|
Danıştay kararları
Danimarka'daki işgüzar bir gazete yönetmeninin ve ileriyi görmekten aciz bir başbakanın yarattığı karikatür krizi, tüm dünyayı etkisi altına aldı.
Kaosun nerede, ne zaman ve nasıl sonuçlanacağı ise şimdilik tam bir muamma.
Olayı farklı yönlere çekenler, provokatörler ve medeniyetler çatışmasına dönüştürmek isteyenler yok mu? Elbette var. Hem de fazlasıyla.
Ama sanki asıl önemli olan, onlara bu fırsatın verilmemesiydi. Verildi. Şimdi ise ayıkla pirincin taşını, ayıklayabilirsen...
Türkiye'deki türban ve imam hatip krizi de yıllardan beri süregelen aymazlıklar nedeniyle, şimdi çok farklı noktalara çekilmeye çalışılıyor. Günün birinde, tıpkı karikatür krizinde olduğu gibi dönülemeyecek noktalara gelindiğinde, her türlü çözüm çabası sonuç vermeyebilir!
Bu konuda, mevcut iktidarın konuyu çıkmaza sürükleme girişimleri ne ise YÖK'ünkü de ondan farklı değil. Alın birini, vurun diğerine.
Bakan Çelik, kesinlikle çözümden yana değil. Tribüne oynuyor. Çankaya'dan, Anayasa Mahkemesi'nden, Danıştay'dan dönecek yasaları ya da taslakları, bile bile kamuoyunun gündemine getirerek, tansiyonu yükseltiyor. Her şeyden önce bu tavrından vazgeçmesi gerekiyor...
Biz yapmak istiyoruz ama mevcut düzen izin vermiyor şeklinde, seçmene gönderilecek her mesaj, tehlikeli bir oyunun ilk işaretleridir. Bütün bunları kasıtlı mı yapıyor? Yoksa o da kendisini, her defasında böyle bir sürecin ortasında mı buluyor? Bilmiyoruz. Ama, attığı her adımla Türkiye'de tansiyonu yükselttiği kesin...
Peki ya YÖK? Onlar bu konuda masum mu? Dünden bugüne değişen hiç bir şey yok. YÖK de tansiyonun yükseltilmesi ve kaosun büyümesi konusunda Çelik'ten hiç geri kalmıyor.
YÖK başkanları ve YÖK üyeleri nedense, bir defalığına da olsa, meslek liseleri konusunu enine boyuna masaya yatırıp tartışmış değiller. Aldıkları kararlar, genellikle kendilerine sunulan bilgiler doğrultusunda oluyor.
Eğer daha önceki hükümetler döneminde ya da bu hükümet döneminde, meslek liselerinin önü kendi alanlarıyla ilgili fakültelere girişte açılmış olsaydı, bugün böylesine bir kriz yaşanmıyor olacaktı.
Hâlâ da geç kalınmış değil. İletişim lisesinden mezun olan iletişim fakültesine, elektrik teknisyenliğinden mezun olan da, elektrik mühendisliğine girişte, bırakın artı puanı, diğer lise mezunlarıyla eşit koşullarda, ÖSS'de yarışma olanağına sahip olsa, bu tartışma önemli ölçüde bitecek. Ama nedense YÖK pencereyi kesinlikle aralamıyor. Meslek lisesi öğrencilerin nefes almasına izin vermiyor.
Danıştay'ın bu konuda aldığı son karar, YÖK'e atılmış bir şamar gibi. Hatırlanacağı gibi öğretmen liselerinin, eğitim fakültelerine girişteki 0.24'lük ek puanları, YÖK tarafından 0.08'e indirilmişti. Yani eğitim fakültelerine girişteki avantajları yok denecek noktaya getirilmişti. Ama Danıştay yürütmeyi durdurma kararı verdi. Çünkü yapılan uygulamanın Türk Milli Eğitimi'nin temel hedeflerine ve amaçlarına aykırı olduğu kararına vardı.
Şimdi mademki öğretmen lisesi mezunlarının eğitim fakültelerine gitmeleri konusu eğitimin ve kamunun yararına, diğer meslek alanları için de aynı gerekçe düşünülebilir. Zaten, verilecek olan, sadece ve sadece eşit koşullarda yarışma hakkı. Yoksa her mezun alınacak diye bir durum söz konusu değil. Ama nedense, bu tartışmalar, hep imam hatip korkusunun gölgesinde kalıyor.
Tıpkı türban da olduğu gibi. Sokak konusu üzerinde bir kez daha düşünülmelidir. Yaratacağı etkiler açısından!..
Özetin özeti: Anayasa, hukuk, eğitim, insan hakları ve inançlar hepsi de kutsal değerler. Biri diğerinin alternatifi olmamalıdır!..
aguclu@milliyet.com.tr
|
|