Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 03 Şubat 2006 / Cuma  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Teknoloji
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Diğer mal varlığı


Mal varlığı süreci zaten olması gereken çizgide "beklenen son"a gidiyor. Bu kez de başka bir "mal varlığı" söyleşelim...
Adnan Polat yönetiminin üzerine ölü toprağı serpilmiş gibi olan Galatasaray'ı ateşledi. GS'nin sahip olduğu potansiyelin üzerinde uyuklayanları sarstı. Silkeleye silkeleye uyandırdı.
Laf değil, eylem üretti. Örnek oldu.
Dahası... Umut oluşturdu.
.....................
Adnan Polat'ın televizyonda başlattığı bağış kampanyası ile toplanmasına öncülük ettiği 4 milyon doları aşan kaynağın düşündürdüğü budur.
İlk adım... FIFA'da rezil olmamak.
Hep birlikte bu kartopunu bir Galatasaray çığına dönüştürmeliyiz.
Yeter ki, tüm Galatasaraylılar sahiplensin.
"Godo"yu bekler gibi bir "GS ağası" beklenmesin.
Galatasaray'ın elbette önemli miktarlarla katkıda bulunan abileri/kardeşleri vardır. Fakat... Onları sadece birer "kasa" ya da "cüzdan" görmek yanlış olur.
Onlar, yüreklerini de veren, bunun karşılığında hiçbir şey beklemeyebilen sarı-kırmızı renklerin hepimiz gibi dervişleridir.
Zaten son krizin giderek yoğunlaştığı şu süreçte Galatasaray'ın büsbütün dibe vurmamasının nedenleri arasında, onların da katkıları önemlidir.
Fakat her şeyin bir sınırı var.
Onlar vermeye devam etseler de, birkaç kişinin omuzlarına yüklenerek nereye kadar gidilir?
Galatasaray camiasının tümüyle harekete geçeceği bir ortak heyecan manyetik alanı yaratmak gerekirdi.
Milyonlarca Galatasaraylı "inanacağı" kişilerden "güvenle akacağı bir vadinin" gösterilmesini bekliyor. Galatasaraylılık kültürü de bu kurumsal tavrı gerektirir.
Polat, o vadideki umudu yansıttı.
.....................
Kimileri Polat'ı eleştiriyor:
"Koskoca Galatasaray el açtı, dileniyor..."
Galatasaray kime el açmış?
Fenerbahçeliye mi... Beşiktaşlıya mı... ya da diğer herhangi bir kulübün taraftarına mı?
Hiçbirine.
Sadece canıyla kanıyla, ruhuyla aşkıyla, kalbiyle beyniyle Galatasaraylı olanlara...
Kendi kulübüne katkıda bulunmak, başarılarda küçücük de olsa bir pay sahibi gibi hissedebilmek ne güzel şey... Ne büyük onur...
Büyük şirketleri, holdingleri düşünün.
Kriz dönemlerinde, zora düştüklerinde Hakkı Devrim hocanın deyimiyle "Biz köşe kadıları" onlara, "Satın otomobillerinizi, yatlarınızı, yalılarınızı, şirketlerinize sermaye olarak koyun" diye yazmıyor muyuz?
Şimdi de, kimi Galatasaraylı 100 bin dolar, kimi 100 dolar, kimi 1 dolar... Ama hepsi yürekten, krize giren kendi kulüplerine sermaye katkısında bulunuyorlar.
Karşılığında bir şeye gerek yok.
O "bağış makbuzları" ya da "banka dekontları" duvarlarımızı süsleyecektir. Galatasaray'ı gene Galatasaraylılar dimdik ayakta tutacaklardır.
Galatasaraylı etiği korunmalı ve şöyle düşünülmeli:
1- "Yönetimde kim olursa olsun, hepimiz katkıda bulunmalıyız."
2- "Yönetimin ilk kongrede değişecek olması nedeniyle bu katkılar için erteleme akıldan bile geçmesin." Çünkü... Yeni gelecek yönetim hiç değilse sağlam basabilmeli. GS'nin altındaki bataklık, bu yardımlarla bir ölçüde kurutulabilmeli.
......................
Aslında bu kampanya çok geç kalmıştır.
Galatasaray Kopenhag'da UEFA Kupası'nı ve -Monako'da Şampiyon Kulüpler Kupası sahibi Real Madrid'i yenerek- "Süper Kupa"yı aldığında bu kampanya yapılsaydı, 100 milyon dolar toplanırdı.
Galatasaray, sadece kupalarıyla değil, mali olanaklarıyla da Avrupa'nın devleri arasında yer alırdı.
Bir sonraki yıl için küresel birkaç yıldızı renklerine kazandırarak Avrupa Şampiyon Kulüpler birinciliğine oynardı.
Bu iddiayı tıpkı Milan, Real Madrid, Barcelona, Manchester, Arsenal gibi her yıl sürdürmesi doğal karşılanırdı.
........................
"Bu kampanya, Galatasaray adına olmalıydı" eleştirilerine gelince, Polat bunu da yaptı.
Şimdi eleştiriyi bırakın da ellerinizi cebinize sokun.
FB ile ezeli rekabet, iki tarafın da güçlü olmasıyla sürer.
Kazanan, Türkiye sporu da olur.

g.civaoglu@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Erdoğan, Baykal, mal varlığı
BAŞBAKAN Erdoğan'ın çok yakınındaki iki isiml...
Çetin ALTAN
Mal varlığı kavgaları, Dubai ve Afrika'nın maymunları...
5 günlük bir ayrılıktan ve Basra Körfezi'nin ...
Melih AŞIK
Çamlıca yolunda
Bizim çocukluğumuz Çamlıca'da geçti... Ümrani...
Fikret BİLA
Sezer'in duyarlılığı
Etik değerler yasaya sığmaz. Toplumun ürettiğ...
Hasan CEMAL
Laf öğütmek yerine!
Önce satırbaşlarıyla: (1) Yolsuzluklar, Türk...
Yılmaz ÇETİNER
O fantezi çoraplı genç kimdi?
ÇETİNER- Gazetenin çıktığı günlerde, muhalefe...
Güneri CIVAOĞLU
Diğer mal varlığı
Mal varlığı süreci zaten olması gereken çizgi...
Abbas GÜÇLÜ
Yetişkinlerin eğitimi
Dünyada, özellikle de gelişmiş ülkelerde, ömü...
Hurşit GÜNEŞ
Mal varlığını açıklayamayan Erdoğan
CHP, Başbakan Tayyip Erdoğan'ın mal varlığını...
Sami KOHEN
Bu proje ölmemeli...
GEÇEN ay Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün İsr...
Metin MÜNİR
Rekabet Kurumu Oyak-Arcelor'a geçit vermeyebilir
Ordu Yardımlaşma Kurumu, Erdemir'in % 49'unu ...
Faik ÖZTRAK
Maastricht kriterleri yakalandı, rahatlayalım mı?
Bu hafta ekonominin iki önemli dengesine iliş...
Hasan PULUR
"Bir garip ölmüş diyeler"
HERKES, gücü yettiği kadar, ölen yakınının ar...
Derya SAZAK
Erbakan'ın cezası
AKP Meclis Grubu, 'akçalı işler' nedeniyle sı...
Meral TAMER
Kadınların İstanbul buluşması
Gelecek hafta İstanbul'da sadece kadınları de...
Güngör URAS
Devlet hastaneleri zor durumda
Milletvekillerimizin oylarıyla TBMM'de kabul ...
M. Ali BİRAND
Gelişmelerden rahatsız olmayın...
Korkak bir yazar değilimdir. Düşüncelerimi aç...

© 2006 Milliyet