Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 29 Ocak 2006 / Pazar  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
En iyi kır lokantası

Londra yakınındaki kır lokantası Le Manoir aux Quatre Saisons'da yemekler lezzetli, sunuş mükemmel





Büyük şehirlerimizin çevresindeki kır lokantaları basit, ucuz, genelde salaş lokantalardır. Bugün size Londra yakınındaki bir kır lokantasını anlatacağım. Ama bu lokanta bizim kır lokantalarından çok farklı. Lüks mü lüks bir lokanta.
Şimdilerde varlıklı İngilizler hafta sonu otomobillerine atlıyor, Londra'nın çevresinde, Londra'ya en az bir saat mesafedeki yeşillikler içindeki küçük otellerde hafta sonunu geçiriyor. Lokantalarında yemek yiyor.
Berkshire'daki French Horn isimli lokantayı geçen yıl okuyucularıma anlatmıştım. Geçen hafta Hürriyet'te Arman Kırım, Bray'daki Fat Duck adlı kır lokantasını yazdı. Bugün anlatacağım Le Manoir aux Quatre Saisons ise en iyi kır lokantası.
Manoir'ın patronu, şefi Raymond Blanc ilk lokantasını 1977 yılında Oxford'da Les Quatre Saisons (Dört Mevsim) adıyla açmış. Lokanta büyük ilgi görmüş. 1985'te Raymond Blanc, Oxford yakınındaki eski bir hanı butik otel ve lokantaya dönüştürmüş.

En ucuz içki şampanya
Yemyeşil bir bahçe içinde küçük ve çok sayıda eski bina var. Bunların bir bölümü otel, bazıları yemek okulu, bazıları da lokanta olarak kullanılıyor. Lokanta tek salonu olan lokanta değil. Binaların altında değişik yemek salonları, yemek öncesi ve sonrası oturulacak salonlar var. Binalar eski olduğundan her salonda bir şömine bulunuyor. Şu günlerde şömineler gürül gürül yanıyor. Yemeğe gidenler önce bu şömineli salonlara buyur ediliyor. Ellerine koskoca bir roman kalınlığındaki içki listesi tutuşturuluyor.
Burada âdet şampanya ile açılış yapmakmış. En ucuz içki şampanya... En ünlü markalısı bile... Hele şişe ile değil de kadeh ile içilirse... Pahalı olan şaraplar... Chateau Margaux 1'er Cru. Classe 1990'ın şişesi 1225 sterlin (yaklaşık 2 bin dolardan fazla). Chateau Cheval Blanc 1'er Grand Cru, Class A şarabın şişesi 1500 sterlin.
Le Manoir'a gidince bu şarapları içmek gerekir ama keseniz müsait değilse şişesi 80 sterlin dolayında olan şaraplar da var.
Servis elemanları şarap siparişinden sonra yemek listesini de misafirlere veriyor. Mönüdeki yemeklerin tabağı 30, 35, 38 sterlin dolaylarında... Tatlı fiyatları 19 sterlin.
Buna karşılık Şefin Mönüsü (Menu Gourmand) 90 İngiliz lsterlini. Şefin mönüsünü seçtiğinizde, yavaş yavaş küçük tabaklarda önünüze şefin o gün sizin için seçtikleri getiriliyor.

Şeflerimiz örnek alsın
Küçük bir kahve fincanı içinde sımsıcak kremalı enginar çorbası ile yemek başlıyor. Şefin kendi yaptığı kaz ciğeri ve daha sonra nefis trüf mantarlı risotto (İtalyan usulü pirinç lapası) masaya getiriliyor. Daha sonra tavada pişirilmiş fenerbalığı ve deniztarağı yeniliyor. Et olarak yumuşacık pişirilmiş ama lezzetine doyulmaz bir parça tadılıyor. Yemek limonlu dondurma ve içi kirazlı kara orman pastası ile sona eriyor.
Bu anlattığım yemekler ve tatlılar tabak dolusu değil. Gerçek anlatımıyla tadımlık. Üst üste değil, yavaş yavaş masaya getiriliyor. Yemek en az iki saat sürüyor. Yemekten kalkarken yemeği yiyenler midelerinde bir ağırlık hissetmiyor.
Yemek salonları nefis. Masalar, tabak çanak güzel. Masalardaki müşteriler üst gelir grubundan doğru dürüst giyinmiş, doğru dürüst oturan, yemek zevki için lokantaya gelenler. Servis personeli düzgün kıyafetler içinde, eli yüzü düzgün, saygılı kişiler. Telaş göstermeden sessizce gidip geliyorlar. Müşteriler "Evladım su getir... Evladım tuzluk nerede?" diyerek servis personelini çağırma mecburiyetinde kalmıyor.
Yemekten sonra bir başka şömineli odaya geçiliyor. Orada çay, kahve içiliyor. Hesap ödeniyor. Böylece İngiliz usulü kır lokantası macerası sona eriyor.
Raymond Blanc'ın yemekleri gerçekten pek lezzetli. Sunuş mükemmel. Bizim şeflerimiz, lokanta işletmecilerimiz imkân bulduklarında Le Manoir'a giderek bir şeyler kapsalar çok iyi olur.



PAZAR
"10 milyon dolar harcadık, bir 10 milyon daha giderdi"
"Kızımız benim gibi sabırlı, Demet kadar güzel olsun"
"Önce yemek gelir; ambiyans ya da müşteri kitlesi değil"
Mutlaka dinlemeniz gerekiyor...
"Mozart da çalarız Japon müziği de"
Paçavradan kürke...
Zoraki İstanbul tatili
Reklamcılar gazetecilerle buluşuyor
Haldun Dormen'e saygı gecesi
Küreselleşme tartışılacak
Laura Padgett'ın sergisi Odakule'de
Kortlardan iki başarı öyküsü
Kova yeniayı neler getiriyor?
En iyi kır lokantası
Hattat hocanın ölümü
Limon yemek zayıflatır mı?
Uyumuyordum, çalışıyordum
Karne öyküleri
Konyak zamanı





Can Dündar
R. Hakan Kırkoğlu
Ali Rıza Kardüz
İlber Ortaylı
Taylan Kümeli
Tuba Akyol
Yalvaç Ural
Mehmet Yalçın

© 2006 Milliyet