Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 09 Şubat 2006 / Perşembe  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Teknoloji
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Medeniyet, çatışma, Türkiye'ye sorumluluk


Son yazımı, laik Batı ile Müslüman dünyası arasındaki uçurum büyürken, laik Türkiye'nin bu denklemdeki yerinin ne olacağını sorgulayarak bitirmiştim. Başbakan Erdoğan ile İspanyol Başbakanı Zapatero'nun ortaklaşa yayımladıkları "Saygı ve İtidal Çağrısı" aslında bu sorunun yanıtına işaret ediyor.
Öyle anlaşılıyor ki, "medeniyetler çatışması"nın şiddetlenmesiyle Ankara'nın uluslararası sorumluluğu ve dünyadaki önemi de artacak. Müslüman karakterine rağmen Türkiye'nin laik ve demokratik bir ülke olması, Batı'daki dikkatleri -özellikle "karikatür krizinden" sonra- üzerimize iyice çekecektir.

Türkiye gündeme geliyor
Türkiye bu karakteriyle aynı zamanda, radikal İslamın yükselişi karşısında ne yapacağını bilemeyen Ortadoğu'nun elit tabakası için de bir "model" olarak daha fazla gündeme gelecektir.
İşte bu genel durum, kendisini kritik bir aşamada olumlu rol oynayan uluslararası bir aktör olarak ortaya koyması açısından Ankara için önemli bir fırsat sağlıyor. Aslında bu role bir "fırsat"tan çok bir "zaruret" olarak bakmak belki daha doğru olur. Zira, Türkiye bu rolü zorunlu olarak oynamak durumunda.
Nedeni ise ortada. Bu rolü oynamakta başarılı olamazsa, bunun içeride de olumsuz yansımaları olacağı aşikâr. Çünkü, İslam âlemini ayağa kaldıran konuların Türkiye içinde de ciddi karışıklık yaratma potansiyeline sahip olduğu malum.

Nasıl başarılı olur?
Kısacası, Batı'nın artan İslam fanatizmi karşısındaki çaresizliği de düşünüldüğünde, Türkiye'nin "medeniyetler arasındaki köprü" rolünü başarılı bir şekilde oynaması, uluslararası istikrara katkıda bulunduğu ölçüde itibar getirecektir. Bunun yanı sıra bu başarı ülke içindeki istikrara da katkıda bulunacaktır.
Ancak bu başarının elde edilebilmesi için önemli bir önkoşul var. O da Türkiye'nin, bir yandan Müslüman karakterini korurken, diğer yandan bunun demokrasi ve insan hakları açısından bir engel teşkil etmediğini kanıtlamasıdır. Aksi takdirde ne Doğu'ya ne de Batı'ya yararlı olabileceği ortada.

Laiklik göz ardı edilemez
Öte yandan işi Türkiye açısından kritik kılan çok önemli bir husus daha var ki bunun da göz ardı edilmesi kolay değil. "Laiklik," Cumhuriyetimizi kuran ekibin 80 yıl önce Türkiye için çizdiği "Batılılaşma" rotasının kilit ayaklarından biridir. Başka bir ifadeyle, Türkiye'nin laikliğini uzun vadede koruyabilmesi bu rotada kalınmasını gerektiriyor.
Bu rotadan çıkmış ve Batı'ya arkasını dönmüş olan bir Türkiye'nin bu uzun vadeli perspektifte laikliğini sürdürebilmesi hem siyaseten hem de sosyolojik olarak zor görünüyor. Çünkü Batı'yı bir "referans noktası" olarak kaybetmiş olan Türkiye'nin bu açıdan dayanabileceği başka bir referans noktası yok.

Ortak çağrı önemli
Erdoğan ile Zapatero'nun ortak çağrısı işte bu nedenle çok önemli. Çünkü -yazımın başında da belirttiğim gibi- bu çağrı, Türkiye'nin bu tehlikeli ortamda nasıl bir yönde ilerlemesi gerektiğine açık bir şekilde işaret ediyor.
Bu önemli fırsatı kısır iç çekişmelerle heba edersek sadece dünyaya değil, kendimize de yazık etmiş oluruz.

semihi@cnnturk.com.tr








Taha AKYOL
Ateşkes zamanı!
OLIVER Roy, İslam konularında uzman bir siyas...
Çetin ALTAN
Duygusal yerel öfkelerin doğurduğu bedeller...
İsviçre Milli Takımı İstanbul'a geldiğinde; p...
Melih AŞIK
Hangi marka?
Karikatür savaşının baş kahramanı Danimarka, ...
Fikret BİLA
'Nereden buldun'da asker-sivil farkı
Eski Deniz Kuvvetleri Komutanı İlhami Erdil, ...
Hasan CEMAL
Nasıl bir dünya?
Mahkeme salonunda itiş kakış, patırtı gürültü...
Güneri CIVAOĞLU
Türkçe Fatiha ile
En "bilge Atatürkçü" üstat Cemal Kutay'ı yiti...
Can Dündar
Olay karikatürleri gördüm!
İslam dünyası ayakta...
Hurşit GÜNEŞ
Mali disiplindeki başarı AKP'den önce başladı
Geçenlerde Merkez Bankası'nın düzenlediği Enf...
Doğan HEPER
Hukukta kalite düştü mü?
YARGININ yükseğinde de yaygınında da bir geri...
Semih İDİZ
Medeniyet, çatışma, Türkiye'ye sorumluluk
Son yazımı, laik Batı ile Müslüman dünyası ar...
Hasan PULUR
Şiddet, şiddet yine şiddet...
KİME sorsan şiddete karşıdır; her ne kadar ba...
Derya SAZAK
Rahip cinayeti
Da Vinci Şifresi, 5 milyonu aşkın baskısıyla ...
Meral TAMER
İlaçta rakamlar havada uçuşuyor
İlaç gibi çok önemli bir sektörün Türkiye'de ...
Yaman TÖRÜNER
Geleceği tahmin etmektense, onu yaratır mısınız?
Son olaylar, Batı ile Doğu arasında, Müslüman...
Güngör URAS
Koç Batmanlıları sevindirdi
Ben iki şey istiyordum. Tüpraş, özelleştirile...
Serpil YILMAZ
TOKİ nazar boncuğu aramış!
Bu hükümet döneminin en büyük yatırım hamlesi...
M. Ali BİRAND
Kendi düşen ağlamaz
Bizler, kendi kendimizi çok kolaylıkla doldu...

© 2006 Milliyet