gül ne kadar isteseler dahi bunu yapamazlar. Zira, kamuoyuna anlatamazlar. Bu gerçeği bildiklerinden dolayı "tek taraflı adım atmayız" diyorlar. Bu söze inanmamız gerekir.
Türk kamuoyu Uluslararası ilişkilerin inceliklerini bilmez. Üstelik, bilmesine de gerek yoktur. Bu kamuoyu için önemli olan onun duyarlıklarına biraz olsun saygı gösterilmesidir.
Doğrudur, Uluslararası ilişkiler haksızlıklarla doludur. Dün veirlen sözler bugün tutulmaz. Politikalar milli çıkarlara bağlıdır.
Ancak, bütün bu gerçeklerin de bir sınırı vardır.
Türk kamuoyu, Kıbrıs konusunda aldatıldığı izlenimindedir. İster kabul edilsin veya görmezden gelinsin, ancak gerçek budur. Hiçbir Türk hükümeti de, böylesine inanmış bir kamuoyuna rağmen adım atamaz.
Öte yandan, bende kendimi aldatılmış hissediyorum. Annan planı pazarlıklarını, hem BM hem de AB cephesinden izledim. Perde arkasında neler konuşulduğunu biliyorum. Türkiye ve KKTC'nin nasıl zorluklarla adım attıklarını, Annan planına ne pahasına destek verdiklerini gördüm.
Sonra ne oldu?
KKTC, tüm riskleri aldı. Eski politikasından (Konfederasyon) vazgeçti ve Annan planını kabul etti.
Papadopulos, Kofi Annan'ı aldattı. Gunther Verheugen'i aldattı. Planı kabul ediyormuş izlenimi verdi, ancak referandumda halkını kışkırtıp HAYIR oyu çıkarttı.
Plan düştü.
KKTC, ne AB'ye girebildi ne de üstündeki baskılardan kurtulabildi. Uluslararası telkinlere, tavsiyelere uyduğundan, AB ve ABD'nin önerilerini kabul ettiğinden dolayı cezalı duruma düştü.
Rumlar ise, AB'ye tam üye oldular. Önceleri biraz azar yedikten sonra eşit muamele görür oldular. Şimdi de sert çıkıyorlar :Türkler önce limanlarını açsınlar, ardından müzakereler açılsın.
Bu kadarı fazla.
Bu yaklaşım, insanların zekaları ile alay etmek, sabırlarıyla oynamak demektir.
KKTC üzerindeki kısıtlamalar, Avrupa Birliği veya ABD tarafından biraz olsun hafifletilmediği sürece, Türkiye limanlarını Rum gemilerine açmamalıdır.

* * *

SADECE JEST YETMİYOR...
İngiliz Dışişleri Bakanı Straw'un Kıbrıs ziyareti sırasında , Rumların protestolarına rağmen, Cumhurbaşkanı Talat'ı makamında ziyaret etmesi anlamlıdır. Hem Rumlara, hem de Uluslararası kamuoyuna bir mesaj vermiş, Kıbrıs'ı iki toplumlu ve iki bölgeli bir ülke olarak tanıdığını göstermiştir.
Bundan önce de, AB ülkelerinden kaynaklanan bir çok jest yaşanmıştır. Hele Amerikan kongre üyelerinin KKTC'ye gidişleri, AB parlamentosunun attığı çiçekler hepimizi memnun etmişti.
Ancak bu işler sadece jestlerle bitmiyor.
İngiliz Dışişleri Bakanı'nın tutumu hoştur, ancak önemli olan somut adımlardır. Jestler unutulup gider, buna karşılık Avrupa Birliği ile müzakereler için Kıbrıs vetosu kalır. Rumlar, tam üye olmanın nimetlerinden sonuna kadar yararlanırlar.
İşte bütün bu gerçekler karşısında, İngiltere'den jestler kadar somut adımlar da bekliyoruz. Londra Uluslararası alanda, özellikle de Avrupa Birliğinde Kıbrıs'ın sahibi olarak bilinir. Buna göre hareket etmelidir. Sadece jestlerle yetinmemelidir.

(Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com) yayınlanmaktadır. )

mabirand@e-kolay.net








Taha AKYOL
Müslüman Kalvinistler!
MERHUM Ahmet Taner Kışlalı bir yazısında Kema...
Çetin ALTAN
Enternasyonalist Davos kapitalizmi ve nasyonalist Caracas sosyalizmi
Önce Marksist, yahut bilimsel diyalektiğin ka...
Melih AŞIK
Ankara trafiği
Ankara'da meydana gelen ve 8 Dışişleri Bakanl...
Fikret BİLA
Güler: Doğalgaz sözleşmeleri kötü yapılmış
Havaların soğumasıyla birlikte başlayan doğal...
Hasan CEMAL
Kirli oyun!
Irak'ta kirli oyun... Nedir? Amerikan işgalin...
Güneri CIVAOĞLU
Başı açık namaz...
Profesör Dr. Beyza Bilgin, Ankara İlahiyat Fa...
Abbas GÜÇLÜ
Türkiye, bilişim çağını yakalayabilir mi?
Matbaayı yüzlerce yıl sonra kabullendik. Endü...
Hurşit GÜNEŞ
Kar ve soğuğun ekonomik maliyeti
Geçenlerde basında Rusya'dan gelen soğuk hava...
Sami KOHEN
Hamas neyi seçecek?
KİMSE böyle bir sonuç beklemiyordu... Filisti...
Metin MÜNİR
'Mr. Ali'nin Türkiye medya siftahı
Ali Özmen Safa adlı Kıbrıslı işadamı Star gaz...
Faik ÖZTRAK
Küresel ekonomik durumun kalıcılığı
Bugün dünyada yaşanan likidite bolluğunu yeni...
Hasan PULUR
İmtiyazsız, sınıfsız bir toplum
DELİKANLI motosiklet kullanıyor, hem de çok f...
Derya SAZAK
Derviş'in kitabı
Kemal Derviş'in yeni kitabı, 'Krizden Çıkış v...
Meral TAMER
Merkel: Yeniliğe siyasetten başlanmalı
Almanya Başbakanı Angela Merkel, Çin Başbakan...
Ece TEMELKURAN
Müstehcen namaz
Hepimiz bal gibi biliyoruz ki küçücük kız çoc...
Osman ULAGAY
Intel Başkanı Barrett: Büyü öğretmenlerde
Dünyanın önde gelen mikroişlemci üreticisi In...
Güngör URAS
TÜSİAD'çılar 'karamsar' olmuş
TÜSİAD'ın 36'ncı genel kurul toplantısına kat...
M. Ali BİRAND
AB, Ankara'yı bu defa iyi anlamalı
Uluslararası ilişkileri iyi bilirim.

© 2006 Milliyet