Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 09 Şubat 2006 / Perşembe  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Teknoloji
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
İstanbul'un omurgası İzmir'den

Çeşitleme / Selim Türsen

Kemal Çolakoğlu ile sohbet ediyorduk geçen hafta. Hani, 20-30 yıl yapıştığı koltuğu bırakmayan bir çok oda, dernek başkanının aksine, kendi isteği ile görevini bırakarak herkese örnek olan Ege Bölgesi Sanayi Odası eski Başkanı Kemal Çolakoğlu'yla.
Kemal Bey başkanlığı bırakmış ama, halen yönetiminde bulunduğu sivil toplum örgütlerini arka arkaya sıralarken sayılarının çokluğundan ben ipin ucunu kaçırdım. Şu sıralar işlerine biraz daha zaman ayırabildiğinden söz ediyordu..
* * *
İş deyince; sohbet sırasında gözüm Kemal Bey'in masasının hemen yanı başında duran, enine boyuna büyükçe bir fotoğrafa takıldı. Çelik konstrüksiyon dev tünellerin inşasını gösteren bir fotoğraftı bu. İstanbul Boğazı'nın iki yakasını denizin 60 metre altından birbirine bağlayacak olan tüpleri, Çolakoğlu'nun şirketi, dünyanın üçüncü büyük konteyner üreticisi Med Union'un yaptığını biliyordum. Ama üretimdeki son durumu birinci ağzın heyecanıyla dinlemek çok daha keyifli oldu.
Cumhuriyet tarihinin en büyük projelerinden biri için İzmir'de Med Union'ın Sasalı'daki fabrikasında inşa edilen çelik tüpler, birer birer bitirilip İstanbul'a gönderilmeye başlanmış. Yaklaşık 400 bin metrelik çelik konstrüksiyon tünelin son bölümünün tesliminin 2007 sonunda yapılacağını söylüyor Çolakoğlu.
* * *
Bir milyar dolarlık proje süresince yüksekliği 9, genişliği 15 metre uzunlukları 130 ile 140 metre olan toplam 11 tünel teslim edilecek. Daha sonra bu tüneller, Üsküdar ile Sirkeci arasında deniz tabanında Japonlar'ın hazırlamakta olduğu bir platforma daldırma yöntemi ile yani vinçlerle indirilecek ve dipte birleştirilecek.
Evet; omurgası İzmir damgası taşıyan, İstanbul'a çağ atlatacak, içinden trenler geçecek bu dev projenin Sasalı ayağında işler iyi gidiyor.
Ne diyelim, darısı İzmir'in başına. Karşıyaka-Konak ya da Bostanlı-Üçkuyular arasını 3-5 dakikaya indirecek bir tüp geçit, oradan da metroyla Hatay'a, Üçkuyular'a 8-10 dakikada ulaşmak neden mümkün olmasın. Hayallerin sınırı yok ki.


Ağır çekim işler

İstanbul'da yaşarken kendimi hep arkamdan bir lokomotif geliyor ben de önünde koşuyor gibi hissederdim. Ticarette, profesyonel iş yaşamında, üretimde, trafikte kısacası aklınıza gelebilecek her alanda nefes nefese bir koşturmaca gider. Şehrin ekonomisinde büyük paralar döndüğü için yaşamın hızı da aynı oranda artar.
İşin doğrusu; köprü, üstgeçit, yol genişletme gibi çalışmalar da İzmir'le karşılaştırılınca bir hayli hızlı tamamlanıyor.
Mesela Konak'ın çıkışı ile Güzelyalı sahil yolu arasında yapılmakta olan bir üst geçit var.
İnşaatı ne zaman başladı bilmiyorum ama ben yaz başından beri görüyorum.
3-5 kişi çalışıp koskoca geçiti karınca hızıyla tamamlamaya çalışıyor.
* * *
Yaz bitti, kış geçti sayılır. Neredeyse yine yaz gelecek ama bu hızla köprünün bitmesine hayli zaman var gibi görülüyor.
Kemal Çolakoğlu, İzmir'de paranın dönüş hızı çok yavaş olduğu için ekonominin çarklarının da yavaş döndüğünü söylüyordu.
İstanbul'da örneğin bir bakkal bile elinden büyük paralar geçtiği için daha çok harcıyor ve paranın dönüş hızının artmasına katkıda bulunuyor. İzmir'de ise büyük paralar dönmediği için harcamalar kısıtlı, dolayısıyla paranın dönüş hızı da yavaş oluyor.
Vadeler uzuyor, herkes mümkün olduğu kadar ödemelerini geciktiriyor. Bu da şehrin iş temposunun düşmesine yol açıyor.
Sonuçta bu ağır tempo köprü yapımından, ana caddelerdeki ızgaraların değiştirilmesine kadar her işe yansıyor. Belki çok hızla çözülebilecek işler uzuyor, trafik sıkışıyor, maliyetler artıyor, olan yine bu kentte yaşayanlara oluyor.
* * *
Çözüm ne derseniz tabii ki önce iş hacminin büyümesi. Ama bence, cepte para olsa bile, ödemeleri sallayıp yapılan işleri bir başkalarına finanse ettirme zihniyetini de terk etme zamanı geldi. Artık yüksek enflasyon döneminde değiliz. Faizde cazip kazanç yok. Malın fiyatı artmıyor. Eninde sonunda ödenen parayı cepte tutma yerine dönüşünü hızlandırmak ekonomiyi hızlandıracağı için bu işten sanayici de, tüccar da, iş arayan işsizler de, kısaca herkes kazançlı çıkar.


stursen@milliyet.com.tr







EGE
Beş yavrulu bir anne...
Sistemleşmiş özgürlükler
Emeklilik hakkında her şey
İzmir'de trafik levhaları yetersiz
Yeni İzmir projesinin gerçekle çelişen yanları var
İstanbul'un omurgası İzmir'den





Ege Ana Sayfa
Ekonomi
Spor
Rehber


Bahar Akbaş
Bülent Buda
Necati Çetiner
Özgür Kaynar
Deniz Sipahi
Selim Türsen

© 2006 Milliyet