|
Zenginlik tutkusunun artısıyla eksisi...
Yeni yılın 2'nci ayında da ilk çarşamba geldi işte... Yavaş yavaş geceler kısalıp, gündüzler uzamakta...
Ve insanların bir an önce zengin olup rahat yaşama tutkusu, özellikle Türkiye'de yaygınlaşıp gitmede...
Zenginden de daha zengin olma oltasının ucunda, çırpınıp duran genç kuşak bireyleri, hiç mi hiç merak etmiyorlar, servetleriyle tarihte ün salmış dolar milyarderlerinin hayat öykülerini...
***
Örneğin Rothschild'ler... Sadece 2 sesliye yapışmış 8 sessiz harften oluşan gümbürtülü bir ad...
Hani neredeyse koca bir kitaplığı dolduracak kadar gani miktarda yazı yazılmıştır Rothschild'ler hakkında.
Efsanesi 2 yüzyıl önce başlayan bu ezici servet mülkiyetinin temelde dayandığı 3 tılsım vardı:
1- "Yerel"i aşıp, Avrupa'nın belirli merkezlerinde tek bir örgüt olarak, şube şube yuvalanmak...
2- Politikayla "para" arasındaki ilişkileri Avrupa'nın en üst düzeylerinde, en verimli bir biçimde değerlendirmek...
3- Çeşitli piyasaları sürekli denetim altında tutarak, tam zamanında alıp, tam zamanında satmak...
***
Aile şirketinin, yahut firmasının kurucusu Mayer Amschel Rotshchild, 1774'te Frankfurt'ta doğmuştu. Kendisi Yahudiydi. Derdi de haham olmaktı. Ne yapmalı ki, annesiyle babasının erken ölümleri yüzünden, gittiği din okulunu bırakmak zorunda kaldı ve "gel-git" işlerinde çalışmak üzere ünlü bir bankaya kapılandı.
***
Eski haham adayı ve genç banka odacısının kafasında bir jeton düştü o sırada...
Saray çevreleri ve soylularla ilişki kurup, onların alım satın işlerinde yardımcı olmak...
Tohum toprağa düşmüştü.
Baba Rothschild'in 29 yaşından 44'üne kadar tam 5 oğlu geldi dünyaya.
Bunlar gelecekteki imparatorluğun ilk prensleriydi.
Önce alım satım işleriyle küçük boyuttaki sarraflığı, bankacılığa dönüştürdüler.
Ve 1792-1815, yani Fransız Devrimi ile Napoléon savaşları döneminde, Frankfurt'taki merkezlerinin Londra'da, Paris'te, Viyana'da ve Napoli'de birer şubesini açtılar.
***
Baba Rothschild'le büyük oğlu Frankfurt'taki ana merkezde kalmış, öteki 4 çocuğunun her biri, Avrupa başkentleriyle Napoli'de açılan şubelerin başlarına geçmişlerdi.
Bu yayılmanın Avrupa'daki uluslararası politika ve özellikle de Napoléon savaşlarıyla önemli bir paralelliği vardı.
Rothschild'ler, savaşan taraflara hem borç para veriyorlar; hem de Avrupa'nın dışından gelen buğday, pamuk gibi temel maddeleri, sıkıntıdaki ülkelere çok pahalıya satarak, el altından biraz da silah kaçakçılığı yapıyorlardı.
***
Napoléon , İngiltere'ye Kara Avrupa'sının pazarlarını kapatmak için uğraşıyordu.
Rothschild'ler ise, İngiltere ile Avrupa arasındaki uluslararası transferleri, yaygın örgütleri sayesinde gerçekleştirebiliyorlardı ve bunun kârıyla da görkemli bir servet biriktiriyorlardı.
Bu servet gelişen endüstri devrimiyle birlikte, Avrupa'nın dört bir yanında demiryolu, kömür ve metalürji endüstrisinde yatırımlara dönüştü. İmparatorluğun bankacılık bölümü ise, devleştikçe devleşti.
***
Bendeniz de, 35 yıl önce Sağmalcılar Cezaevi'ndeyken, milyarder olmaya uğraştığı sıralarda, cinayetten 18 yıla mahkûm olmuş genç bir adamla tanışmıştım. 8 yıldan beri içeride yatıyordu. Asıl mesleği biraz otelcilik, biraz da lokantacılık olduğu için; cezaevinde mutfak yönetimi kendisine verilmişti. Gerektiğinde dışarı çıkıp gelir; yemek listelerini de, belirli bir hesap içinde, kendi düzenlerdi.
***
Laleli'de küçük bir otelin 2 ortağından biriydi.
Bir gece 2 ortak, eğlenmek için Beyoğlu sokaklarında gezmeye çıkmışlardı. Sabaha karşı da, bir işkembeciye girmişlerdi.
Sıra hesabı ödemeye gelince, 2 ortağın 2'si birden, bir ellerini cüzdanlarına atıp, öteki elleriyle karşısındakini engellemeye çalışarak, bir "ikram" düellosuna başlamışlardı:
- Ölümü öp, bırakmazsan...
- Kahrolayım, verdirmem...
- Eğer ısrar edersen, senin ağzına sı...
- Eğer direnirsen, ananı şey edeyim...
Derkeeen...
Karşılıklı engelleme çabaları, itiş kakışa; hesabı ödeme inatlaşması da, küfürleşmeye dönüşmüş ve sonunda bizimki, tabancasını çekip ortağını vurmuştu.
***
Mahkemede 2 ortağın, eskiden beri anlaşamadığı ortaya çıkmış ve cinayetin, sarhoşluktan ötürü basit bir kışkırtma sonucu olmadığı yargısına varılmıştı.
O arada, borçlara karşılık otel icra yoluyla satılmıştı.
Ve bizim mutfak yöneticisi mahkûmun milyarderlik düşleri, 18 yıllık ağır bir hapis cezasıyla tam bir karabasan karanlığı içine gömülmüştü.
***
Cezaevindeki bir başka milyarder adayı da, ağaçtan ağızlığına sigarasını takıp, ranzasına bağdaş kurar; turşu ihracatında birinci geldiği için, kendisine hükümetteki bakanlar tarafından nasıl plaket verildiğiyle, kutlama telgrafları çekildiğini anlatırdı.
İhraç edilen turşu kavanozlarının içinden, sonradan esrar paketleri çıkmıştı.
Tam milyarder olacakken, kör olası şeytan işlerini bozmuştu.
***
Akıllarını, zenginden de daha zengin olmaya taktırmış genç dostların; tarihteki ünlü dolar milyarderlerinin hayat öykülerini merak etmeleri de yerinde olur; milyarder olayım derken, iğneli fıçılar içine yuvarlanmış bahtsızların değişik serüvenlerini merak etmeleri de...
c.altan@prizma.net.tr
|
|