|
Siyah beyaz!
Türkiye yeniden siyah-beyaz bir dünyaya mı çekilmek isteniyor?.. Uçlarda toplanan, saflara ayrılan, cephelere bölünen bir Türkiye... Yine kendi kendisiyle çatışan bir Türkiye...
1960'larda yaşadık bunu.
1970'lerde, 1980'lerde de.
Bir kez daha mı? Yetmedi mi dökülen kan, çekilen acı? Hâlâ akıllanmadık mı?
Siyah-beyaz Türkiye!
Sanki işgal altındayız. Bir yanda işgalciler, işbirlikçileriyle...
Yani vatan hainleri!
Öbür yanda vatanseverler!
Elde silah İstiklal Savaşı...
Öyle mi?
Farkında mısınız, kâr uğruna, oy uğruna, reyting uğruna, tiraj uğruna televizyon dizileriyle, filmlerle koyulaştırıyoruz bu siyah beyazlığı...
Şiddet özendiriliyor.
Rambo'lar yüceltiliyor.
Suç güzelleştiriliyor.
Hukuk dışılık fıştıklanıyor.
Parlamaya zaten hazır ateşe öylesine odunlar atıyoruz ki, sonra Trabzon'da bir lise öğrencisi alıyor silahı eline gidip kilisenin rahibini öldürüyor.
Hürriyet'in Ankara temsilcisi Nur Batur'un çarşamba günkü yazısı bu açılardan ilginçti. Cinayetle ilgili olarak üst düzeyde bir emniyet yetkilisiyle konuştuğu anlaşılıyor.
Yazısının bazı bölümleri şöyle:
"Cinayetin arkasında kesinlikle örgüt bağı yok. Yani tek başına karar verip abisinin silahını alıyor. Kiliseye girerken şarjörü çevredeki lise öğrencilerine bile gösteriyor. Kiliseye girip rahibi öldürüyor.
Peki neden?
Telefonda konuştuğum yetkilinin yaptığı tahlil ürkütücüydü.
Aynen aktarıyorum:
'Haydar Baş ideolojisiyle yetişti. Sedat Peker, Çakıcı veya Ağca gibi kendince kahraman olmak istedi.'
Şöyle konuştu aynı yetkili:
'Düşünün, örgüt olsa, kim silahını göstere göstere gidip vurur?'
Ve devam etti:
'Eğer polis yakalamasaydı, birkaç gün sonra çıkıp (ben vurdum) derdi. Çünkü kahraman olmak istiyordu.'
'Haydar Baş' ideolojisine gelince!
Haydar Baş, hem Kuvayı Milliye ruhunun canlandırılmasını, hem de Türk-İslam sentezini savunuyor. 'Ne AB ne ABD, tek çözüm bağımsız Türkiye!' sloganını kullanıyor.
Haydar Baş'ın Kurtlar Vadisi-Irak filminin yapımcısı Raci Şaşmaz ve başrol oyuncusu Necati Şaşmaz, yani Polat Alemdar'la hem ideolojik hem de dini bazı benzerlikleri olduğunu da vurgulayayım.
Ankara'da en üst düzeyde yapılan saptamalar ve ortada 16 yaşında bir zanlı. Bütün bunlar tehlike çanlarının çaldığını göstermiyor mu?.." (Hürriyet, 8 Şubat 06, s. 22)
Nur Batur'un yazısı böyle.
"Bu sadece bir film!" diyenlerin dikkatine...
——————————————
HRANT DİNK'E BERAAT
Bu köşede önceki gün değerli meslektaşım Hrant Dink'in mektubu çıkmıştı. Urfa'daki davasından söz ediyor, 'Türklüğe hakaret'ten dolayı eski TCK'nın 159. maddesi gereğince hakkında üç yıla kadar hapis cezası istendiğini anlatıyordu. Bu dava dün beraatle sonuçlandı.
Güzel haber!
Dink'in başka davaları da var. Dileriz, onlar da dünkü gibi beraatle biter.
h.cemal@milliyet.com.tr
|
|