|
Eleştirel Tarih Yazıları
METE Tunçay'ın yeni kitabı "Eleştirel Tarih Yazıları" adıyla yayımlandı. (www.liberte.com.tr)
Kitap, Prof. Tunçay'ın tarih konusunda yerleşik klişeleri eleştirdiği, yeni belgeler ve fikirler ortaya koyduğu yazı ve söyleşilerinden oluşuyor.
Yerleşik ezberleri bozan bir kitap; o sebeple, sarsıcı, düşündürücü, ufuk açıcı bir eser. Ben şahsen iyi bir tarih okuru olduğum halde, Tunçay'ın bu kitabından yeni çok şey öğrendim; katıldığım ve katılmadığım yorumları var ama hepsini ufuk açıcı buldum.
Kitabın birinci bölümünde "Osmanlı'dan Cumhuriyet'e" düşünce tarihimiz analiz ediliyor. Tunçay, bizde birbiriyle çarpışan üç büyük fikir akımının ortak çıkmazının "dogmatizm" olduğunu anlatıyor. İslamcılığı anladık, 'ilerici' sayılan Batıcılık ve 'bilimsel' sayılan sosyalizm de mi öyle?
"Türk Batıcılığı pozitivisttir ve pozitivizm dogmatizmi içerir...
Kendimi içinde saydığım sosyalistliğin bazı kanatlarındaki dogmatizmden huzursuzluk duymaya başladım...
Bizdeki Batıcılığın laik bir İslamcılık olması gibi..." (Sf. 11-17)
Tunçay'ı okurken, bizde pozitivisit dogmatizmin devlet gücüyle, mahkeme kararlarıyla 'techiz' edildiğini düşündüm!
Ufuk açan sorular
Prof. Mete Tunçay'ı okumaya devam edelim:
"Cavit Bey gibi İttihatçılar (Atatürk'e) suikastle bir ilgileri kanıtlanamadığı halde, sırf eski kırgınlıklar ve geleceğe ilişkin endişeler nedeniyle asılmıştır." (Sf. 57)
Düşündüm: Biliyoruz ki, Türkiye'de modern Maliye'yi kuran, Cavit Bey'di. Atatürk 1937'de "En büyük iktisatçımız Celal Bayar'dır" diye konuşmuştu. Cavit Bey'i asacağımıza Maliye'nin başına getirseydik daha iyi olmaz mıydı?
Bu sorunun 'bilimsel' bir cevabı olamaz ama böyle sorular ufuk açar.
Tunçay'ın kitabındaki "Siyasal Gelişmenin Evreleri" adlı bölüm, metodolojik bakımdan fevkalade önemli... Yakın tarihimizdeki tekil olgular böyle teorik bütünlüğe oturtulunca daha iyi anlaşılıyor. (Sf. 52-98)
Yine ufuk açıcı bir soru; Tunçay'ın "Atatürk'e Nasıl Bakmak" yazısı... Tunçay'ın bu konuda Niyazi Berkes gibi bir 'otorite'yi, Celil Gürkan gibi bir 'devrimci'yi eleştirmesi bir konuya nasıl değişik açılardan bakılabileceğini gösteriyor. (Sf. 129, vd.)
Laiklik ve Halkçılık
Kitabın üçüncü bölümü "Türkiye'de Siyasal Kültür" başlığını taşıyor. Bu bölümde 'Laiklik' konusu işleniyor. Cumhuriyet dönemindeki fikir akımları Ermeniler, Rumlar ve Yahudiler ele alınıyor.
"Laiklik ve Halkçılık" başlıklı yazı son derece önemli. Hâkimiyetin halka ait olması laikliği gerektiriyor, fakat laikliğin dogmatik ve pozitivist bir 'inanç' gibi algılanması halkı dışlıyor, demokrasi sorunlarına yol açıyor. (Sf. 183-194)
Tunçay'ın bu konudaki analizleri, Raymond Aron'un pozitivist ideolojiler için kullandığı "laik dinler" (secular religions) terminolojisini hatırlatıyor.
Kitabın dördüncü bölümü "Eğitim Sorunları"nı, özellikle tarih eğitimindeki sorunları ele alıyor. Son bölüm "Kitabiyat"ta kitap eleştirileri yer alıyor. Uğur Mumcu, Mahmut Goloğlu, Ahmet Taner Kışlalı, Cahit Tanyol ve Niyazi Berkes'in kitapları hakkında Tunçay'ın analiz ve eleştirileri...
Tarihe 'liberal sol' diyebileceğim bir perspektif getiren bu eseri herkese tavsiye ediyorum.
t.akyol@milliyet.com.tr
|
|