|
 |
|
|
On parmak, kaybolunca don parmak
Bundan on yıl önce okul kitaplarında çağdaş yazarların şiir, öykü, hatta bilmece olsu, hiçbir ürününe rastlayamazdınız. Varsa yoksa, sekiz-on yazarın herkesin ezbere bildiği şiir ve öyküleri dolaşırdı kitaplarda. Mevsimler şiiri, kış şiiri, kardan adam şiiri, pencere önünde aç serçecik öyküleri okul kitaplarının vazgeçilmez sanat eserleriydi. Sonraları, yaşayan yazarlar da yavaş yavaş yer almaya başladı okul kitaplarında. Benim gibi bazı yazarlar da Almanya'da yayımlanan Türkçe kitaplarından geçerek ülkemizdeki okul kitaplarına girebildi. Sanırım ülkemizde basılan Türkçe okul kitaplarına ilk giren şiirim "Ağaçlar ve Çocuklar"dı.
* * *
Ağaçlar ve Çocuklar
Kış gelince çocuklar / Paltolarımızı / Çizmelerimizi giyeriz / Yaz gelince de soyunuruz / Tüm bunlardan / Peki neden / Ağaçlar / Kış gelince soyunurlar da / Yaz gelince / Kış gelmiş gibi / Yapraklarla örtünüyorlar?
* * *
Bir haftadır kar yolları kapayıp okul tatilini uzatınca, aklıma bu şiir geldi. Bir de iki yıldır kullanmadığım atkım, şapkam ve en başta da eldivenlerim. Yolda gelirken ellerimi sıcacık tutan eldivenlere bakarken, "Acaba bu dünyada ilk eldiveni kim örmüştür, kim yapmıştır?" gibi bir soru geldi aklıma. Çocuklarla iç içe yaşayanlar bu tür sorular üzerinde çok dururlar. İnsan yetişkin olup da pek çok sorunla uğraşınca, kafasında bu tip küçük ayrıntıları düşünmez. Tabii bununla birlikte de pek çok incelikli ayrıntının tadına varamaz yaşamında. Belki, "Bir çift eldivenle mi gelecek bu ayrıntı?" diyebilirsiniz. Ama, evet! Bir çift eldivenle...
* * *
Ünlü ozan Homeros eserlerinden birinde Kral Leartes'ten söz ederken, "Kral Leartes'in elinde bir çift eldiven vardı," demiş. Eldiven sözcüğünün belki de ilk geçtiği cümlelerden biri Homeros'un bu şiiri. Ünlü tarihçi Herodot da yine bir eserinde, Leotkhides'in bir eldiveni rüşvet alınan paralarla doldurduğunu, yazar.
Eski Romalıların eldiven kullandıklarını hepimiz biliyoruz. Almanlar ve İskandinavlar eldiven kullanmaya 8. yüzyılda başlamışlar. Onların kullandığı eldivenler tek parmaklıymış. Yalnızca krallar ve soylular değerli taşlarla; gümüş tellerle süslenmiş eldivenler takarlarmış. 9. yüzyıla kadar İngiltere'de hiç eldiven kullanılmamış. İlk eldiveni I. Elizabeth takmış, ondan sonra da eldiven İngiltere'de moda olmuş. O dönemin eldivenlerinin konçları uzun ve üzerleri ağır işlemelerle süslüymüş.
* * *
Bazı filmlerde görmüşsünüzdür; özellikle silahşor filmlerinde. İki soylu arasında bir sorun çıkmışsa ve bu kişilerden birinin onurunu kırmış, onu küçük düşürmüşse hemen eldivenini çıkarıp yanındakinin suratına çarpar, bulunduğu yerden ayrılırdı. İşte bu, "Sizi düelloya davet ediyorum!" demekti. Ertesi gün, sırtları birbirine dönük iki insan, bir hakemin önderliğinde yürürler, sonra dönüp birbirlerine ateş ederlerdi. Ellerimiz üşümesin diye giydiğimiz eldivenlerin zaman içinde kazandığı böyle bir sevimsiz görev de var.
* * *
Artık günümüzde eldiven, özellikle elleriyle çalışan insanların vazgeçilmez giyecekleri oldu, kullanıldığı malzemeye ve yapıldığı işe göre de adlar aldı. Boks eldiveninden tutun da ameliyat eldivenine kadar. Bence bulaşık eldiveninden başlayın, bakın arkası ne kadar çabuk geliyor.
Kitaplar yirmi dört çeşit eldiven olduğunu yazıyor. Ben on dokuza kadar saydım. Bakalım bu soğuk kış gününde pencereden dışarıya bakarken, siz kaç tanesini sayabileceksiniz... On parmak, kaybolunca don parmak: Bildiniz mi? Eldiven
yural@milliyet.com.tr
|
|
|

|