Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 10 Şubat 2006 / Cuma  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Teknoloji
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Seyyar bir arkadaş

Tesadüfen tanıştığım Francesco gezgin şarküteri işine tutkuyla bağlı büyük bir gurme



İki ülkede birden yaşadığımdan olsa gerek, ne çok arkadaşa sahip olduğumu fark ettim geçen gün. Belki de benim, sosyologların "sosyal yönü kuvvetli" sınıfına sokmaya bayıldıkları türden bir insan olmamdan kaynaklanıyor bu durum. Kanımca sebep, sohbet etmekten hoşlanıyor olmam...
Eveeet, ben herkesle konuşmaya bayılıyorum, dolayısıyla onlar da bana cevap veriyor. Ve cevap verdiklerinde konuşma genellikle sohbete dönüşüyor, biraz da merakla besleniyorsa bir süre sonra sempatiye, tanışıklığa, ne iş yapıyor olduğunu merak etmeye varıyor ve sevimsiz birileriyle konuşmak durumunda kalınan birkaç sefer dışında genellikle arkadaşlıkla sonlanıyor!
Bu şekilde dükkan sahipleri, kasaplar, manavlar, bakkallarla da güzel arkadaşlıklar kurdum. Ayrıca beslenmemizin sonuçta onlara emanet olduğunu düşünürsek gerçekten kıymetli arkadaşlıklar oldu bunlar, siz de aynı fikirde değil misiniz? İtalya'da, genel olarak bütün İtalyanların sohbet etmeye meyilli olmasının da yardımıyla (Onlara kıyasla Türklerin o kadar sohbet yanlısı olmadığını düşündüğüm için dükkan sahipleriyle aramızdaki mesafeyi korumaya özen gösteriyorum çünkü muhtemelen saygılarından ve her zaman son derece nazik bir biçimde, beni biraz değişik bulduklarını belli ediyorlar!) çeşitli vesilelerle tanıştığım dükkan sahipleriyle gerçek arkadaşlıklar kurduğum, hatta akşamları buluşup sadece onların bildikleri restoranlarda yemek yediğim oldu!

İnanılmaz bir peynir
Gezgin şarküteri işine tutkuyla bağlı büyük bir gurme olan Francesco da bu arkadaşlarımdan biri! Lüks bir şarküteri dükkanı kadar teşekküllü ve özenle hazırlanmış karavanıyla her gün Milano'nun başka bir pazarını dolaşan Francesco ile bir alışveriş sırasında tesadüfen tanıştık. Koca tekerlekler halinde taşıyıp hâlâ geleneksel yöntemle küçük küpler halinde keserek standının önünden geçenlere ikram ettiği parmesanının tadına bakmıştım. Laf lafı açtı... Beraber çalıştıkları karısı Laura'yla tanıştım. Derken arkadaş olduk ve hep beraber görüşmeye başladık.
O güzelim evlerinin, gördüğüm en zengin şarap mahzenlerine sahip Pavia'da olması da görüşmelerimizi sıklaştırdı. Francesco çeşit çeşit, muhteşem salamlarını, pastırma ve peynirlerini satarken ben de etrafında dolanıp, bazen yardımcı bazen de ayak altında oluyorum... Her şeyden bahsediyoruz! Beni tanıdığından beri bizim bu taraflarda olan biteni daha dikkatle takip ediyor, doğal olarak... "Tavukları sen mi delirttin?" diye dalga geçiyor benimle. "Hayır canım, delirmediler, sadece grip oldular!" diye cevap veriyorum ama bu konu hakkında çok şakalaşasım yok. "Haydi haydi, sinirlenme! Bak sana ne kesiyorum... 1998 yapımı bir parmesan tekerleği... İnanılmaz bir peynir bu!"

Reggiano parmesanı

Son derece basit, sağlıklı ve leziz bir aperitif! Güzel bir kadeh kırmızı şarap eşliğinde sunulacak parmesan peyniri parçaları bütün büyük market ve süpermarketlerde bulunabilir. (Aman mührüne dikkat! Ağza sürülemeyecek taklitleri var piyasada!) Deneyin, bana hak vereceksiniz!
"Peynirlerin kralı" olarak anılan bu peynir nasıl yapılıyor? Reggiano bölgesi parmesanı, yılın her günü üretilir. En önemli özelliği ise, bu peynirin taze süt, uzman dikkati, asırlık tercrübe ve doğal olarak onu yapanın kendinden kattığı bolca aşkın karışımından oluştuğudur!
Nitekim yüksekliği 20-24, çapı 40 santim olan, yaklaşık 30 kilo ağırlığındaki o karakteristik tekerlek formu (sırf bu amaçla yetiştirilen hayvanların, doğal ve çok şıkı kontrollerden geçen besinlerle beslenmesine dayanan) çok katı, geleneksel kurallara uyularak üretilen özel sütlerin, ateşin, köy sanatkarlığının ve en az iki yıl sürecek olan doğal fermentasyon sürecinin hayranlık uyandıran bir bileşiminden doğar. Bu süre içinde hiç aksatmadan tekerlekleri temizlemek, çevirmek ve özenle gözetmek gerekir çünkü mükemmel olgunlaşma mucizesi, yalnızca doğanın yavaş ritmine emanettir.
1 kilo peynir 16 litre süte denk gelir, yani son derece besleyici bir yiyecektir.
100 gramının protein oranı 185 gram etinkine eşittir.
Sağlıklı, doğal ve hazmı kolay bir besin olduğu için de yaşlılara, sporculara ve özellikle de çocuklara tavsiye ediliyor.


donatellapiatti@hotmail.com



CUMARTESİ
"Misafirliğe gelen" küçük çizer
Yerli belgesellerin izini sürecek
Sevgiliniz için alışveriş zamanı
"Yatakta beden değil ruh soyunur"
ne var, ne yok
Tike Ortadoğu'ya açılıyor
"Mükemmel" küratör
En moda En yeni
Evde tiyatro
Bu mikroplar çok "tatlı"
Şikayetimiz var!





Cengiz Eren
İlke Gürsoy
Ali Rıza Kardüz
Donatella Piatti
Cemal Saydam
Tuba Akyol
İlhan Uçkan
Yalvaç Ural

© 2006 Milliyet