|
 |
|
|
Soyadı kullanma tercihini yasa değil, çiftler belirlemeli
Satır Arası / Deniz Sipahi
Bir erkek olarak kadının kendi soyadını kullanması beni rahatsız etmiyor. Çoğunluk rahatsız olmuş olacak ki; Medeni Kanun'da yeniden bir düzenlemeye gidiliyor.
Oysa yasa da yeniydi.
Değişiklikle kadınların kocalarının soyadlarıyla birlikte kendi soyadlarını kullanması engellenmiş olacak.
1 Ocak 2002'de yürürlüğe giren yeni Türk Medeni Kanunu'na göre kadınlar isterse eşlerinin soyadıyla birlikte kızlık soyadlarını kullanabiliyordu. Ancak düzenleme yasalaştıktan sonra Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), sadece kızlık soyadını kullanmak isteyen avukatın açtığı davada Türkiye'yi tazminata mahkum etti.
Bu da yeni bir düzenleme yapılmasını gündeme getirdi.
Ama Türkiye düzenlemeyi farklı bir şekilde yapmayı tercih etti.
Kadınlara verdiği hakkı sonradan alarak geri adım attı.
* * *
Adalet Bakanlığı'nın hazırladığı tasarıya göre kadınlar kocalarının soyadları ile birlikte kendi soyadlarını kullanamayacak. Ya kendi soyadını ya da kocasının soyadını taşıyabilecek.
Sadece kendi soyadını taşımak isteyen kadınlar, bu talebini ya evlenmeden önce ya da nikah masasında yapacak. Daha sonra yapılacak başvurular dikkate alınmayacak.
Bence yanlış bir düzenleme...
Günümüzde kadınların iş dünyasında, sivil hayatta rolleri tamamen değişmiş durumda.
Bu yeni yaşam koşulları kadınların eskisine göre çok daha geç evlenmelerine neden oluyor.
Kadınların çoğu kariyerlerini çok önemsiyorlar ve çok da başarılı oluyorlar.
İş dünyasında isim ve soyadlarıyla zaman içinde marka oluyorlar.
Kamuoyu onları böyle tanıyor.
Ve günün birinde evlilik söz konusu olduğunda kadın bir tercih yapmak zorunda bırakılıyor.
* * *
Düşünün...
Bir şirketiniz var ve ürünümüzün marka olabilmesi için yıllarca büyük bir çaba harcıyorsunuz.
Markanıza yatırım yapıyor, stratejiler geliştiriyorsunuz.
Bir gün birisi size geliyor, "Bundan sonra ürününüzün markası o değil bu olacak" diyor.
Ne yaparsınız?
İkisi farklı konu gibi gelebilir.
Bence ürünlerin marka olması kadar insanların da marka olması çok doğal.
Bu düzenlemeyi yasalar değil; çiftler kendi aralarında yapmalı.
Hem çok daha kolay, hem de daha adaletli...
İzmirli avukatlar ne yapmalı?
İzmirli avukatlara yakında avukat tutmamız gerekecek, diye bir yazı yazdım. Sağolsunlar avukat arkadaşlarımız beni mail ve telefon yağmuruna tuttular.
Ben bir fotoğrafı ortaya koyuyorum.
Derdim kimin haklı olduğu değil.
O ayrı bir tartışma ve yazı konusudur.
Kaldı ki, konu bizlerin uzmanlık alanı içinde değildir.
Önemli olan adalet gibi toplumun en önemli kurumunu temsil eden kişilerin içine düştükleri durumdur.
Ben bir gazeteci olarak ne Cumhuriyetçi, ne Çağdaş Grub'a yakın ya da uzak olabilirim.
Ne de bilmediğim başka gruplar varsa destekleyebilirim.
Bizler ancak kamuoyunun tartıştığı konuları gündeme alır ve işleyebiliriz.
Aylardır; avukat dostlarımız Baro'nun durumuyla ilgili bana, diğer meslektaşlarıma yazılar yolluyorlar.
Mesajlara bakıyorum, hep bu bahsettiğim fotoğrafın değişmesiyle ilgili.
Birbiriyle çelişen, anlaşamayan, hatta konuşamayan grupların kuruma zarar verdiklerini söylüyorlar.
Ben de buna katılıyorum.
Şimdi Baro'ya mensup herkese bir görev düşüyor.
Nasıl yapılır, ne zaman yapılır bilemem.
İzmirli avukatların tek vücut olduğunu gösteren bir fotoğraf çektirmeliler.
Yapamıyorlarsa...
Biz ne yapalım...
dsipahi@milliyet.com.tr
|
|
|

|