Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 12 Şubat 2006 / Pazar  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
İki cümle


Kitabın ilk 2 cümlesi şu: "Kuran'ı kapa. Kadınları aç" (Fermer le Coran. Ouvrir les femmes.)
İlginçti...
Bu iki cümleyi, oltanın ucundaki yemi kapan sazan gibi yuttum ve sayfalara daldım gittim.
Yılmaz Çetiner'in usta kaleminden Abdi İpekçi ile "son röportaj" lezzetinin ardından bir de bu kitap, çifte kaymaklı ekmekkadayıfı...
Evet... Kitaba dönelim...
.......................
Bu çarpıcı sözler, Osmanlı'nın son dönem pozitivist aydınlarından Abdullah Cevdet'e aitmiş.
"Osmanlı'yı nasıl Avrupalı yapacağız? Müslüman halkın ilerleyebilmesi için ne yapılmalı?" sorularına Avrupalı fikir adamlarından cevaplar aramaktaymış.
Ve bir Fransız edebiyatçı da Cevdet'e, yazının başında yansıttığım "Kuran'ı kapayın, kadınları açın" tavsiyesinde bulunmuş.
Abdullah Cevdet ise şöyle demiş:
"Hem Kuran'ı hem kadınları açmak lazım."
.......................
Danıştay'ın "başörtülü anaokulu müdiresi" için verdiği kararla yeniden alevlenen "türban" tartışmaları bağlamında da önemli bir söylem.
Ancak Abdullah Cevdet'in dileği olmadı. Geleneksel İslam anlayışında Kuran'ı kapamadan kadının başı açılamadı. Kuran açıldığında ise başlar örtüldü.
Çünkü... İslamın kutsal kitabı Kuran'da "kadının başını örtmesi" yer almakta.
........................
Ama Abdullah Cevdet "Kuran'ı da, kadını da açmaktan" söz ederken ya daha ileri bir adımı denemişse?..
Yani "kutsal kitap Kuran'ın çağın geleneklerine göre kadının başını da açabileceği yorumunu" amaçlamışsa?
Örtünen kadınların İslam anlayışı kadar, böyle bir yorum da Türkiye'nin gerçeği.
Türk kadınının başını örtmeyen yarısı için, "onlar Müslüman değil" kim diyebilir?
Büyük çoğunluğu kendilerini Müslüman kabul eden inançlılardır.
.......................
Modernleşme süreci "İslamı yaşamak" iddiasındaki başörtülü kadını da değiştirmedi mi?
- Asıl yeri ve uğraşı alanı olan evinden çıktı; okula, çalışma alanına girdi.
- Camide erkeklerle omuz omuza namaz kılmıyor ama konserlerde başı açık arkadaşları ile erkeklerin de olduğu saflarda bağırıyor, zıplıyor, çığlıklar atıyor. Erkek arkadaşı ile el ele, hatta birbirine sarılarak dolaşanları az değil.
- İş yaşamında, sosyal ilişkilerde çoğu, erkeklerle el sıkışıyor.
- Vücut hatlarını saklayan bol pardösüler azaldı. Dar ceketler, dar pantolonlar, yüksek ökçeli pabuçlar... Tek direnç başörtüsü artık...
........................
Ancak, bu satırlarım başını örtenlere tavır gibi algılanmasın. Onları hep anlamaya çalışmışımdır. Sızılarını hissetmişimdir.
Okuduğum bu kitabın sayfalarında 8 başörtülü başarı örneği var. Modern yaşama girmiş, rol modeller oluşturmuşlar. Onlarla söyleşileri okudukça ortak çözümlerin ve karşılıklı anlayışın gereğine olan inancım derinleşti.
........................
Onlardan mesajlar yansıtayım:
- "Bizimle aynı görüşleri paylaşan erkekler sırf başları örtülü olmadıkları için üniversitede okuyorlar, biz dışarıda bırakılıyoruz. Bu adaletsizlik değil mi? Başörtülüler, okul kapılarından çevriliyor bu ülkede. O ateşli feministler bunu kadın-erkek sorunu haline getirmediler."
- "Biz sadece laikçilerle değil, bizim gibi İslamı yaşama iddiasındaki erkeklerimizle de mücadele etmek zorundayız. Üst düzey devlet görevlerinde kadınlara görev verilmiyor. Sadece belediyelere başörtülü sekreterler olarak işe alınıyorlar."
- "Türbanlı kadın, İslami kesimde siyaset için ancak mağduriyetleri ile özne olabildi. Egemen kesim içinse başörtüsü sorununun nesneleri oldu."
- "Tesettürlüdür, nasıl olsa erkeğine tabidir gibi bir gerekçeyle evlenenler, kısa zamanda yanıldıklarını anlıyorlar. Başörtülü kızlar, kişilik kazandılar, kendi adına karar verebilme yetileri pekişti."
.........................
Yazıya burada noktayı koyuyorum ve yeniden kitabın sayfalarına dalıyorum. (TÜRBAN VE KARİYER/Metin Sever/Timaş Yayınları, 2006)

g.civaoglu@milliyet.com.tr








Çetin ALTAN
El içinde zülüf kesme; kimi uzun der, kimi kısa...
Nasreddin Hoca, İncili Çavuş'a rastladı. İnci...
Melih AŞIK
Papazı dövmek
Geçici görevle Samsun'dan Trabzon'a gönderile...
Fikret BİLA
Hükümetle devlet arasındaki türban çatışması
Öğretmen Aytaç Kılınç, okula gidip gelirken t...
Hasan CEMAL
Türban, imam hatip!
İmam hatip, türban... İki hassas konu. Huzurl...
Güneri CIVAOĞLU
İki cümle
Kitabın ilk 2 cümlesi şu: "Kuran'ı kapa. Kadı...
Can Dündar
Bir şehrin anatomisi
Rivayet olunur ki; Fatih Sultan Mehmet ordus...
Abbas GÜÇLÜ
2006 ucuz konut yılı olacak
Yeni bir ev alma hayali kurmayan yoktur herha...
Metin MÜNİR
Brezilya dizisi, Türkiye dizisi
Birkaç yıl önce bir şirketin davetlisi olarak...
Hasan PULUR
El öpmekle ağız aşınmaz!..
İŞTE bize böyle adam lazım...
Derya SAZAK
Mor Dizi
Kurtlar Vadisi ve ekrandaki dizi furyası aras...
Meral TAMER
Protestocu kadınların da aklına ihtiyaç var
Önceki akşam TV'yi açmamıştım. Dün gazeteleri...
Ece TEMELKURAN
Kürdistan'ın Türk'ü Kürtler
Hadi gidelim! Gidelim!" Başları, belleri sarı...
Tamer HEPER
Çağdaş gençler böyle yetişir!
Trabzon'daki rahibin öldürülmesi olayından sö...
Osman ULAGAY
Amerikalılara Türk Lokumu: Kurtlar Vadisi
Cuma günü, Kurtlar Vadisi - Irak filmini görd...
Güngör URAS
Dünya Düzdür (ülkeden şirkete, şirketten bireye)
Küreselleşme üç büyük dönemden oluşuyor. (1) ...
Serpil YILMAZ
Kocabıyık: Orkestrayı yönettim!
Asım Kocabıyık, 2001 yılında Borusan Grubu'nu...

© 2006 Milliyet