Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 10 Şubat 2006 / Cuma  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Teknoloji
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
En kötü senaryolar

Kafamda yeterince felaket senaryosu yokmuş gibi, bebekten sonra hem sayı hem çeşit arttı

igursoy@milliyet.com.tr

Artık hafifledi ama ilk iki-üç ay boyunca oğlumun en çok eğlendiğimiz özelliği ürkekliğiydi. Hareket de hep aynıydı: Kollar hafif yukarı kalkar, vücut da hop diye yerinde şöyle bir zıplayıverirdi. Televizyonda silah mı patladı, hop! Evde bir kapı sertçe mi kapandı, hop! Birisi yan odaya mı seslendi, hop hop!
Bir yandan da memnunduk tabii. Batu'nun etrafta olup biteni iyi duyduğunu, antenlerinin açık olduğunu gösteriyordu.
Zaten kim oluyorum ki onunla dalga geçiyorum? Ben de korkak herifin tekiyim. Ya da şöyle söyleyeyim, belki durum nispeten iyi hale gelir: Güvenliğe biraz fazla düşkünüm. Her gece yatmadan evin kapısını kilitleme işlemi sırasında çıkan ses, hücreye kapatılan mahkumları bile tedirgin edebilir. Arabada çantayı kapkaççıların en zor ulaşacağı noktaya koymakla kalmaz, sapını da el freninin çubuğundan geçiririm. Para çekme makinelerinde etrafta "kötü adamlar" var mı diye o kadar sık bakarım ki beni gören Mossad'dan ilk kez direktif alan beceriksiz bir ajan zanneder.

Bebekken düşürüldüm mü!
Bu huyum oğlan doğduktan sonra geçecek değildi elbette. Tam tersine, derdime yenileri eklendi. Diyelim ki sokakta gezintiye çıktık, oğlan da pusetinde. Senaryo şu: Ben ipod'lara ağzım sulanarak bakarken, biri gelip Batu'yu pusetinden kaçıracak. Olmayacak bir şey midir yani bu? Hiç gerçekleşmemiş midir? Evet, her gün böyle şeyler duymadığımızı ben de biliyorum. Ama mümkündür. Ve muhtemelen acısı ve suçluluk duygusu çok büyüktür. ABD'li Soul Asylum grubunun "Runaway Train" klibinde vardır, anlattığım sahne. Ve (az önce baktım, neredeyse 15 yıl olmuş) hâlâ gözümün önündedir.
Neyse, korkularımın hepsi böyle kriminal öğeler içermiyor. Örneğin Batu'yu biri kucakladığında da kalbim atıyor. Sanki onu düşürmeden tutabilecek beceride insan sayısı iki-üçten ibaretmiş gibi geliyor. Ve bu iki-üç kişi içinde kendi annem-babam bile yok. Onlar ki yıllarca beni kucaklamış iki insan. Sık sık düşürmediklerini tahmin ediyorum. Ya da belki de o kadar sık düşürdüler ki böyle bir zihne sahip oldum.

Bu çarpıntıyla yaşanmaz
Gelelim aklımdaki diğer birkaç senaryoya. Batu ile pencereden dışarı bakarken başım dönecek, Batu cama çarpacak, cam kırılacak vs. Ya da uyurken emzik kordonu boynuna dolanıp onu nefessiz bırakacak (daha bu hafta böyle bir haber vardı). Bazen Batu'yu kanepeye yatırıp oynarken, oradan hafifçe uzanıp televizyon kumandasını almak gibi toplamda bir saniye sürecek iş bile benim için meseleye dönüşüyor. Çünkü henüz yan dönmeyi yeni beceren çocuk sanki bir komandoya dönüşüp iki takla atacak, kanepenin bitiş çizgisinden de yere düşecekmiş gibi geliyor. Ya da gün içinde evden her aradıklarında "Batu'ya şöyle kötü bir şey oldu" diyeceklermiş hissine kapılıyorum.
Daha aklımda çocuk sahibi olmak bile yokken, işyerine gelen her küçük insan buradaki masaların köşesine kafayı toslayıp gözünü çıkaracak ya da bizim DMC binasının orta yerindeki boşluktan aşağı düşecek zannederdim. Ve her seferinde çocuk sahibi olmamak için yemin ederdim. Bu kalp çarpıntısıyla yaşanmaz gibi geliyordu.
Ama nasıl restoranda bağırıp çağıran çocuklara alışacaksam, bu kalp çarpıntısıyla yaşamaya da alışacağım galiba.
Bir dakika bir dakika... Evden arıyorlarmış.





CUMARTESİ
"Misafirliğe gelen" küçük çizer
Yerli belgesellerin izini sürecek
Sevgiliniz için alışveriş zamanı
"Yatakta beden değil ruh soyunur"
ne var, ne yok
Tike Ortadoğu'ya açılıyor
"Mükemmel" küratör
En moda En yeni
Evde tiyatro
Bu mikroplar çok "tatlı"
Şikayetimiz var!





Cengiz Eren
İlke Gürsoy
Ali Rıza Kardüz
Donatella Piatti
Cemal Saydam
Tuba Akyol
İlhan Uçkan
Yalvaç Ural

© 2006 Milliyet