Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 13 Şubat 2006 / Pazartesi  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Sevgililer Günü için pratik öneriler!

İbrahim Kutluay'a soruyorlar: "Demet hanıma ne hediye verdiniz?" O da karıcığının karnını işaret ediyor, "Bebek" diyor...

www.ilhanuckan.com
Faks: (0212) 505 63 88

Sevgililer Günü geldi ya, işte size pratik öneriler ve minik aşk testleri:
"Sevgiliniz sizi seviyor mu?" testi: Erkeklere hediye alınmaz, biliyorsunuz. Ama bu kuralı bozmak için güzel bir neden var. Sevgilinize öyle bir hediye alın ki, bir giysi olsun bu; çipçirkin, çok komik, belki de iğrenç bir şey olabilir ama abarta abarta verin ve onu üzerinde görmek istediğinizi ısrarla söyleyin. Giyerse sizi seviyor demektir. Mesela kalpli boxer ya da g-string... İnanılmaz tahrik edici... Hele bir de üzerinde görün! Giymezse de onu tutucu olmakla suçlayıp iki gün küsün!
Sevgililer Günü'nü birlikte geçirmenizle ilgili hâlâ bir plan yapmadı mı? Boşuna üzülmeyin! İşte size küçük bir öneri: Eğer sevgilinizin sizi Sevgililer Günü'nde yalnız bırakacağını düşünüyorsanız ortadan kaybolun! Hem zaten iki gün kala bile hâlâ bir planı yoksa, "İşim çıktı, hastayım, aile sorunları..." falan diye yaratıcılığı kıt bahanelerle sizi yalnız bırakacağını düşünüyorsanız, işi şansa bırakmayın, siz kaybolun. Aşık olsa böyle yapar mı hiç! Bahanelerini sıralamak için sizi arayıp da bulamayınca önce biraz rahatlayacaktır ama sonra dayanamayıp tekrar arayacak, ulaşamayınca da meraka kapılacaktır. Sevgililer Günü'nün ertesinde onu bıraktığınızdan daha iyi göreceğiniz kesin!
Sevgilinizin verdiği hediyeyi beğenmeyin: İşte tatlı bir oyun size; diyelim ki sevgilinizle pembe bulutlarla çevrili bir buluşma gerçekleştirebildiniz. Sevgiliciğiniz de size hediyesini verdi... E, hediye bir yüzük değil! Hayal kırıklığınızı belli etmemek için yanaklarınız acıyarak gülümsemeye çalışacağınıza, hemen içinizden geçeni söyleyin: "Ben önce bir yüzük, mümkünse hemen sonra da bir bebek istiyorum! Bak, İbrahim Kutluay karıcığı Demet Kutluay'a Sevgililer Günü hediyesi olarak bebek vermiş!" Siz bunu tatlı-kızgın bir edayla söylerken sevgilinizin yüzünün alacağı hali düşünüyorum da... Yapın vallahi! Çok güzel olacak!

İşte Bilirkişi olarak yazıyorum:
Anneler Günü, Babalar Günü, Kadınlar Günü, şu günü bu günü...
O günlerde hep "Sadece bir gün mü hatırlanmalı?" diye yakınmaz mıyız?
E, Sevgililer Günü de herhalde insanlar sevgili olmayı unuttukları için yılda bir gün. Yoksa sevene her gün bayram.
Ben bu Sevgililer Günü'nde sevgilimden pırlanta yüzük istiyorum. Parmak ölçüm 13. Tuba'dan (Akyol) özendim vallahi! Takmamazlık da etmem! Tubacım, çekinme tak güzelim...

Bugünkü yazımın ana fikri şu:
İbrahim Kutluay'a soruyorlar:
"Demet hanıma ne hediye verdiniz?" O da karıcığının karnını işaret ediyor, "Bebek" diyor. Sonra toparlıyor, "Yani bu bebek ikimiz için de hediye..." İnsan düşünmeden edemiyor; "Bebekler kadınların erkeklere mi, yoksa erkeklerin kadınlara mı verdiği bir hediyedir?" Bu da benim size minik testim! Bilin bakalım cevabını!
İyi oyunlar herkese...


ÇEKİNMEYİN, SORUN! DAHA İYİSİNİ BİLENİNİZ VARSA DA ANLATSIN!

"Kırmızı İlhan'a soru..."
"Cuma günü Yeşim Salkım'ın sevgililerini nikah masasına oturtma sırrını çiziktirmiştim. Hani dediğine göre Yeşim; her şeyi bilen kadınlar gibi davranmazmış. Sevgilisine 'güzel gözükecek' diye makyajlar yapıp süslü gecelikler giymezmiş. Sevgilisinin arkadaşıymış ya! İşte bütün bunlar adamı nikah masasına götürmeye yeter mi Sayın Uçkan? Kendim için soruyorsam namerdim. Yeşim Salkım dördüncü evliliğini yaptı, bizim kızların ağzı beş karış açık kaldı da ondan..."
Ayşe Özyılmazel / Sabah gazetesi

* * *
Cıvıldayan köşe yazarı Ayşe Özyılmazel bana Günaydın'daki köşesinden sormuş. İlişkiler için "Kırmızı Danışmanlık" isimli bir danışmanlık şirketi kurdum ya, o yüzden yani... Ben de buradan sorusuna cevap vereyim istedim:
Ayşeciğim, isteyen herkes kısa sürede sevgilisini nikah masasına götürebilir. Burada formül, hızlı olmak ve erkeğe düşünme fırsatı bırakmayacak şekilde evlenme düşüncesini ona aşılamak. Hele o erkek zaten başkasıyla evliliğin eşiğinden dönmüşse, sonuca çabucak ulaşmamak neredeyse imkansızdır. Yani marifet arkadaşlıkta, makyaj yapıp yapmamasında, süslü geceliklerde değil. Bir kadının oyun ustalığı kıvrak ve hızlı olmasındadır. Tabii nikah masasından sonra o erkek ne kadar duruyor diye Yeşim Salkım'ın açık noktalarını da tartışmaya açmak gerek... Kaçıncı evliliği demiştin?

Erkek köşesi!

Bu özel günü kız arkadaşınızdan uzak mı geçirmek istiyorsunuz?
Kadınlar bayılır böyle günlere! Günler öncesinden alışverişlere çıkılır, yeni saç modeli için cesaret fişeği ateşlenir, bayram çocuğu gibi giysiler geceden yerleştirilip sevgilinin vereceği hediye için, "umarım ki alyans" diye hayallere yol verilir. Şimdi siz bu hayalleri karşılayamayacağınıza çoktan karar verdiyseniz kaçacak delik arayışına girmişsinizdir diye düşündüm de, basit bir kaçış önerisinde bulunayım dedim: Tek yapmanız gereken telefonunuzu kapatmanız. Ertesi güne kadar açmayın. Ya da telefon çok lazımsa sizin durumunuzdaki bir arkadaşınızla değiş tokuş edin. Kız arkadaşınız sizi bulamasın. Sonra "Seni aradım ama bir türlü ulaşamadım" deyin utanmadan. Herhalde sizi terk eder... Kurtulursunuz işte!

Öptüm sizi
Sinan Çetin'le eşi Rebeka Haas'ın röportajını okudum da... Sinan Çetin "Mutluluğumuzun sırrını söyleyeyim: Bütün evli çiftler, başta birbirlerini çok beğeniyorlar. Zamanla birbirlerini değiştirmeye çalışıyorlar. Aşık olduğun adamın niçin değişmesini istiyorsun?" diyerek mutluluklarının sırrının birbirlerini değiştirmemek olduğunu söylüyor. Ama eşinin bir cümlesine takılıp kalıyorum: Rebeka Haas "Sinan tam benim tipim. Çekici, gerçek erkek, çalışkan, ilginç ve de en önemlisi akıllı..." Bu cümlede hoş bir şey var; son derece güçlü! Yani Sinan bey yanılıyor. Böyle konuşan bir kadın, hele erkeğin "akıllı" olması özelliğini hangi vurguyla olursa olsun en son söylüyorsa bu tek bir şeyi gösteriyor; değiştirme işlemi en âlâsından uygulama halinde! Sinan Çetin durup kendine şu soruyu sorsun: "Karımdan korkuyor muyum?" Değişimi yaşayan ve bundan mutlu olan her erkeğin bu soruya cevabı "evet" olacaktır! Değiştirmek kadının doğasında vardır. İnce ayarı için Rebeka Haas'ı öpmek lazım...









CUMARTESİ
"Günümüzde geçen hikayelerde oynamayı sevmiyorum"
Dört sanat dalından bir "bar gösterisi"
Sevgililer Günü için takılar
En moda En yeni
Tuna Kiremitçi'nin aşk öykülerini İclâl Aydın seslendiriyor
İlkbaharın ipuçları
14 Şubat partileri
Erdoğan'ın Burberry atkısı
Miniklere eğlendirici büyüklere eğitici fuar





Cengiz Eren
Ali Rıza Kardüz
Donetella Piatti
Cemal Saydam
Tuba Akyol
İlhan Uçkan
Yalvaç Ural

© 2006 Milliyet