|
 |
|
|
Mesajlar
Parası yok, seyircisi yok, yöneticisi hiç yok... Tüm yokluklara rağmen bu takım takır takır gidiyor. Hafta boyunca bırakın yoklukları, antrenmana da çıkmadılar. Yani maç antrenmanı, taktiksel çalışmayı son güne sığdırdılar. Ama buna rağmen Gaziantepspor gibi, deplasmanlarda iyi top oynayan bir takım karşısında altı gol atma başarısını gösterdiler.
Aslında herkes bu maç öncesi tedirgindi. Bu kadar çok sıkıntı içinde hiç kimse kolay olacağını düşünmüyordu. Üstelik şampiyonluktaki rakibi Fenerbahçe, hakem startıyla rakibini beşlemişti. Yani Galatasaray'ın puan kaybetmesi için her türlü şart mevcuttu. Ama Galatasaraylı futbolcularda öylesine bir yürek var ki, ortam ne olursa olsun asla maçı bırakmıyorlar. Hafta içinde antrenmana çıkmamanın, protestonun, bu maçta puan kaybedilmesi halinde kendilerine negatif olarak dönüş yapacağını bilseler gerek, sahada çok farklıydılar.
Hüseyin Kalpar, Galatasaray önüne fantezi bir kadroyla çıkmaya çalıştı. Rakibin hiçbir zaafını hesaplamayıp, yeni transferi ağır Veysel'i forvete koydu. Oysa onun yerine bu bölgede Lazarov ile başlasa, oyunun gidişi kesinlikle böyle olmazdı. Çünkü Galatasaray, çok pozisyon veren bir defansa sahip. Hele rakip hücumcuları biraz süratli olursa, tetikleme olarak tüm takım etkileniyor. Ama Kalpar'ın Veysel seçimi, Galatasaray'ı çok rahatlattı.
Disiplin meselesi
Galatasaray'da dünün en önemli adamı Hasan Şaş'tı. Sahanın her yerinde, olmadık işler yapan, gol attırmayı bir hobi haline getiren, takımı için oynadığı zaman neler yapabileceğini gösteren Hasan Şaş, Gaziantep'in korkulu rüyası oldu. Bire birlerde bu kadar kolay adam geçen bir futbolcu önünde hiçbir kademe yapmayan Antep, bu oyuncunun her atağında ya golü yedi, ya da yüzde yüz goller kaçtı.
Topu ağır sahaya rağmen yerden oynayan, koşturan ve rakibin on kişi kalmasındaki açıkları çok iyi değerlendiren Galatasaray, oyun disiplinini asla bozmadı. Iliç gibi hiç gözükmeyen oyuncuları bile asimile eden Galatasaraylı futbolcuların bu mücadelesi tabii ki sadece puan açısından değil, manevi açıdan da çok önemliydi. Böyle bir galibiyete, böyle bir haftadan sonra gerçekten ihtiyaç vardı. Ve gönderdikleri mesajlar mutlaka yerlerine ulaşmıştır. Doğrusu bu takımın başında ben yönetici olmak istemezdim.
Maçın hakemi, Veysel'in kırmızı kartında haklıydı. Hiçbir soru işareti olmayan bir pozisyondu. Ancak her iki takım oyuncuları da hakemin işini çok kolaylaştırdı. Keşke her maç böyle olsa...
h.ozer@milliyet.com.tr
|
|
|

|