|
DPT "2020 Türkiye'si"ni tartışıyor
Devlet Planlama Teşkilatı (DPT), 9'uncu 5 Yıllık Kalkınma Planı'nı hazırlıyor. DPT Müsteşarı Dr. Ahmet Tıktık'ın davetiyle geçen hafta sonu değişik kesimlerden (çoğu iktisatçı) 20 kişi Kızılcahamam'da toplandı. Kalkınma stratejisini tartıştı. DPT çalışanları tartışmaları izledi. (1) Orta dönemde, 2020 yılında Türkiye nerede olmalıdır? Türkiye'nin vizyonu ne olmalıdır? (2) Önümüzdeki 15 yılda dünyadaki trend (gelişmelerin yönü), hâkim rüzgârlar ne olacaktır? Bunları tahmin edelim ki, dümeni ona göre kıralım. (3) Bizi 2020'ye götürecek kalkınma stratejisi ne olmalıdır? (4) Bizim hedefe ulaşmamızda karşılaşacağımız engeller neler olabilir? Bunları nasıl aşarız?
Bu sorularla ilgili tartışmaların tamamını özetlemek isterim ama, yerim sınırlı. En iyisi ben kendime göre önemli gördüğüm görüşleri değerlendirmeleri aktarayım:
2020 yılında hedef, "Yaşanabilir, orta gelir grubunda bir Türkiye"... İnsanlarımıza, asgari refah seviyesinde, mutlu yaşam şartlarını sağlayacak bir kalkınmanın ve gelişmenin gerçekleştirilmesi.
Sanayileşmeden olmaz
Ekonomik kalkınmanın motoru "sanayileşme"dir. Sanayileşmeden kalkınma olmaz. Sadece hizmet sektörüyle kalkınılmaz. Sanayi gelişince hizmet sektörü de gelişir.Sanayileşmek, üretim merkezi olmak, araştırmayı ve geliştirmeyi de beraberinde getirir. Ülke sadece sanayileşmekle kalmaz, teknoloji merkezi de olur.Küreselleşme hareketi (dış dinamikler) kontrolümüz dışında ama yerelleşmeyi (iç dinamikleri) biz kontrol etmek ve yönlendirmek zorundayız.İç dinamikleri etkileyen en önemli faktörler eğitim, bilim, araştırma ve geliştirmedir. Kitlesel eğitimi yaygınlaştırırken ve fırsat eşitliği sağlarken, üstün yetenekliler için özel eğitim imkânı sağlamak, üniversiteleri araştırma ve geliştirmeye yönlendirmek zorundayız.
Hem istikrar hem büyüme
Dış ve iç sorunların kalkınmayı ve gelişmeyi önlememesi, kısa sürede çözülemeyecek sorunlar için kaynak ve zaman israfına yol açmaması için, sorunları aktif olarak yönlendirmeliyiz.İstikrar ile büyümenin çatıştığı noktaya geldik. Biri için ötekinden vazgeçemeyiz. Fakat istikrar için yılda yüzde 5 oranının altında bir büyümeye razı olmamız bekleniyor. Halbuki istihdam için ve AB ülkeleri ile aramızdaki uçurumu kapatmak için büyümeyi yüzde 7'nin üzerine çıkarmak zorundayız. Kuvvetli Türk lirası büyümeyi engelliyor.
Engelleyecek. Sadece verimlilik artışına dayalı büyümenin sınırı var. İstihdam yaratmak için, geldiğimiz noktada, istikrarı bozmadan, ekonomiyi yönlendirecek yeni politikalara ihtiyacımız var.
Tarihte büyük oluşumlar nüfus hareketleri sonucu ortaya çıktı. Nüfusumuz hem külfet, hem nimet. Doğu ve Batı Avrupa'da nüfus azalıyor. Önümüzdeki dönem genç Türkiye nüfusu için bu şans yaratacak bir oluşum. Oluşumu iyi yönetebilirsek, bundan yararlanabiliriz.
Bunlar bu yazının sınırları içinde sayın okuyucularıma aktarabildiğim konular. Bu tür tartışmalar doğru kalkınma stratejilerinin ortaya çıkmasını sağlayacak.
guras@milliyet.com.tr
|
|