Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 11 Şubat 2006 / Cumartesi  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Çiçek: Danıştay kararı keyfiliğe yol açar


Danıştay 2. Dairesi'nin, bir öğretmenin okula gidiş gelişlerinde türban takmasını laikliğe aykırı bulan kararı tartışma yarattı.
Adalet Bakanı Cemil Çiçek, Danıştay'ın bu kararının "yaşamın bütün alanını kamu alanı saymak" anlamına geldiğini ve "özel yaşama ve özel yaşamın gizliliğine müdahale" niteliği taşıdığını vurguladı.
Çiçek, okulda başını örtmeyen ancak gidiş gelişlerde örttüğü gerekçesiyle Gölbaşı Anaokulu Müdürlüğü'nden Aytaç Kılınç'ın başka yere tayinini iptal eden Ankara 6. İdare Mahkemesi'nin isabetli karar verdiğini, buna karşılık, tayini uygun bulan Danıştay 2. Dairesi'nin sorunu daha da karıştıracak bir karar verdiğini söyledi.

'Keyfi'
Çiçek, Danıştay 2. Dairesi'nin kararıyla ilgili olarak şu değerlendirmeyi yaptı:
"Bir türban sorunu var ve zaman zaman gerginlikleri neden oluyor. Danıştay'ın kararı sorunu çözmüyor, aksine daha da karmaşık hale getiriyor. Bu karar ortalığı, günlük yaşamı karıştıracak, olumsuz etkileyecek, keyfi işlemlere vesile olabilecek bir karardır. Bence 6. İdare Mahkemesi'nin öğretmen hanımı haklı bulan kararı doğrudur. Bu mahkememizin başkanı da bir hanımdır. Okul içinde başının açık olduğu zaten sabit. Ama siz okul dışında, yaşamının diğer alanlarına da müdahale ederseniz, bu Anayasa'ya, kişi hak ve özgürlüklerine aykırı olur. Ayrıca, bu karar amirlerin keyfi uygulamalarına da vesile olabilir. Bir amir sokakta başını örtmüş gördüm diye ceza vermeye kalkabilir veya bir iki şahit ifadesiyle siciliyle oynayabilir. Bunun objektif bir ölçüsü yok."

'Memur mu arayacağız?'
Çiçek, kamu görevi dışında memurların kılık ve kıyafetini denetlemeye kalkmak gibi mantıksız bir sonuç doğuracağını söylediği kararla ilgili olarak şu örnekleri verdi:
"Şimdi havalar soğuk. Böyle havalarda hanımlar başlarını örterler. İşe de öyle giderler. Şimdi soğuk nedeniyle başını örtmüş bir hanım memur daireye öyle girerse suç mu işlemiş olacak veya bu gerekçeyle tayini mi çıkacak? Kaldı ki bu olayda okulda başı açık olduğu da biliniyor. Şimdi düşünün; bu soğuk havada hemen yanı başımızdaki Ayrancı pazarına gitsek, hanımların çoğunun başı kapalıdır. Soğuk nedeniyle de kapalıdır. Bu durumda pazarda, bu soğukta başını kapatmış hanımlara memur musunuz, değil misiniz diye mi soracağız? Veya bir iki kişi, 'Ben şu hanımı tanıyorum, Ayrancı pazarında başını örtmüştü' derse ve şikâyette bulunursa, böyle bir işlem mi yapılacak? Veya acil servise başı örtülü bir hanım hasta geldi, doktor bakmayacak mı veya "Memur musun, değil misin' diye araştıracak mı? İşte Danıştay'ın kararı bu nedenle sorunu daha da karmaşık hale getirecek, keyfi uygulamalara yol açacak bir karardır."

Hizmet veren
Çiçek, sorunu tam çözmese de rahatlatıcı bir formül olarak "hizmet alan-hizmet veren" ölçüsünün kullanılabileceğini kaydetti. Çiçek, görüşünü şöyle özetledi:
"Zaten kamu hizmeti verenler açısından bir talep yok. Talep kamu hizmeti alanlar açısından. Bu nedenle kamu hizmeti verirken kimse türban takmıyor, başını örtmüyor. Ama hizmet alanlar açısından da kamu alanı-özel alan gibi ayırımlara gitmek doğru değil. Hâkim kürsüye başı örtülü çıkmıyor, öğretmen derse başı örtülü girmiyor. Ama siz hizmet alanlara da böyle yasak uygularsanız, yaşamın her alanını ve her anını kamu alanı olarak ilan ederseniz, sorun iyice karışır."

fbila@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Laiklik, modernleşme ve din...
LAİKLİĞİN Batılı tarifi "din ve devlet işleri...
Çetin ALTAN
Oyuna gelmek, gelmemek... Gelmek, gelmemek... Gelmek...
Evlerin bembeyaz damları, tam yeniden kırmızı...
Melih AŞIK
Dubai muamması
Halka duyurulmadan, tartışılmadan, şapkadan t...
Fikret BİLA
Çiçek: Danıştay kararı keyfiliğe yol açar
Danıştay 2. Dairesi'nin, bir öğretmenin okula...
Hasan CEMAL
Futbol ve çıtası!
Galatasaray'ın 'Unutulmaz Maçları'nı seyrediy...
Güneri CIVAOĞLU
Altına hücum
Amerikan tarihinden bir dönemi yansıtan "Altı...
Can Dündar
TRT kışkırttı mı?
TRT'yi hiç izliyor musunuz?
Abbas GÜÇLÜ
Danıştay kararları
Danimarka'daki işgüzar bir gazete yönetmenini...
Semih İDİZ
İslam âlemi de gereken dersleri çıkarıyor mu?
"AB'de Basın Etiği" konusunu ele alan bir kon...
Sami KOHEN
Bu kez de dinlemezse ne olur?..
TÜRKİYE'nin ve Kıbrıs Türklerinin uzun süredi...
Metin MÜNİR
Güle güle Hyundai, Çek Cumhuriyeti'nde görüşürüz
Koç, Amerikalı ortağı Ford'la birlikte Türkiy...
Hasan PULUR
Cemal Kutay
CEMAL Kutay'ı da kaybettik...
Derya SAZAK
İstanbul'u yönetmek
Sait Halim Paşa Yalısı'nda İstanbul Büyükşehi...
Meral TAMER
İşadamının orkestra şefi olduğu gece
Önceki gece Lütfi Kırdar'ın 2 bin kişilik sal...
Ece TEMELKURAN
Welcome to KÜRDİSTAN
Kürdistan! Kimileri için bir kâbustu bu sözcü...
Tamer HEPER
İşte Türk mucizesi
Yazılarını okurken büyük zevk aldığım sayılı ...
Yaman TÖRÜNER
Gelecek otuz yıl
"Gelecek otuz yılda neler olacak?" sorusu, Th...
Güngör URAS
Nükleer santral için beşinci niyet
Biz 1968 yılından bu yana nükleer santral (at...
M. Ali BİRAND
GS'ı sahipsiz bırakmayın...
GS, yakın tarihinde böyle bir durumla karşı k...

© 2006 Milliyet