Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 29 Ocak 2006 / Pazar  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
YAZAR, AZINLIKLARIN SESİNİ ÇOĞUNLUKLARA YANSITMAK ZORUNDADIR.
Çanakkale'nin makus talihi

Solmaz Kamuran, 'kimlik sorunu' çerçevesinde bir aşkı anlattığı yeni romanı "Çanakkale Rüzgârı"nda, Atatürk'ün ölümünden sonra çalkalanan Türkiye'den Varlık Vergisi'ne, Auschwitz'den İstanbul'a kadar uzanıyor.

YASEMİN BAY / Roman

Birbirine âşık Çanakkaleli iki genç: Türk ve Müslüman Bedia ile Yahudi Hazmonay... İkinci Dünya Savaşı yılları... Bedia ile Hazmonay'ın Selanik'e kaçışlarıyla başlayan fırtınalı yaşamları... Bedia artık Vedya Kosbi adıyla yaşamını sürdürecektir, önce Austwichz'de, ardından Londra'da ve nihayetinde İstanbul'da. Hazmonay Kosbi ise, Selanik'in ardından Yunan İç Savaşı'nda direnşçilere katılacak, derken Londra'da sevgilisine kavuşacaktır. Ta ki yeni bir ayrılık yaşayana kadar...
İki gencin aşkının arkasında, savaşları, azınlıkların yaşadıklarını, Auschwitz'i, yokluğu, kimliğini yitirmeyi anlatıyor, bir dönemin panoramasını çiziyor Solmaz Kamuran'ın son romanı "Çanakkale Rüzgârı". Goa Yayınları tarafından yayımlanan kitabıyla ilgili olarak Solmaz Kamuran ile konuştuk...

"Çanakkale Rüzgarı" için tarihsel roman diyebilir miyiz?
İnsan bir ada değil ki, bütün yaşanılanlardan kopuk olsun. Çok siyasetle, bilimle ilgilenmeyebilirsin, kendine göre yaşıyor olabilirsin ama yine de fark etmeden yaşanılanlar senin üzerinde bir etki yaratır. Dolayısıyla neyi anlatırsak anlatalım, o dönemi de anlatmış oluyoruz. Bence dönemler, o sırada olan biten her şey çok önemli.

Roman için araştırma yaptınız mı?
Evet yaptım. Çanakkale, çok değişik bir yer o dönemlerde. Savaşlardan önce en az 15 tane konsolosluğu olan, Levantenlerin yaşadığı, ticaret yaptığı bir yer.
O insanları, evlerini, yaşam biçimlerini anlatmam gerekiyordu. Çanakkale pek sönük, yetim gibi İstanbul'un yanında; ama aslında bunu hak etmiyor. Çanakkale'nin makus talihi de bu kitapla değişir belki diye düşünüyorum.

Romanda gerçek kişiler de var mı?
Var. Hettie Gretch. Bütün eski Çanakkaleliler biliyor onu. Rastlantı sonucu, araştırmalarımı yaparken ona rastladım. Romana Hettie Grecht'i koymayı düşünmüyordum aslında. O geldi bana kendini yazdırdı sanki. Çok ilginç bir kadın. Bedia'ya keman çalmayı öğreten, onu şekillendiren kişi. Mesela Hettie'nin evi duruyor hâlâ Çanakkale'de.

Romanda bir melodram tadı var. Tamam artık her şey halloldu Bedia ile Hazmonay birbirlerine kavuştu derken, yeni sorunlar çıkıyor. Başlarına o kadar çok olay geldi ki...
Hayat böyle bir şey. Bir kere sürüklenmeye başlarsan, artık ipin ucunu tutamazsın. Bizim dışımızdaki olaylarla hayatımız şekilleniyor. Diyelim ki hayatımızın yüzde 30'unu kontrol ediyoruz. Hiç olmazsa o yüzde 30'u elimizde tutarsak fazla sürüklenmeyebiliriz. Ama Hazmonay ile Bedia en başından bir sürüklenmenin içine girdiler. Sürüklenmeye başlarsan hiçbir zaman toparlayamazsın.

Bedia kimliğinden vazgeçiyor ve Vedya Kosbi olarak yaşamını sürdürüyor.
Bir kere ipin ucu kaçtı, bir daha da ancak hayatının sonunda kendi olabildi. Olmayabilirdi de ama olumlu bir şey katayım istediğim için romanı öyle bitirdim. Olmaz olmaz diye bir şey var ya, biraz da onu vurgulamak istedim. Kimliğinden bile vazgeçebilirsin veyahut vazgeçmek zorunda bırakılabilirsin.
Bedia'nın kimliğinden vazgeçişi ona çok sıkıntılı bir kimlik de yükledi. Çünkü önemli bir şey insanın kimliği, illa da etnik anlamda demiyorum. Biri ya da birileri seni değiştirmeye çalışıyorsa, başlangıçta razı olsan da sonuçta patlama yaşayabilirsin. Bedia'da olduğu gibi.
Romanda azınlıklara yaptığınız vurgular dikkati çekiyor.
Bütün romanlarımda azınlıklara vurgu yaparım. İlle de belli bir gruptan olması gerekmiyor. Yazar bence egemen güçlere karşı kendini, kimliğini korumaya, değerlerine sahip çıkmaya çalışan, azınlıkların sesini çoğunluklara yansıtan, yansıtmak zorunda olan biridir. Zaten yazarlar da azınlık, Türkiye'de özellikle.

Hitler'in doğumgünü kutlamasına Türkiye'den bir heyet gittiğini söylüyorsunuz...
Evet doğru böyle bir heyetin varlığı. İsimleri vermedim romanda. Mesela romanda bazı gazeteleri, dergileri okuyor kahramanlar; onlar da hep gerçek yazılar. Türkiye'nin o dönemde Almanya ile ne kadar flört ettiğinin somut bir göstergesi o heyet. Ali Fuat Cebesoy, Yunus Nadi, Orgeneral Asım Gündüz, Pertev Demirhan, Necmettin Sadık, Hüseyin Cahit Yalçın, Falih Rıfkı Atay yer alıyor heyette.

O dönemde azınlıklara nasıl yaklaşıldığını da gösteriyor mu heyetin varlığı?
Kristal Gece olarak adlandırılan olayları, Atatürk'ün ölümünden sonra çalkalanan Türkiye'yi, 20 Kura (24 ile 44 yaş arasındaki Yahudi erkekler silah altına alınıp, yol yapımı gibi işlerde çalıştırıldılar) ve Trakya olaylarını da anlattım.
Varlık Vergisi, 6-7 Eylül olaylarından söz ediliyor ama bir de onları hazırlayan bir ortam var. Bunların üstü örtülü gibi duruyor. Bu konulara meraklıysan araştırmacıların yazdığı yazılar var ama meraklı değilsen karşılaşman mümkün değil. Durup dururken Varlık Vergisi çıkmıyor.

"ÇETİN ALTAN BENİM İÇİN NİMET"


Eşiniz Çetin Altan ile romanınızı yazarken fikir alış verişinde bulunur musunuz?
Her gün. Yazımı bitirdikten sonra 15 - 20 sayfa mutlak okurum ona. Bazen ben ipin ucunu kaçırır, coşarım "Artık yeter" der, arındırmama yardım eder. Romanlarımı da çevirilerimi de mutlaka okurum ona. Onun yazılarını da sabahları ilk defa ben okuyorum. Benim için büyük bir nimet yani.

"Çanakkale Rüzgarı"nı nasıl değerlendirdi?
Çok beğendi. "Nasıl olmuş" diyorum, "Çok güzel olmuş" diyor. "Doğru söyle" diyorum, bana diyor ki "Ben yazı için yalan söylemem." Düşünün ki Çetin Altan'dan bunu duymak isteyen niceleri var.



KITAP
 "Ölüm mü ?.. Buyursun gelsin!"
 Her ayın son çarşambası
 Büyülü ülke Narnia
 Binbir öykü
 Dış politikanın yarım asrı
 Yazarın fırça darbeleri
 Bir Mike Hammer romanı
 Hedda ile Nora
 Sıradan bir seçim günü
 Ejderhaların gizemi
 2006'ya girerken şiir
 Sözlük yahut lügat
 Cinsiyetçi şiddet ve kadın
 Kızın adı Mercedes
 Kim demiş Attila'nın bugünle ilgisi olmadığını?
 Eleştirinin hanımefendisi
 Her güne başka lezzet
 Çanakkale'nin makus talihi
 Seine Nehri'nde aşk
 Cüneyt Ayral'ın Paris izlenimleri
 Kitap ajandası
 Haberler
 Türkiye'de çok satanlar





© 2006 Milliyet