Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 29 Ocak 2006 / Pazar  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
ARTIK, ÖYKÜCÜLÜĞÜMÜZDE YEKTA KOPAN'IN ÖZGÜN BİR YERİ VAR...
Yazarın fırça darbeleri

Yekta Kopan'ın son romanı "Kara Kedinin Gölgesi"ni bir çeşit kılavuz kitap sayabiliriz. Kopan, yol haritasını keşiften sonra tutuşturuyor okurunun eline. Son kitabını en önce okuyacak olanlar ise doğru sırayı izlemiş oluyor.

Füsun Akatlı / Öykü

Kara Kedinin Gölgesi", Yekta Kopan'ın dördüncü öykü kitabı. Bu kitapta onun, önceki kitaplarında gerek atmosfer, gerek üslup olarak kurup yerleştirdiği öykü dünyasının ipuçları yakalanıyor, sesleri yankılanıyor. Yekta Kopan imzasının çeşitlemelerine açılıyoruz artık. Kimi kısa, kimi "kısacık" öyküler yer alıyor "Kara Kedinin Gölgesi"nde. Hatta kimilerine sadece "metin"ler diyebiliriz. Yazarın bir öykücü olarak pentimento portresi yerleşmiş zemine. Oyunlar kuruluyor, oyunlar bozuluyor. Arka plandaki portre, belli belirsiz mimiklerle, yumuşak geçişlerle çeşitlendiriyor anlatısını.
Olayın ve kişinin öne çıkmadığı öyküler bunlar. Bir çeşit "gündüz düşü" kimileri, kimileri de pes perdeden mırıldanılan yarım-şarkılar. Edebiyatçının zaman zaman kaleminin olanaklarını denemek istediğini hep biliriz. Üslup birliği, duygu bütünlüğü aramamalıyız böyle bir sunumla karşılaştığımızda. Tam tersine, okur olarak, yazarın farklı ışıklar altındaki gölgeleri ilgilendirmeli bizi.
Yekta Kopan kendisini tanıyan okurla ilişkisini bir adım ileri götürüyor bu kitabıyla. Onunla yeni tanışan okur ise, "Kara Kedinin Gölgesi"nde karşılaştığı patikaların izini sürerek, "Fildişi Karası"na, "Aşk Mutfağından Yalnızlık Tarifleri"ne ve "Yedi Derste Vicdan Muhasebesi"ne varabilir. Hesaplaşmalar, hüzünler, yalnızlıklar, küçük şakalar, iç burkulmaları, takıntılarla yol alarak yazarın dünyasına açılabilir. Hatta Kopan'ın tek romanı olan "İçimde Kim Var?" ile de bağlar kurabilir. Bir çeşit kılavuz kitap sayabiliriz "Kara Kedinin Gölgesi"ni.

Temür Köran'ın resimleri
Bu küçük kitapta yirmi altı metin var. Yirmi altı fırça darbesi. Bu fırça darbelerini okur birer resme tamamlayabilir isterse. Okurlardan birinin okuma örnekleri de desenler olarak yerleşmiş sayfaların arasına. Temur Köran'ın kitaba çizdiği resimler, onun okumalarının birer izdüşümü.
Her okurun tasarımında, ressamınkinden farklı ya da onunkiyle benzeşen imgeler-ama mutlaka imgeler- oluşturan anlatılar Kopan'ınkiler. Aralarında bir ortaklık arandığında, yazarın "günümüz"ün renklerini ve seslerini, "günümüz"ün kirlerini akıtmakta kullandığını, imgelerinin okura bu yolla ulaştığını, bu etkiyi amaçladığını söylemek yanlış olmaz.

Anlamsal gevşeklik
Üslup arayışları içinde, dilin yer yer içeriği biçimlendiren ortam olmaktan uzaklaşıp, kendi üzerine kıvrıldığını, böyle olunca da ister istemez semantik boşluklar oluşturduğunu gördüm "Kara Kedinin Gölgesi"nde. Kopan'ın belki, kendi kendine kurduğu bu tuzakların birer tuzak olduğunu unutmaması gerekiyor.
Bir örnek vermek gerekirse: "Orkestra şeflerinden korktum bisiklete binemediğimi anlarlar diye. Deniz kenarında yürürken çorak bir karmaşanın adresini sormak şaşırtıcı gelmedi bana bugüne kadar." (18) cümlelerinin anlamsal yapısı temelini dilde değil imgede buluyor. Oysa şiirsellik etkisi, imge ile anlam arasındaki bağın kopmamış olmasına bağlıdır. Yazarın metinlerinin çok yerinde bu etkiyi sağlamaya çalıştığını ve bunu başardığını görüyoruz.
Ne var ki kimi yerde de, yoğun ve derinlikli bir söylem ararken, örnekteki gibi bir anlam boşluğuna düşüveriyor. "Kırmızı ışığın yeşile döndüğü an, bütün duygular aynı zemine basar... İşte yine öyle olmuştu. İşte yine onlar gazete kâğıtlarının güzelliğine dostluk katmaya giderken ben eksiliyordum. Hep böyle olmaz mı?"(s.34) aynı tür anlamsal gevşekliğe bir başka örnek. Kopan, yalın ve duru söyleyişle çok daha etkili kılabildiği anlamı, zaman zaman karanlık ve dolambaçlı çağrışımlar zincirinin ucunda yitirebiliyor.

Sağlam öykü yapısı
Yalınlık ile yoğunluk, derinlik ile uçukluk, bilgelik ile naivlik sarmallanıyor bu öykülerde. Yalınlığı yoğunluğa, derinliği uçukluğa feda etmediği sürece öyküsünün yapısını sağlam kuruyor Kopan. Kendine özgü, özgün bir yeri var artık onun öykücülüğümüzde.
Bu kitabında öykülemeden çok, öykülenecek olana bir dil arama çabası öne çıkıyor. Ama adeta bu egzersizler, önceki kitaplarında bulduğumuz dünyalar için birer prelüd. Bütünlük yerine parçalı bir yapının özellikle tercih edilmiş olması da ayrıca dikkate değer. Yekta Kopan, yol haritasını keşiften sonra tutuşturuyor okurunun eline. Son kitabını en önce okuyacak olanlar ise doğru sırayı izlemiş oluyorlar bir anlamda.




KITAP
 "Ölüm mü ?.. Buyursun gelsin!"
 Her ayın son çarşambası
 Büyülü ülke Narnia
 Binbir öykü
 Dış politikanın yarım asrı
 Yazarın fırça darbeleri
 Bir Mike Hammer romanı
 Hedda ile Nora
 Sıradan bir seçim günü
 Ejderhaların gizemi
 2006'ya girerken şiir
 Sözlük yahut lügat
 Cinsiyetçi şiddet ve kadın
 Kızın adı Mercedes
 Kim demiş Attila'nın bugünle ilgisi olmadığını?
 Eleştirinin hanımefendisi
 Her güne başka lezzet
 Çanakkale'nin makus talihi
 Seine Nehri'nde aşk
 Cüneyt Ayral'ın Paris izlenimleri
 Kitap ajandası
 Haberler
 Türkiye'de çok satanlar





© 2006 Milliyet