Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 10 Şubat 2006 / Cuma  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Teknoloji
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Lerzan Mutlu neden "hafif" görünüyor?

Biri size kötü muamele ettiğinde onun ayağına gidilmez! Ego tamiri böyle yapılmaz!

www.ilhanuckan.com
Faks: (0212) 505 63 88

Dersimiz: "İşveli olmak ve hafif görünmek arasındaki ince çizgi"! Konu mankenimiz: Lerzan Mutlu! "İşve" adeta bir kadının parfümü gibi olmalıdır. Hani yanınızdan geçerken ardında bulut gibi yumuşacık kokusunu bırakan bir kadın... Gözle görülemeyen, formülünün gizliliği mutlak ve bir o kadar da akılda kalan... Ama sahip olunamayan... Tek sahibi, o kokuyu teniyle harmanlayan kadın!
Ne zaman ki o kokuya sahip olmanın pek "kolay" olduğu sanılır, işte o zaman büyü bozulur. Kokunun etkisi "hafif"ler ya da iç bayıltıcı bir hale bürünür.
Peki o güzel ve büyülü kokuyu nasıl koruyacaksınız? Çok basit: O kokunun ancak sizin teninizde öyle koktuğunu, aslolanın kendiniz ve duruşunuz olduğunu unutmayarak.
Yoksa öyle çıkıp çıkıp adınızı sizi reddeden birilerinin yanına ekleyerek, sanki herkes aptal da bir siz zekiymişsiniz gibi basit numaralar çekmeye çalışarak, önemli bir iş becermiş edasıyla kahkahalar atarak ancak kokarca olursunuz!
Ama hal böyleyken bile "hafif" imajının üzerinize yapışmasından kurtulmanız mümkün.
Nasıl mı?

İşte Bilirkişi olarak yazıyorum:
Size ilk hakaret edene "ibret" olsun diye haddini bildirirsiniz. Böylece mesafe yaratacağınız için şiddetli olabilecek kokunuz daha bir hafif hissedilir.
Yok, eğer siz "Ay, bana hakaret etti, mahkemeye verdim!", "Ay, vazgeçtim!", "Gene mahkemeye verdim!", "Pardon, vazgeçtim, ay öyle mi dedim!" gibi fırıldaklık yaparsanız, yaydığınız koku herkesin burnunun direğini çat diye çatlatır. Magazin baharatımız Ahmet Hakan'ın da nefretini kazanırsınız. "Nefret" de pek abartılı ya, neyse... Duygulara fazla kapılmamak lazım Ahmet bey! Gerçek aşklar insana "Bir tanesinden bir tanesine" diye şarkı söyletmez...
Hafif görünmek yerine, gerine gerine işveli olmak için ne gerekiyormuş:
İçinizden geldiği gibi davranın.
İlk hakaret edene haddini bildirin!
İstikrarlı olun.
Adınızı birilerinin yanına yapıştırmaya çalışmak yerine, sizinle anılan insanları "Ne alaka!" diye hafif burnu büyük bir edayla, gizemli bir tonda, "Acaba birlikte olacağı kişi nasıl biri olabilir?" sorusunu sorduracak biçimde dillendirin.
Birileriyle anılmak yerine, birilerini reddetmekle anılın.
İnsanları ellemeyin, ısırmayın!
Sizi seksi bulduklarını söylediklerinde "Kendimi seksi bulmuyorum" diye dudaklarınızı 333 yapıp kirpik indirmek yerine, "Böyle bir çabam yok" deyip önemsemezce kestirip atın...

Bugünkü yazımın ana fikri şu:
İşveli olmak güzeldir. Tabii temelinde zeka ve özgüven olduğunda... Biri size kötü muamele ettiğinde onun ayağına gidilmez! Ego tamiri böyle yapılmaz!
İyi oyunlar herkese...


Erkek köşesi!

Bir kadının "işveli" mi yoksa "hafif" mi olduğunu nasıl anlarsınız?
Bir kadının "işveli" ya da "hafif" olduğunu anlamaktan kolay bir şey yok! Tek yapmanız gereken ona cinsel imalı bir hakarette bulunmanız. Sonra size vereceği tepkiye puan verin. Mesela çok kızarsa 10 puan, aldırmayıp kıkırdayarak konuşmaya devam ederse sıfır puan. Diyelim ki kızdı, durun, daha bitmedi testimiz! Şimdi de kızgınlığının ne kadar sürede geçtiğini puanlayın. Hemen affederse sıfır puan, sizi hayatından adınızı anmamak üzere çıkartırsa 10 puan! Arası yok bu işin!
E, riskli bir test tabii! İşveli olmak ya da hafif görünmek arasında sanıldığı kadar ince bir çizgi yoktur!


Öptüm sizi
Sahrap Soysal takıntısı başladı bende! Hürriyet'teki köşesini okumadan duramıyorum. Çok "doyurucu" yazıyor! Hatta onunla bir televizyon programı yapmak istiyorum: "Baştan çıkaran yemekler"! Gece yenilebilecek pratik çikolatalı pastalar, bir erkeği en kısa zamanda şişmanlatıp deforme ederek size bağlanmasına yarayacak ballı kızarmış muzlar... "Yok, yemeyeyim" denemeyecek, baştan çıkarıcı, kolay yemekler ve garantili ilişki taktikleri... Hani "Erkeğin kalbine giden yol midesinden geçer" diye bir söz var ya, o sözü "Erkeğin kalbini başkalarına kapatan tek yol midesinden geçer" şeklinde güncellemek... Son derece iyi niyetli yani! Öyle diyet yemek tarifleriyle insanları sıkboğaz etmenin alemi yok! Buradan açık açık öpücüklü bir tekliftir bu! Ne dersiniz, baştan çıkarıcı değil mi?


ÇEKİNMEYİN, SORUN! DAHA İYİSİNİ BİLENİNİZ VARSA DA ANLATSIN!

"Bana niyetinin evlilik olduğunu söylemişti!"
Bir yıldır görüştüğüm biri var, liseden arkadaşım. O 26, ben 25 yaşındayım. İlk görüştüğümüzde bana niyetinin evlilik olduğunu ve biraz birbirimizi tanımamız gerektiğini söylemişti. Aradan bir yıl geçti. Çok sık dışarıya çıkmıyoruz ama gün boyunca üç-dört defa arar, beni ihmal etmez ancak eskisi gibi evlilikten söz etmiyor. İki-üç ay daha düşünmüyormuş, halletmesi gereken şeyler varmış.
Nasıl olup da bu süreyi hızlandırabilirim? Beni sevdiğine eminim ve artık beklemek istemiyorum. Şimdiden teşekkürler, mutlu kalın.
Emel

* * *
Evlilik teklifinin gelme süresini kısaltmanın en kolay yolu, teklifi beklediğiniz kişiyi terk etmenizdir! Ama önce bir hafta kadar melek gibi davranırsınız, sonra terk edersiniz... Sizi kaybetmekten korkmayan biri ne diye evlilikle sizi kendine bağlamaya çalışsın ki, değil mi ama!





CUMARTESİ
"Misafirliğe gelen" küçük çizer
Yerli belgesellerin izini sürecek
Sevgiliniz için alışveriş zamanı
"Yatakta beden değil ruh soyunur"
ne var, ne yok
Tike Ortadoğu'ya açılıyor
"Mükemmel" küratör
En moda En yeni
Evde tiyatro
Bu mikroplar çok "tatlı"
Şikayetimiz var!





Cengiz Eren
İlke Gürsoy
Ali Rıza Kardüz
Donatella Piatti
Cemal Saydam
Tuba Akyol
İlhan Uçkan
Yalvaç Ural

© 2006 Milliyet