Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 09 Şubat 2006 / Perşembe  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Teknoloji
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
İtiraf zamanı

FIFA kararını açıkladıktan bir saat sonra İsviçre'den yapılan canlı yayında Levent Bıçakcı ve Haluk Ulusoy'u dinliyoruz.
Bir çalı dibinde basın toplantısı yapıyorlar.
Kararı bilseler kamuflaj elbisesiyle gelecekler... Ellerinde olsa "görünmez adam" olmak isterler.
O kadar kötü saatler!
Sabık başkan Bıçakcı, FIFA yargıçlarına söylediğini medya mensuplarına da tekrarlıyor ve "Sorumluluk eski federasyon olarak bizimdir" diyor.
Asil bir davranış.
Aynı asaleti siyasetçilerimizden beklemek hakkımız.
Çıksalar, "Doğan'lı, Dişli'li, Bıçakcı Federasyonu'nu biz kurduk, biz sorumluyuz" deseler fena mı olur?
* * *
Neyse, şimdilik eski federasyon suçu üstlendi; bu da bir adım yani...
Lakin "kaçınılmaz bir itiraf" oluyor bu. Çünkü İsviçreli futbolcunun kasıklarına atılan tekmenin kime ait olduğunu bulamamışız, hakemin kapısını tekmeleyen ortada yok. Serkan "Vurdum" demiş sonra vazgeçmiş. Kim kimi suçlayacak? Futbolcular büyük takımların malı, oradaki adamlar "birilerinin adamı". Ancak itiraf olursa ortaya çıkar.
İtiraf da yoksa, bizim geleneklerimizdeki gibi faili olmayan suç karambole gidecek değil ya... "Seyircisiz" yerine "oyuncusuz" maç cezası verecek halleri de yok; ekliyorlar Federasyona.
Yani, Bıçakcı'nın "Sorumlu biziz" dediği, zaten fiili durum.
Biz "fırsat bu fırsat" diye Fatih Terim'in "azmettirici" olduğunu kanıtlamak yerine şu tekmelerin sahiplerini bulabilseydik, onlara itiraf etme cesareti verseydik, cezalar bireysel olarak çoğalacak ve Milli Takım aforoz edilmeyecekti belki.
Lakin ne mümkün... Kimi büyük kulüplerin malı, kimi birilerinin adamı.
Suçlananlar mı? Arkasında kalabalık olmayanlar.
Bıçakcı gibi.

Sayın Bakan'ın teşhisi

Haluk Ulusoy'a "Bu işin içinde siyaset var mı" diye bir soru geldiğinde Levent Bıçakcı'nın yüzünü görmeliydiniz!..
"Aman ha" diyordu gözleriyle... "Sakın girme bu konuya"...
Ulusoy'unkilere odaklanmış göz bebekleri, giderek açılan göz kapakları ile destekleniyor, mimik dilinde "asla"yı işaret ediyordu.
Mesajı almıştı Ulusoy... O ki, böyle durumlarda esip gürlemesiyle ünlü, Allah'a ve milletine sığınmayı seven, haksızlık gördüğünde damardan girmeyi adet edinmiş bir başkandı. Ama mesajı almıştı.
Etrafından dolandı lafın. Siyaseti karıştırmadı.
Sonra Şenes Erzik bağlandı canlı yayınlara... Aynı soru ona da geldi. FIFA'nın insafsız cezasında siyasetin katkısı ne kadardı. Mesela Trabzon'da vurulan papaz rol oynamış mıydı bu kararda...
Bıraksanız, olayı "medeniyetler çatışması"na dahil edip, Hz. Muhammed karikatürleri provokasyonuna paralel boyutlar kazandırma eğilimindeydi medya...
Şenes Erzik de bu topa kafa uzatmadı.
Çünkü "akıl", bunu gerektiriyordu. İşin içine siyaseti sokarak belki kendinizi tatmin ederdiniz, ama 6 maçı 5'e indiremezdiniz. Önümüzde Tahkim ve Uluslararası Spor Mahkemesi vardı. Oralara "Bizi Müslüman olduğumuz için cezalandırdılar" tezi ile baş vuramazdınız.
Ama o da ne?
Spordan sorumlu sayın bakanımız Mehmet Ali Şahin, aldığımız cezanın gerekçesini çok farklı açıklamaktaydı:
"Ceza siyasidir".
Şimdi, ortada üç şık var. Ve hepsi birbirinden beterdir:
Ya bizim uluslararası futbol adamlarımız hiçbir şeyin farkında değiller. Ya devlet ile temaslarında kopukluklar var. Ya da sayın bakanımız tıpkı Federasyon seçim sürecinde olduğu gibi önce yapıp sonra gerekçelendiriyor.
Şu berbat kriz döneminde bile ortak tavır sağlanamıyor.

Herkes filikalara!

Şu hale bakın!.. Bir çuval İsviçre incirini berbat etmişiz, Dünya Kupası'na gidemediğimiz gibi gelecek kupayı da ipoteklemişiz.
İmaj yerlerde... Tescilli agresifleriz.
Bir Federasyonu bu yola kurban etmişiz. Yenisi seçilmiş, ensesinde yargı, kucağında bomba.
Zarar ziyana mı yanarsın, hedefe varamadığına mı, artık denizin bittiğine mi, kavganın sürdüğüne mi?
-Çarkçıbaşı çabuk hasar raporu
ver...
-Glub glub!
-Gövdenin yarığı ne kadar teğmen?
-Glub glub!
-Beni oraya getirtmeyin, cevap verin...
-Glub glub!
-Herkes filikalara...
Neden gemiyi en son kaptanlar terk eder?
Belki de battığına en son inanan olduğu için.
Türk Sporu'nun kaptanı her kim ise birileri ona seslensin; "batmışız".
Boşuna birbirimizi yemeyelim.

Fenerlilere müjde!

Fenerbahçeliler'e bir müjdem var!
Samsun'da tıkır tıkır işleyen bir takım göreceksiniz istatistikler beni yanıltmıyorsa.
Evet, Samsunspor ligin yükselen ekibi. Zorlu, dişli... Fenerbahçe'de fizik düşüş ve bıkkınlık belirtileri var.
Lakin Fenerbahçe klasını ortaya koyacak ve şık bir galibiyet alacak bence.
Gerekçelerim iki tane:
Birincisi "Daum istatistikleri" üzerine uzman olduk senelerdir. Sayın "dahi" zaman zaman frene basar. Olmazsa takımdaki futbolcuların yerleriyle falan oynar ve ne yapar eder durdurur takımı. Ondan sonraki hafta inisiyatif futbolculara geçer. Başkan'dan gelen direkt emirle, futbolcular hem kendilerini hem takımlarını çekip çıkarır kaostan.
Kimbilir kaç kere tekrar etti bu senaryo. Ve Samsun maçı tam "yeniden gösterim" zamanı.
İkincisi ise daha önemli... Sayın Daum haftayı gribal enfeksiyon ile geçirdi ve takımla pek fazla ilgilenemedi!
Samsun'da özlenen Fenerbahçeyi izleyecek taraftarlar, inanın.

Kurtarın Galatasaray'ı

Galatasaray'a yardım kampanyası çığ (!) gibi büyüyor...
Veya büyüyecek...
Acele etmeyin. Elini cebine atmayanlar da mecbur kalacak vakti gelince.
"Verdin-vermedin" tartışması piramitin tepesinden başladı, yavaş yavaş iniyor.
İnmeli de...
Sadece Galatasaray'la şan şöhret kazananlara baskı yapılması hiç adil değil bence.
Mesela Genel Kurul üyelerinin hepsi katılmalı bu kampanyaya.
Az ya da çok; bütçelerine göre.
Galatasaray'ın her türlü sosyal imkanlarından faydalananlar onlar... Üstelik Riva projesini erteleyerek olası şampiyonluğu da "imkansız"a yaklaştırdılar.
Mecburlar.
Kurtarsınlar bakalım kulüplerini.

eguven@milliyet.com.tr



SPOR
İşte salının hikayesi
Florya'da grev var
Ya tamam, ya devam
Geceyarısı operasyonu
İş işten geçmeden
Hamurunda var!
Ülker bileti kaptı: 74-71
Zaza'dan 16 sayı
Mido kovuldu
Tuğba'ya tarihi görev
İstanbul Cup unutulmaz!
Haber turu...
İtiraf zamanı
At yarışları





 PUAN DURUMU
 FİKSTÜR



Ercan GÜVEN
İtiraf zamanı
FIFA kararını açıkladıktan bir saat sonra İsv...



 Atina 2004
 Dünya Kupası 2002
 Euro 2000
 Sidney 2000
 Dünya Kupası 98
© 2006 Milliyet