Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 03 Şubat 2006 / Cuma  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Teknoloji
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Yoksul çorbası

Bu hafta size bir masal anlatacağım. Bu masal size hangi dersi verecek bakalım...



Yeryüzünde, bütün iyi niyetli gayretlerine rağmen bırakın bir şeyler pişirebilmeyi, mutfağa ve yemek dünyasına karşı en ufak bir tutku bile beslemeyi başaramayan, hatta bütün bunlardan nefret eden bu kadar çok insan olması gerçeği (konuyu merak edenler için bakınız; geçen haftaki yazım) anlaşılan beni derinden etkilemiş!
Düşünürken, hafızamın kuytu köşelerinden birinde saklanmış, çocukluğumdan kalma bir masal geldi aklıma. Size de anlatmak istiyorum.
Bir varmış bir yokmuş, fakir bir gezgin varmış... Soğuk bir kış akşamıymış ve yaşlı adam kendisine kalacak bir yer ve biraz yemek verecek kimseyi bulamamış. Çaresizlik içinde, köy sınırına yakın yıkık dökük bir kulübenin kapısını çalmış. Kapıyı yaşlı bir kadın açmış. Zavallı kadın adamın yakarmasını dinledikten sonra üzüntüyle, isterse kendisini misafir edebileceğini ama yemek olarak önüne hiçbir şey koyamayacağını söylemiş. Kadın o kadar yoksulmuş ki evde ağza atacak tek bir lokması bile yokmuş!

Tencere fokurdayınca...
Yaşlı adam durumu ağırbaşlılıkla kabullenip içeri girmiş. Ateşin önüne geçmiş ve biraz ısındıktan sonra yırtık pırtık çantasından iyice temizlenmiş, yuvarlak ve parlak beş taş çıkarmış ve kadına dönüp "Bir tencere dolusu suyu tuzlayıp ateşin üzerine koyarsan güzel bir taş çorbası yapabiliriz" demiş.
Yaşlı kadın adamın biraz deli olduğunu düşünse de merakla dediklerini yapmış... Adam taşları tencereye atmış. Aradan biraz geçtikten sonra kadına sormuş: "Birkaç yaprak otun yok mudur acaba? Ne bileyim, bir parça kuru biberiye, bir tutam kekik, kuru bir defne yaprağı, içi geçmiş bir havuç... Ne olursa..."
Kadıncağız biraz düşündükten sonra boş baharat çekmecelerini karıştırmaya başlamış. Bulduğu birkaç kalıntıyı adama verip dışarı çıkmış ve bahçeden birkaç yaprakla bir-iki kuru dal toplamış, getirip onları da adama vermiş. Yaşlı adam buldukları her şeyi neşeyle fokurdayan tencerenin içine atıp bir şarkı mırıldanmaya başlayınca, ihtiyar kadın da çatlak ve detone sesiyle ona eşlik etmiş: "Bir yerlerde kalmış bir parça sucuk yok mudur? Olur ya unutmuşsundur... Gidip bir baksana."
Kadıncağız gidip bakmış ve kemik gibi kupkuru bir parça sucuk bulmuş. Giderek artan bir merakla onu da adama vermiş. İhtiyar gezgin, keyifle gülümseyerek sucuğu da atmış tencerenin içine... Ve böylece fakir mutfağın içine hoş kokular yayılmış.

En lezzetli mutfak sade olandır
Kadıncağız yiyecekleri leziz bir öğünmüş gibi masayı kurmaya başlamış. Ve işe bakın, çatal bıçak çekmecesinin dibinde bir parça kupkuru ekmek bulmuş. Bunu da götürüp kendisi atmış "çorba"nın içine.
Bunun üzerine adam taşları tencereden çıkarmış, iyice yıkamış, kurulamış ve "Bunlar bir sonraki akşam yemeğinde işime yarayacaklar" deyip çantasına geri koymuş. Çorbaları tabaklara doldurmuş, memnuniyet içinde yemeklerini yemişler!
Bu hikayeden çıkardığım sonuçlar:
Bir kase sıcak çorba kimseden esirgenmemeli.
Bir insanın başkalarını memnun edebilmek için yapabilecekleri gerçekten inanılmaz.
Yediğiniz ne olursa olsun, biriyle beraber yemek daima yalnız yemekten iyidir.
En lezzetli mutfak her zaman en sade olanıdır.
Yemek hazırlamak ve yemek en hüzünlü akşamları bile şenlendirir.
Mutfakta yaratıcılığın ve hayal gücünün sınırı yok.
Bazen ne kadar ufak şeyler bize ne büyük mutluluklar yaşatabiliyor.
Peki o halde bu dondurucu kışın ortasında sıcacık ve "gerçek" bir çorba, pırasa çorbası tarifine ne dersiniz?

Pırasa çorbası

Malzemesi (4 kişilik): 8 pırasa, 2 patates, 50 gr. tereyağı, 100 gr. krema, 2 yumurta sarısı, 1 muskat, yağ, tuz ve biber, fırında kızartılmış ekmek parçaları.
Yapılışı: Pırasalarla patatesleri doğrayıp yağda birkaç dakika pembeleştirin. 1,5 litre su, tuz, biber ve muskatı da ekleyip yaklaşık 50 dakika ağır ağır pişirin. Hepsini rondodan geçirip gerekirse bir süre daha pişirin... Karışımın yoğunluğu krema kıvamında olmalı! Ateşten aldıktan sonra yumurta sarılarını ve ısıtılmış kremayı da ekleyip karıştırın, üzerine krutonları yani kızartılmış ekmek parçalarını serpiştirip nefis çorbanızı sıcak sıcak servis edin...




donatellapiatti@hotmail.com



CUMARTESİ
"Atölyemin adını oğluma verdim"
"Belgesele Anadolu'da daha çok ilgi gösteriyorlar"
"Müzik hayatımızın sınavı bugün"
Reçel satıp çocuk okutuyorlar
Müziğin yeni çizerleri
Türkiye ile İskandinavya buluştuğunda
En moda En yeni
PC virüsleri 20 yaşında
"Biz mi çağırdık?"





Cengiz Eren
R. Hakan Kırkoğlu
Donatella Piatti
Cemal Saydam
Tuba Akyol
İlhan Uçkan
Yalvaç Ural

© 2006 Milliyet