Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 11 Şubat 2006 / Cumartesi  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
İşadamının orkestra şefi olduğu gece


Önceki gece Lütfi Kırdar'ın 2 bin kişilik salonunda bir ilk gerçekleşti; Türkiye'de bir işadamı, bir klasik müzik orkestrasını yönetti.
Borusan Holding'in 2. kuşak patronu Ahmet Kocabıyık'ın konuk şef olduğu konserde, Borusan Filarmoni Orkestrası'dan George Bizet'nin Carmen Uvertürü'nü dinledik.
Borusan Kültür - Sanat'ın Başkanı Zeynep Hamedi (Ahmet Bey'in kızkardeşi), konser öncesinde gecenin mana ve ehemmiyetini kısaca anlattı:
"Eskiden devlet, Harika Çocuk Yasası ile klasik müziğin en yetenekli çocuklarını yurtdışına gönderirdi. 1948'de bu yasayla piyanoda ilk harika çocuk İdil Biret, kemanda Suna Kan yurtdışına gönderilmişti. Biz bu uygulamayı canlandırmak istedik. 25 bin euro bağışta bulunan, orkestrayı yönetebilecek ve bu parayla yetenekli bir gence burs verilecek. Konuk şefle 2. konser aralıkta."

İlk "Harika Çocuk"
Ve konser, şef Gürer Aykal yönetiminde Mozart'ın Saraydan Kız Kaçırma Operası Uvertürü ile başladı. Konserin solistinin, ilk harika çocuk İdil Biret olması anlamlıydı. Mozart'ın Do minör piyano konçertosunu çalan Biret, bis parçası Rachmaninov'un Liebesleid'ında (Aşk Acısı) asıl ustalığını ortaya koydu.
İkinci yarı, Smetana'nın bir nehrin akışını anlatan The Moldau'su ile başladı. Bu parçada orkestra bizlere hünerini, suların akışını ve dalgalanmalarını müziğe yansıtarak hissettirdi.

Ve konuk şef sahnede
Ve sıra konuk şefe gelmişti... Kocabıyık, elinde batonuyla sahneye çıktığında, çok heyecanlı olduğu her halinden belliydi. Başkemancının elini sıkmayı da unuttu, orkestrayı ayağa kaldırarak birlikte selam vermeyi de...
Marşı andıran kısacık parçayı yönetirken, gözleri önündeki notalardaydı. Sağ el batonla orkestraya komut verirken, sol el sık sık nota sayfalarını çeviriyordu. Salondan o kadar yoğun ve bitmek - tükenmek bilmeyen alkış aldı ki, bis yapması farz oldu, ama bildiği başka parça yoktu. "Benim repertuarım tek parçadan oluşuyor" diyerek, Carmen Uvertürü'nü orkestraya yeniden çaldırdı.
Ben Borusan Filarmoni'nin konserlerini 4 yıldır düzenli izlemeye çalışıyorum. Bu özel konserin izleyicileri kısmen farklıydı. Her konserde görmeye alıştığımız İstanbullu sanatseverler ve Kocabıyık ailesine ek olarak iş dünyasının kreması, 2 kuşak Kocabıyık ailesinin geniş dost çevresi ve Borusan camiası da vardı.

Şarık Tara yönetir
Konserin bitiminde aralık ayındaki konuk şefli 2. konserin şef adaylarını yakalayabilir miyim diye küçük bir nabız yoklaması turuna çıktım. 25 bin euro veremeyecek durumda olan hevesli çoktu, ama amaç bir "Harika Genç"e burs sağlamak olunca iş değişiyordu.
İlk tuttuğum nabız, konseri ilk sırada izleyen Rahmi Koç'tu: "Ahmet Bey çok mükemmel bir iş yapmış, ama ben bu işlerden anlamam" dedi. Ya çocuklar? "Haa, onlar yapabilir." İlk aklına gelen isim Mustafa Koç oldu.
Müzik eleştirmeni Evin İlyasoğlu'na göre 2. konuk şef, zengin klasik müzik koleksiyonuna sahip ve bu işlerden gayet iyi anlayan Şarık Tara olmalıydı.

İkinci şef Öngör mü?
İKSV'nin Müzik Festivali Yönetmeni Ahmet Erenli'nin tercihi Bülent Eczacıbaşı'ydı ama pek itibar görmedi, "yapmaz" dediler. Kardeşi Faruk Eczacıbaşı'nın adı ise pek çok kişi tarafından telaffuz edildi: "Faruk Bey, zaman zaman caz konserlerine çıkıyordu zaten. Klasik müziği de iyi bilir." Faruk Eczacıbaşı, Amerika'da olduğu için konserde yoktu.
Ahmet Kocabıyık'ın eşi Zeynep hanım, 2. konuk şef olarak sahnede bir kadını görmek istiyordu. "Demek ki sıra sizde" dedim; "Bir aileden 2 kişi olmaz" diye yanıt verdi. VIP Turizm'in sahiplerinden Yasemin Pirinççioğlu'na göre ilk kadın şef Güler Sabancı olmalıydı.
Şu an için en güçlü aday Garanti Bankası eski Genel Müdürü Akın Öngör. Eşi Gülin Öngör de istekli, İKSV Genel Müdürü Görgün Taner de onay verdi.

mtamer@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Laiklik, modernleşme ve din...
LAİKLİĞİN Batılı tarifi "din ve devlet işleri...
Çetin ALTAN
Oyuna gelmek, gelmemek... Gelmek, gelmemek... Gelmek...
Evlerin bembeyaz damları, tam yeniden kırmızı...
Melih AŞIK
Dubai muamması
Halka duyurulmadan, tartışılmadan, şapkadan t...
Fikret BİLA
Çiçek: Danıştay kararı keyfiliğe yol açar
Danıştay 2. Dairesi'nin, bir öğretmenin okula...
Hasan CEMAL
Futbol ve çıtası!
Galatasaray'ın 'Unutulmaz Maçları'nı seyrediy...
Güneri CIVAOĞLU
Altına hücum
Amerikan tarihinden bir dönemi yansıtan "Altı...
Can Dündar
TRT kışkırttı mı?
TRT'yi hiç izliyor musunuz?
Abbas GÜÇLÜ
Danıştay kararları
Danimarka'daki işgüzar bir gazete yönetmenini...
Semih İDİZ
İslam âlemi de gereken dersleri çıkarıyor mu?
"AB'de Basın Etiği" konusunu ele alan bir kon...
Sami KOHEN
Bu kez de dinlemezse ne olur?..
TÜRKİYE'nin ve Kıbrıs Türklerinin uzun süredi...
Metin MÜNİR
Güle güle Hyundai, Çek Cumhuriyeti'nde görüşürüz
Koç, Amerikalı ortağı Ford'la birlikte Türkiy...
Hasan PULUR
Cemal Kutay
CEMAL Kutay'ı da kaybettik...
Derya SAZAK
İstanbul'u yönetmek
Sait Halim Paşa Yalısı'nda İstanbul Büyükşehi...
Meral TAMER
İşadamının orkestra şefi olduğu gece
Önceki gece Lütfi Kırdar'ın 2 bin kişilik sal...
Ece TEMELKURAN
Welcome to KÜRDİSTAN
Kürdistan! Kimileri için bir kâbustu bu sözcü...
Tamer HEPER
İşte Türk mucizesi
Yazılarını okurken büyük zevk aldığım sayılı ...
Yaman TÖRÜNER
Gelecek otuz yıl
"Gelecek otuz yılda neler olacak?" sorusu, Th...
Güngör URAS
Nükleer santral için beşinci niyet
Biz 1968 yılından bu yana nükleer santral (at...
M. Ali BİRAND
GS'ı sahipsiz bırakmayın...
GS, yakın tarihinde böyle bir durumla karşı k...

© 2006 Milliyet