|
 |
|
|
Hedefimiz öğrencilerin yüzde 70'ini meslek liseli yapmak
İzmir Milli Eğitim Müdürü Kamil Aydoğan, "başarısızlık" eleştirilerine yanıt verdi: Üniversiteye yerleştirmede Türkiye dördüncüsüyüz. Bizim için asıl başarı, öğrencinin iş sahibi olmasıdır. Bu da meslek liseleriyle mümkün
Banu Şen
Üç yıl önce Behçet Yavuz'un yerine gelmesiyle ismi tartışmalar yaratan İl Milli Eğitim Müdürü Kamil Aydoğan, bu hafta Pazartesi Sohbeti'ne konuk oldu. Aydoğan İzmir'deki başarının düştüğü yönündeki sorulara yanıt verirken, umutlu bir tablo çizdi. Öğrenci meclislerine aileleri de katarak Türkiye'nin en geniş sivil toplum örgütünü kuracaklarını söyledi. İzmir'de standardı yükseltme projelerini anlatan Aydoğan, "Üç yıl önce çok az okulda bilgisayar laboratuvarı vardı. Şu an okullar teknik açıdan çok iyi. Bin 214 resmi okulun hemen hepsinde bilgisayar laboratuvarı kuruldu. Olmayanlar da dönem sonuna kadar kurulacak. 60 ilköğretim okulunda eksik var" diyor. İzmir'de uyuşturucunun okul önlerine kadar taşındığı yönündeki iddiaları ve alınan önlemleri de aktaran Aydoğan, hem meslektaşlarına hem de öğrencilere tavsiyelerde bulundu. 25 yıldır günlük tutan, şiir yazan Aydoğan, Atatürk tutkusunu şöyle anlatıyor. "Güçlükler başarıya engel değildir. Atatürk'ten öğrendiğim en önemli şey bu."
Meslek hayatına nasıl başladınız? İzmir'e gelmeden önce nerelerde görev yaptınız?
Gazi Eğitim Enstitüsü'nü bitirdim. Çankırı'da 3 yıl öğretmenlikten sonra, Kahramanmaraş Andırın'da 3 yıl müdürlük görevinde bulundum. Ankara Çankaya İncesu Lisesi'nde 1 yıl, Kurtuluş Lisesi'nde ise 15 yıl müdürlük yaptım.
Bin okula laboratuvar aldık
Yaptığınız çalışmaları anlatır mısınız?
Üç yıl önce çok az okulda bilgisayar laboratuvarı vardı. Şu an okullar teknik açıdan çok iyi. Bin 214 resmi okulun hemen hemen hepsinde bilgisayar laboratuvarı kuruldu. Olmayanlar da dönem sonuna kadar kurulacak. 60 ilköğretim okulunda eksik var. Bunlar da tamamlanacak. İzmir'de bin okula bilgisayar laboratuvarı kuruldu. Eskiden bu laboratuvarların açılışı törenle yapılırdı. Artık olağan hale geldi. Hemen tüm okullarda projeksiyon makinesi var. Okullarımıza 683 yazıcı, tepegöz, fotokopi makineleri dağıtıldı. Hepsi ders araç-gereçleri bakımından zenginleştirildi. Bu işlerin çok büyük bir bölümü son bir yıl içinde oldu. Amacımız şehrin en merkezi okulunda ne varsa en ücra köşesinde de onun olması. Okullar arasında adaleti sağlayıp, dengesizliği gidermek, köy okulu gibi imajları kaldırmak istiyoruz. En merkezi okulla, köydeki, kırsaldaki okulların imkanlarını aynı seviyeye getirmeye çalışıyoruz. Bunların hepsi bu dönem sonunda tamamlanacak.
En büyük halk meclisi geliyor
Bunlardan sonra sırada ne olacak? Okullarda fiziksel yeterlilik sağlandıktan sonraki projeleriniz neler?
En çok önem verdiğimiz konu sürekli eğitim. Yani milli eğitim çalışanlarının yeni yönetim anlayışı içinde sürekli eğitilmesi. Kendi alanlarıyla ilgili eğitim almalarını istiyoruz. 32 bin öğretmene birden çok konuda eğitim verdik. Eskisi gibi öğretmenlerin uzak mekanlarda değil bizzat okul içinde eğitim alması gündemde. Okul müdürlerimizi de yeni teknikler, iletişim, liderlik gibi konularda eğittik. Bu bir defaya mahsus olmayacak. Her çalışan kendi alanıyla ilgili sürekli eğitim alacak. Çalışmalarımızı iki başlıkta toplayabiliriz. Birincisi fiziksel iyileştirme. İzmir okullarındaki oran, derslik başına yüzde 42'ydi. Bugün 36'ya düşmüş durumda. Bu çok büyük bir başarı. Derslikler de araç gereç bakımından oldukça iyi bir seviyede. İkinci grup çalışmalarımız da eğitim kalitesiyle ilgili. Üretkenliğin, verimliliğin artırılması yönünde çalışmalarımız var. Toplam kalite çalışmalarımız var. Eğitimde kalite verimliliğinin artmasına yönelik... Bizim önemli projelerimizden biri de öğrenci meclisleri. 28 ilçede temsilcimiz var. Şimdi bunu aile boyutuna taşıyoruz. Okul Aile Birliği yöneticileri bir araya gelip ilçe veli temsilcilerini seçecek. Bunlar İl Okul Aile Birliği temsilcileri ile bir araya gelecek. 650 bin öğrenci ve veli temsilcileri ile yöneticiler bir meclis oluşturacak. Son derece demokratik bir çalışma yapacağız. Bir yeni proje, icraat yaparken veli temsilcilerinin de paylaşım olanağı olacak. 650 bin öğrenci, anne-babaları da katarsak, bu meclis ülkenin en büyük sivil toplum örgütü olacak. Bir de Avrupa Birliği projelerimiz var. Türkiye bu geçiş sürecinde eğitime ayrılan fonlardan yararlanmak durumunda. Geçen yılki projelerimize 2 milyon euro kaynak sağlandı. Bunlar yürüyor. Sürekli bir sirkülasyon var. Bizden dışarı gidenler var. Yurtdışından bu projeler kapsamında gelenler var. 2006 yılında, AB'den gelen fon gelirini ikiye katlamak hedefindeyiz. İzmir'de eğitim, kalite, nitelik olarak gelişiyor. Son derece zeki öğrencilerimiz, iyi öğretmenlerimiz var.
Bahçe dışına çıkmak yasak
Uyuşturucu ile ilgili yapılan araştırmalarda İzmir hep ilk sıralarda. Özellikle de okulların çevresinde satıldığı yönünde görüşler var. Siz ne düşünüyorsunuz?
Bu konuda çeşitli spekülasyonlar var. Ama bir araştırmaya dayalı veriler yok. Emniyetin bu konuda okul çevrelerinde aldığı önlemler var. Bir de bizim yaptığımız eğitim programları mevcut. Emniyet, üniversite ve milli eğitim uzmanlar çalışmalar yapıyor. Bu konuda hassasiyet gösteriyoruz ve okullarda çalışmalarımız devam ediyor. Çok yaygın bir sorumluluk görüyorum. Burada veli desteği, ilgisi, bilinci önemli. Çocukların arkadaşlarını, nereye gittiklerini çok iyi izlemeleri gerekiyor. Biz de buna yönelik çalışmaları artırıyoruz. Bu öğretim yılı başında bir genelge gönderdik. Öğrenci okula gitmemişse hemen ilk derste ailesine telefonla, mesajla, maille bildiriliyor. Velinin anında haberi olacak. Bu da önemli bir önlem. Okul bahçesi dışına çıkmama gibi bir kuralımız var.
Başarının kıstası üniversite değil
Bir kentin eğitimdeki başarısına bakılırken üniversiteye giriş baz alınıyor. İzmir'in son yıllarda başarısının düştüğü konuşuluyor. Rakamlarla ilgili bilgi verir misiniz?
Bu sene 36 bin kişi başvurmuş. 33 bini sınava girmiş. Yüzde 71'i sınavı kazanmış. Yerleşenlerin oranına bakıldığında ise İzmir 4'üncü sırada. İzmir'in önünde 1'inci Kırıklareli, 2'nci Burdur, 3'üncü Isparta var. ÖSS başarısı nedir? Başarı, öğrencinin ortaöğretimi bitirdikten sonra iş sahibi olmasıysa meslek liselerine bakmak lazım. Türkiye'de meslek liselerinin oranı yüzde 35. İzmir'de ise bu rakam yüzde 45'lere çıkmış durumda. Bu öğrencilerin büyük çoğunluğu daha lise 2'deyken sanayici ve işadamları tarafından sahipleniliyor. Bu çok önemli. Teknik, meslek liselerinin oranı artınca üniversiteye giriş başarısı düşüyor. Ancak meslek liselerinin önemi büyük. Kısa yoldan iş sahibi oluyorlar. Bizim politikamız teknik meslek liselerin oranını artırmak. Yüzde 70'e çıkarmak. Biz, çocuğun ortaöğretimden sonra iş sahibi olmasını istiyoruz. Bu açıdan değerlendirilmeli. Şu anki çalışmalarımız teknik meslek liselerinin oranının artırılmasına yönelik.
Sıkıntılarınız da var mı?
Bu kadar büyük bir kitle içinde sıkıntı olmaması mümkün değil. Gittiğim Avrupa ülkelerinde hep bahsediliyor. Bu bir sorun. Daha iyisini arama sorunu. Daha iyisini aramalıyız her seferinde. Örneğin dersliklerdeki öğrenci sayısını 30'un altına düşürmeliyiz. Dünya standardı 20'nin altında. Üç yılda 3 bin civarı derslik yapmışız. Yeterli değil. Bu seviyeyi 20-25'lere düşürmek toplumsal bir hedefimiz olmalı. İşadamı, veli, hepimizin toplumsal hedefi olmalı. Bir diğeri de hizmet satın alınması. Hizmetli, güvenlik gibi konular okul aile birliği olanaklarıyla oluyor. Düşük gelirli bölgelerdeki okullarda da bu sorunu çözmemiz lazım. Bu konuda Özel İdare'den ayrılan kaynaklarla 64 ilköğretim okulunda hizmet satın almaya gittik. Bu yıl da devam ettireceğiz.
İzmir çağdaş bir kent
Uzun yıllar Ankara'da görev yaptınız. İzmir'i nasıl değerlendiriyorsunuz?
İzmir'i daha önce çok iyi tanımıyordum. Geldikten sonra mutlu oldum. İzmir kamuoyu, iyi bir iş yaptığınız zaman bu işi çok önemsiyor. Sivil toplum kuruluşlarının çok yaygın olduğu bir kent. Toplum örgütlü. Batılı, çağdaş bir kent.
Kitap okumak benim görevim
Şiir yazdığınızı biliyoruz. Bilmediğimiz farklı uğraşlarınız var mı?
Şiir yazıyorum. Hatta bir de kitabım var. 25 yıldır günlük tutarım. Tüm öğrencilere de tavsiye ederim. Dağcılık hobim var. İzmir'e geldikten sonra vaktim olmadığı için çok yapamadım. Kitap okurum. Bunu bir görev olarak görüyorum. Şunu da tavsiye ediyorum. Gençler Cumhuriyet tarihimizi, yakın tarihimizi çok iyi okusun. Herkesin yakın tarihimizi çok iyi bilmesi gerekiyor. Güçlükler başarıya engel değildir. Atatürk'ten öğrendiğim en önemli şey bu. Nutuk'u, F. Rıfkı Atay'ın Çankaya'sını okuyun. İnsanüstü, olağanüstü bir dönem. Atatürk gibi bir insanın varlığı önemli bir avantaj. Bu avantajı herkes kullanırsa hiçbir zorluk kalmaz.
|
|
|

|