Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 10 Şubat 2006 / Cuma  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Teknoloji
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Hukukun özsuyu


Öyle görünüyor ki, Türkiye'nin "ihraçtan" döndüğü bir gerçek.
Yani 2008 Avrupa ve 2010 Dünya kupalarında oynayamayacakmış.
"Olur mu hiç" denilmesin. İngiltere'ye 5 yıl ihraç cezası verilmişti. Liverpool-Juventus maçında, Liverpool'lu holiganların 39 Juventus seyircisinin ölümüne neden olan saldırısı sonrası bu ceza İngiltere'ye yumruk gibi inmişti.
Aradan 3 yıl geçtikten sonra "af" geldi...
Ama 3 yıl uluslararası karşılaşmaların dışında bırakılmak, 3 yıl hücre hapis cezası gibidir.
......................
Türkiye-İsviçre maçında tribünlerde adam öldürmek bir yana tek kişinin burnu bile kanamadı...
Sahaya atılan birkaç plastik ayran kutusu nedeniyle seyircisiz ve Türkiye'den en az 500 kilometre uzakta 6 maç oynamak gibi bir cezanın seyirciye verilmiş olmasına hukukta izah yoktur.
Çünkü Ceza Hukuku'nun temel kuralı "cezaların şahsiliğidir." Bu, "hukukun özsuyudur."
Ahmet'in işlediği bir suçun cezasını hâkim, Mehmet'e çektiremez.
Türkiye-İsviçre Milli Maçı'nda cereyan eden üzücü olayların sorumluları belli, faili meçhullerin cezası, neden -masum- seyirciye çektirilsin!..
Seyirciye kendi milli takımlarının karşılaşmaları için evde hapis cezasıdır bu.
Tahkim kurulundan, orada sonuç alınamazsa, CAS'tan (Court of Arbitration for Sports: Uluslararası Spor Mahkemesi) döner.
AİHM'ye dahi başvuru hakkı doğabilir.
........................
Burada bir "duyarlı" konunun altını çizmek gerek.
Türkiye'yi savunmak misyonunu yerine getirmekte olan Futbol Federasyonu Başkanı Haluk Ulusoy için aynı gün Cumhuriyet Başsavcılığı'nın soruşturma açtığı açıklanıyor.
Bu iki olayın üst üste örtüşmesi talihsizliktir.
Hakkında başsavcılığın adli soruşturma başlattığı bir federasyon başkanı, Türkiye'nin savunması için ağırlık koyabilir mi?
Siyasette bile şöyle bir gelenek vardır...
Eğer Türkiye'nin Başbakanı ya da Dışişleri Bakanı, ulusal yararları ilgilendiren görüşmeler yapmak üzere dış gezideyse, muhalefet, hükümeti ya da bakanı düşürmek için gensoru vermez, gensoru önergesi daha önce verilmişse oylaması yapılmaz.
Çünkü... Düşmüş ya da düşmek üzere olan bir başbakanın ya da dışişleri bakanının sözleri, buğulu cama parmakla yazı yazmak kadar uçucu olur.
Türkiye zarar görür.
Haluk Ulusoy'un, yargı erki çarklarında öğütülme sürecine gireceği biliniyordu.
Gene de seçildi.
Ama mademki seçildi ve kendi dönemine ait olmayan çok büyük bir hata nedeniyle Türkiye'nin savunmasını yapmak gibi ağır bir görevi yürütüyor... Tam o duyarlı gün mü hakkında soruşturma açıklanmalıydı?
Burada yargıyı eleştiriyorum sanılmasın.
Sadece... Böyle talihsiz örtüşmelerin nedense başka ülkelerde hiç yaşanmadığına işaret etmek isterim.
Misal... Yunanistan'da asla olmaz.
Bundan sonra da Federasyon Başkanı Ulusoy'un bu sıkıntısı var.
Ne yazık ki... Tahkim Kurulu'na ve -gerekirse- CAS'a Türkiye, bu handikapla gidecek. Düşünün...
Başbakanlık müfettişlerinin denetime aldığı ve belki de çok geçmeden yeniden toplanacak genel kurulda değişme olasılığı bulunan bir başkan ve federasyon...
Adalet terazisinin kefesine Türkiye ağırlığını dileriz ki koyabilsin.
.........................
Medyada bir de "Conrad Otel" toplantısı yankılanmakta.
İsviçre Milli Takımı'na yapılanların orada planlandığı iddiaları manşetlerde...
Kanıtı yok ama bir ateşin dumanları da tütmekte.
Öylesine vahim iddialar ki, Tahkim'de ve -gerekirse- CAS'ta, Türkiye'nin itirazlarını karartabilir.
Fakat burada da gene "cezaların şahsiliği" ilkesi geçerlidir.
Sanık sandalyesinden seyirci kaldırılır, başkaları oturtulur.
Ama burada yanlış olan, Fatih Terim'i hedef göstermektir.
Maçı 4-2 kazandırmış, psikolojik motivasyonu elbette yaparak sadece sahadaki mücadeleyi yönetmiş bu değerli hocaya ayıp edilmiyor mu?

g.civaoglu@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Yargı, laiklik, çağdaşlık
DANIŞTAY kararına göre, babaları tarafından b...
Çetin ALTAN
Yoksul Doğu'nun, zengin Batı'ya öfkesi...
Önce bir soru:
Melih AŞIK
Sezer farkı!
Geçen yılın 28 Aralık günü Meclis'ten tek mad...
Fikret BİLA
İki vekilden iki iddia
Türkiye'nin gündeminde günlerdir mal varlığı ...
Hasan CEMAL
Siyah beyaz!
Türkiye yeniden siyah-beyaz bir dünyaya mı çe...
Güneri CIVAOĞLU
Hukukun özsuyu
Öyle görünüyor ki, Türkiye'nin "ihraçtan" dön...
Abbas GÜÇLÜ
Bakan Bey artist olacakmış
Okulların tatil, yasaların da bir bir hukuk d...
Hurşit GÜNEŞ
Sanayi üretimindeki gelişmeler umut vermiyor
Sanayi üretimindeki gelişmeler dikkat çekiyor...
Sami KOHEN
Neyin çatışması?
BU bir "medeniyetler çatışması" mıdır? Bu baş...
Metin MÜNİR
Türkler hangi kuruma ne kadar güveniyor?
İngiliz araştırma kuruluşu MORİ'nin Türkiye'd...
Faik ÖZTRAK
Kur kamçısı şakladıkça işler düzeliyor
Aylık üretim endeksleri geçen yıl sanayi üret...
Hasan PULUR
Şiddet mahkemeye de müdahale ederse...
SANKİ bir futbol takımı deplasmana gidiyor, g...
Derya SAZAK
Sivillere düşen
Lockheed adlı Amerikan havacılık şirketinin, ...
Meral TAMER
Kültür tercümanlığına ihtiyaç var
Farklı kültürlerin aynı olguya yükledikleri f...
Ece TEMELKURAN
Kurtlar ve hakikatler
"Kamuoyunun ilgisini çeken filmler, fikirleri...
Güngör URAS
Hasan Cemal'ler bütünleştirmeye çalışıyor
Bu ülkede yaşayanların ortak arayışı nedir? Ü...
M. Ali BİRAND
MHP'ye haksızlık mı ediyoruz?
MHP Genel Başkan yardımcısı Mehmet Şandır ar...

© 2006 Milliyet