Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 30 Ocak 2006 / Pazartesi  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
'Bilanço pozitif'

Anelka, Fransa'nın So Foot dergisine verdiği röportajda, "Fenerbahçe büyük bir kulüp değil ama iyi bir kulüp. Burada hem Şampiyonlar Ligi'ne, hem de Fransa Milli Takımı'na kavuştum. Ancak büyük bir takımda oynamayı istiyorum" dedi

SABETAY VAROL / PARİS


Fransa'nın aylık So Foot dergisi, Şubat sayısında Fenerbahçe'nin yıldız oyuncusu Nicolas Anelka'yı kapak yaptı.
Uzun yıllar sonra milli takıma yeniden çağırılan ve böylece ülkesinde tüm futbolseverlerin bir kez daha ilgi odağı olan Anelka, fırtınalı sporcu geçmişi, Dünya Kupası hazırlıkları, milli takımdaki olası yeni rolü ve Fenerbahçe'deki yaşamı konularında ilginç açıklamalarda bulundu.
Samandıra Tesisleri'nde gerçekleşen röportaj için dergi, Anelka'nın söyleşideki rahatlığına ve sözünü sakınmayan tavrına dikkat çekti. So Foot, piyasaya çıkmadan ünlü spor gazetesi L'Equipe'e bile haber konusu oldu.
Gazete, Anelka ile daha önce yaptığı söyleşide ünlü futbolcunun Fenerbahçe'den ayrılmayacağı yönünde güvence verdiğini hatırlattı, So Foot'taki söyleşide ise benzer bir soruyu yanıtlarken daha ortada gözüktüğünü işaret etme gereği duydu.

'Muz cumhuriyeti gibi'
Arsenal'de takım arkadaşı Remi Garde'ın "Büyük bir kulüpte isen, orada kal" tarzında nasihatte bulunduğunu hatırlatan Anelka, So Foot'un, "Öyleyse neden Fenerbahçe'ye gittin?" sorusunu şöyle yanıtladı;
"Doğru, Fenerbahçe büyük bir kulüp değil belki, ama iyi bir kulüp. City'den ayrılmayı istediğimde, Liverpool'dan ve Barcelona'dan teklif bekledim. Ama, Barcelona uzaktan yanaşmayı denediyse de olmadı. Bir hayal kırıklığı daha yaşadım. Türkiye'de ise hem Şampiyonlar Ligi'ne, hem de Fransa Milli Takımı'na yeniden kavuştum. Yani bilanço pozitif. Öyle sanıyorum ki, diğer kulüpler, karakterimin sorun oluşturabileceğini düşünüyor. Oysa Real Madrid'de oynarken yaşadıklarım gerilere, 1999'a uzanıyor. Bir büyük Avrupa kulübünde oynamayı bekliyorum. İstikrara ihtiyacım var. İstikrarı Liverpool'da bulduğumu sanmıştım. Bu kulüpte, her şeyi sevdim. Takım arkadaşlarımdan başkana, kentten taraftarlara kadar her şeyi. Ama Allah böyle istedi. Yazık oldu. Bugün de kendi kendimi ölçecek, böyle bir sınav arayışındayım."
Anelka, milli takım dışında kaldığı uzun yıllar süresince "başarısız" olduğu iddialarına ise karşı çıktı, "Manchester City'de tek sezonda 25 gol attım. Milli takım dışında kaldığım halde herkes benden bahsetmeye devam etti. Karakterim eleştirildi. Ayağımda top olduğu zamanki halim değil. Aynı şekilde Türkiye'ye gittiğimde, "Muz cumhuriyeti gibi lig" dendi. Her şeye rağmen kendime bir yer edinmeyi başardım. Eğer sadece sportif ölçü kullanılmış olsa, milli takıma çok önce çağrılırdım" ifadelerini kullandı.

Böylesini görmedim

Avrupa'daki tüm büyük futbol ülkelerinin aksine Türkiye, Bosman kararından yararlanamıyor. Yani Türk kulüpleri Avrupa'nın büyükleri ile rekabet edemiyor. Mali olanaksızlıktan değil, yasal kurallara uyma zorunluğundan. Bu durumu bir kenara koyarsak, İngiliz kulüpleri kadar ilerdeler. Fenerium mağazasında 2 binden fazla çeşit ürün var. Manchester United'dan bile çok. Yatak kenarı halısından, Fenerbahçe işlemeli bebek emziğine kadar.
Bizdeki kadar mükemmel bir antrenman merkezini daha önce hayatımda hiçbir yerde görmedim diyebilirim; sahalardan başka, halter salonu, jakuzi, hamam, bilardo, tıbbın son yeniliklerine uygun aletler, restoran, yüzme havuzu, taktik güncelleştirmesi için video salonu vb.

Şakasını denemedim

Türkiye - İsviçre maçını izledim. Daha ilk maçta gerilim yaşanmıştı. İsviçre'de basında pek konuşulmayan garip şeyler oldu. Türk Milli Marşı yuhalandı, seyirci düzgün davranmadı. Rövanş maçında patlamaya hazır bir atmosfer vardı, sonunda her şey çığrından çıktı. Pek de şaşırdığım söylenemez, çünkü Türk taraftarlar gerçek birer fanatik. Hem seyirci, hem de oyuncuların milliyetçi duyguları çok kuvvetli. Büyük bir Türk topluluğunun yaşadığı Almanya'da olmamak onlar için büyük dramdı. Tabii, bu mazeret olmamalı, ama anlayışla karşılıyorum. Ertesi günkü antremanda, tahmin edersiniz ki, takım arkadaşlarımla işin şakasını bile denemedim.

Şimdi daha güçlüyüm

Bugünün Anelka'sı ile dünün Anelka'sı kıyaslanamaz bile. Şimdiki Anelka çok daha güçlü. Manchester City'de, orta dereceli bir takımda, hem gol atmak, hem de atırmak büyük performans gerektiriyordu. Beni bitirip, tüketiyordu. Fenerbahçe'de kanatta oynuyorum. Yine top taşımaya orta sahaya geliyorum. Ama sıkı oyuncu olduğumu kanıtlamam için gol atmam gerekmiyor.

12 numara giyilmiyor

Ligde üç İstanbul takımı; Fenerbahçe, Beşiktaş, Galatasaray bir yanda, kavruk bir şekilde kendi sahalarında bekleşen diğerleri öbür yanda. Ama tribünlerde durum farklı, yani tam bir çılgınlık. Galatasaray'a karşı PSG'de oynadığımda seyirciden şişe yemiştik. Fenerliler ise yumurta atıyor. Burada, 12. adamın anlamı çok büyük. O kadar ki, kimse 12 numaralı forma giymiyor.




SPOR
'Bilanço pozitif'
Mutlu ve umutlu
FIFA baskını!
Yüzler asıldı!
Canaydın adaleti!
Fatih'ten başkası yalan: 1-0
Duygusal şampiyon
Memo ne yapsın!
Yavaşer'e acı sürpriz
Norveç'e patladılar: 3-0
FIFA'nın hırsız korkusu
Kongo güldü Angola üzüldü
Gizli imza
Bahçelievler şantiye gibi
Haber turu...
Yol geçen hanı
At yarışları





 PUAN DURUMU
 FİKSTÜR



Fevzi AKSOY
Yol geçen hanı
İşimiz hiç de kişilerle uğraşmak değil. Ama y...



 Atina 2004
 Dünya Kupası 2002
 Euro 2000
 Sidney 2000
 Dünya Kupası 98
© 2006 Milliyet