Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 13 Şubat 2006 / Pazartesi  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
'Lan'


SORU 1: Erdoğan özellikle mi "Anasını satiym", "Ananı al git buradan", "Artizlik yapma lan" diye konuşuyor?
Bence hayır.
Kendi dili bu... İçinde doğup büyüdüğü çevrenin dili...
Dolayısıyla ağzında sırıtmıyor. Hatta ağzına yakışıyor.
TV dizisinde "Lütfen annenizi alıp buradan gider misiniz?" diye konuşan bir kabadayı görsek "Bu ne ya!" diye itiraz etmez miydik?
Bence yakışıksız olan, Baykal'ın onunla argo yarıştırmaya kalkıp "O üç noktayı alsın, uygun yerine koysun" çıkışıydı.
Onun ağzına yakışmadı. Kendine ait olmayan bir bitirim dilini, siyaset gereği konuştuğu belliydi. Tutmadı.
SORU 2: Argoyu Erdoğan'ın ağzına yakıştırıyorsak sorun ne o zaman?
Erdoğan'ın Başbakan olması...
Çünkü biz başbakanların "düzgün" konuşması gerektiğini düşünüyoruz.
Oysa milletimiz "düzgün" konuşmuyor.
Herhangi bir ilkokula, pazaryerine, kahvehaneye uğrayın; konuşmalara kulak kabartın:
"Alırım paçanı aşağı"ları, "Yürü lan, anca gidersin"leri işiteceksiniz.
Yani biz millet kızınca küfretsin, ama devlet kızınca sabretsin istiyoruz.
"Resmi dil"le, "sivil dil"i ayırıyoruz.
"Millet adamı" değil, "devlet adamı" arıyoruz.
Peki bu yaklaşım, siyaseti geniş kitlelerin bulaştırılmadığı, kravatlılarca oynanan yapay bir protokol törenine çevirmedi mi?
AKP, buna tepki değil mi?
SORU 3: Bu kez karşımızda bir "millet adamı" var. Kasımpaşa sokaklarından geliyor. Bürokrasi çarkında öğütülmemiş. Devletin değil, milletin dilini konuşuyor.
Kızdığımız bu mu?
Milletin dilinin devlete egemen olması mı?
Peki "millet egemenliği" bu değil miydi?
Aynayı mı taşlıyoruz?
Milletimiz ana avrat söverken liderimizden leziz bir Türkçe mi bekliyoruz?
Liderlerimizin bizim gibi konuşmadığı nezahat dönemlerini mi arıyoruz?
Bizim gibi olanları değil, olmak istediğimiz şeye benzeyenleri mi özlüyoruz?
Aslında ona değil, onu bu mevkie taşıyanlara, yani kendimize mi kızıyoruz?
SORU 4: "Biz" kimiz?
Kamuoyu yoklamalarında Erdoğan hâlâ durumunu koruyor.
Ona eleştirenler oy, tiraj sıkıntısı çekiyor.
Bu iki cümlede birbirini doğuran sonuçlar var mı?
Sokak, diline uygun Başbakan'ı buldu, partiyi, medyayı bulamadı mı?
İyi de herkes "sokağa inerse", geniş caddelere açılabilir mi bu ülke?
SORU 5: "Siyasetçi model olmalı" diyoruz.
Bunca yıl iyi kötü "model" oldular.
"Lan"lı, "lun"lu konuşmadılar.
Sonuç?
Kibarlar tasfiye, "lan"cılar iktidar oldu.
O kadar ki, "model"ler bile "Kahvehaneleri onlara bırakmayayım" diye küfürlü konuşmaya başladı.
"Model" çöktü.
Peki herkes hedef kitlenin dilini konuşmaya kalkarsa hep birlikte çamura batmaz mıyız?
SORU 6: Dinde yaşadığımız burada da karşımıza mı çıkıyor?
"Milletin dili" ile "devletin dili" çatışıyor.
Devlet, ilaç prospektüsünden dava iddianamesine, tarih kitabından diplomatik tepkisine kadar millete uzak, soğuk bir dil konuşuyor.
Resmi dile uzak duran politikacı prim yapıyor; ama sonuçta hep birlikte irtifa kaybediyoruz.
O halde yeni bir dil geliştirmek zorundayız.
Ağzını bozmayan, ama sokakla irtibatını da kesmeyen bir dil...
Siyaseti anlaşılmaz bir kuş diline çevirmeyen, ama terbiyesizleşmeyen bir dil...
Rahatını sevdiği kadar, misyonunu da seven bir dil...
Milletin diliyle, devletinkini barıştıracak bir dil...
Lan onu bulan var ya, bu ülkenin reçetesine de, iddianamesine de, tarih kitabına da geçer valla...

can.dundar@e-kolay.net








Taha AKYOL
Eleştirel Tarih Yazıları
METE Tunçay'ın yeni kitabı "Eleştirel Tarih Y...
Çetin ALTAN
"Sen adam değilsin, yoksun dünyada"
Çocukluğuyla gençliği Yeşilköy köşklerinde ge...
Yasemin CONGAR
İran'ın dönüşü olmayan noktası
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ile ABD'nin An...
Can Dündar
'Lan'
SORU 1: Erdoğan özellikle mi "Anasını satiym"...
Metin MÜNİR
Tüpraş'ta sorumlu avına nereden başlamalı
Ne zaman Tüpraş gibi büyük bir özelleştirmede...
Faik ÖZTRAK
Bütçenin esnekliği önem kazanıyor
IMF Başkanı Rato geçtiğimiz hafta Roma'da yap...
Hasan PULUR
Bir Orgeneral'den bir Oramiral'e...
SAYIN Kenan Evren telefon etti, bizim birkaç ...
Tuba AKYOL
Bu kadar özgürlük kıyamet alameti
Özgürlük ne fena bir şey. Herkes aklına gelen...
Ece TEMELKURAN
ABD'yle işbirliği yaramız
Vallahi dağdayken bir tane beyaz yoktu!" Cidd...
Yaman TÖRÜNER
Patron olsan bile kes sesini
F.J.Lennon "Every Mistake in the Book" isimli...
Osman ULAGAY
21. yüzyılda 'ulusal güç' olmanın yolları
Geçen pazartesi bu köşede yer alan "Milliyetç...
Güngör URAS
DPT "2020 Türkiye'si"ni tartışıyor
Devlet Planlama Teşkilatı (DPT), 9'uncu 5 Yıl...

© 2006 Milliyet