
|
|
|
 |
|
|
ANAIS NIN, MILLER İLE YAŞADIĞI AŞK OLMASAYDI BU KADAR TANINIR MIYDI?
Seine Nehri'nde aşk
Anais Nin'in "İçsel Kentler" serisinin üçüncü kitabı olan "Dört Odalı Kalp" vitrinlerdeki yerini aldı.
SERPİL GÜLGÛN / Roman
Anais Nin'i Anais Nin yapan romanları mıdır yoksa 15 bin sayfalık güncesi midir? Hatta şöyle de sorulabilir "Anais Nin, 11 yaşında günce tutmaya başlamasaydı eğer, bugün, romanlarıyla hâlâ konuşuluyor olur muydu?" Dahası, renkli ve çalkantılı bir yaşamı olmasaydı, hadi, dilimizin altındaki baklayı çıkarıp daha açık ifade edelim; Henry Miller ve Miller'in karısı June ile yaşadığı aşk olmasaydı, bugünkü tanınmışlığına erişebilir miydi? Galiba, hayır.
Her ne kadar, vakti zamanında, Henry Miller, onu zekası inkar edilemez bir yazar olarak tanımlamışsa da, şu bir gerçek ki, Anais Nin, ne büyük yazınsal lezzetler sunar okuruna ne de erotik hazlara, dalgalanmalara yol açar. Bir D. H. Lawrence'la kıyaslandığında cüretkar bile sayılmaz. Ya da, lanetli... Lawrence Durrell'ın oylumlu, güçlü kışkırtıcılığı ve tahripkarlığıyla da karşımıza çıkmaz Anais Nin. Keza, kendisi gibi "dışarlıklı" olan ve yaşamlarının bir diliminde, yolları Paris'le kesişen Jean Rhys ya da Nina Berberova kadar okuru derinden kavramaz, sarsmaz.
Hayatı roman
Dolayısıyla, yüzeyde gezinir anlattıkları; içinize işlemez. Bu da doğal. Çünkü, en az Anais Nin kadar "hayatı roman" olan bu kadınlar, Rhys ve Berberova sürgünü, açlığı, karanlığı, tekbaşınalığı, kaybetmeyi ve düşmeyi gerçekten bilirler. Ondan da önemlisi, kurmacayı reddetmezler. Nin ise, en nihayetinde gönüllü bir sürgündür; bankacı kocası, Hugh Parker Guiler'le, onun kariyeri için Paris'e, (Anais Nin'e Emma Bovary'nin küçük kasabasını hatırlatan Louceviennes'ne yerleşir) gelmiştir çünkü. Bundan madaa, kadınlı erkekli bir hayran topluluğuyla da çevrilidir. Antr parantez, arkadaşları 'prenses' der Nin'e, herhalde, giydiği upuzun kırmızı elbiseler ya da kadife pelerini yüzü suyu hürmetine, böyle demiyorlardı.
Nitekim, Henry Miller'e göre, Nin, hayatı boyunca karşısına çıkan kadınlar arasında en güzellerinden, en caziplerinden biridir. Hem tatlı hem aristokrat. Hem de, son derece ayrıcalıklı bir kişiliğe sahip.
Sorgular ve açıklar
Öte yandan, psikanalizin önde gelen isimlerinden Otto Rank'la da çalışmışlığı var Nin'in. (Meraklısına not: Anais Nin'in onunla da bir macerası olmuş) Belki de bu çalışmışlığa borçluyuz Anais Nin'in her şeyi tanımlamaya düşkünlüğünü. Nin, rüyalardan, imgelerden ve simgelerden oluşan bir teknikle yazar, sorgular ve açıklar, açıklar. Daha da önemlisi, hiçbir şeyi açıklamayan kitaplara da (bir yerde, kurmacaya) ateş püskürür.
Üçlü bir aşk hikayesi
Everest Yayınları'ndan çıkan "Dört Odalı Kalp"e gelince... Fanatiklerinin yanı sıra bugüne dek hiç Anais Nin okumamış olan okurlara bilhassa cazip gelecektir. Zira, anlatılan, eninde sonunda, Paris'te, Seine Nehri boyunca yaşanılan bir aşk hikayesi. Hem de üçlü bir aşk hikayesi. Dünyayı kurtarmaya kalkan Guatemalalı Rango, hastalık hastası karısı Zora ve Djuna arasında geçen bir hikaye.
Ama, gene de, biz sormadan edemeyeceğiz: Nerede Anais Nin'in "Güncesi"nin devamı? Neden her şey "Henry ve June"la sınırlı kaldı? Öteki 11 cilde ne oldu? Sanıyor musunuz ki, bu renkli kadının çocukluğu merak edilmiyor? Veyahut da Nin, Tennessee Williams'tan Aldous Huxley'e, Lawrence Durrell'dan Antonin Artaud'ya, Romain Gary'den Marguerite Duras'ya dünya yazınının pek çok dev ismi hakkında ne yazdı, ne düşündü, ne yazdı, bilinmek istenmiyor.
|
|
|

|
|