|
 |
|
|
'Öp... Öp... Öp...'
Bize rağmen, bizim için el öpen (eğer olay doğruysa) Haluk Bey cezayı da azaltamadı...
El öptüğü ile kaldı...
Sadece sayın bakanımız Mehmet Ali Şahin'in eli güçlendi bu durumda.
Federasyon yönetmenin bir usulü olmalı.
Merak ediyorum; acaba eli öpülen Blatter'in yüreği yumuşasaydı... Gözleri dolsaydı... "Yahu kanım ısındı bu başkana, ne yapın edin ceza vermeyin" deseydi... FIFA'dan yüklüce bir tazminatla kurtulsaydık... Sayın Ulusoy'un "el öpme eylemini" alkışlayacak mıydık?
Teşekkür mahiyetinde, Avrupa'ya "el öpme heyetleri" falan gönderecek miydik?
"Yol" olacak mıydı bu bize?.. Mesela zorlu bir maçımızdan önce, işimize gelen hakemi ayarlasın diye "Şu Blatter'in elini bir kere daha öpsene" diyecek miydik sayın Ulusoy'a?
Ya da, Blatter sayın Ulusoy'u her gördüğünde gelenekçi aile büyükleri gibi elini burnuna uzatıp öpmesini isteyecek miydi federasyon başkanımızdan?
Tribün tezahüratlarımız arasına "öp öp öp" de girecek miydi?
Futbolcular hakemlerin, hakemler MHK başkanının, başkan Haluk Bey'in elini öpecek miydi sık sık?
Kurtlar Vadisi Irak filmine, Polat'ın elini öpen ABD askerleri görüntüleri eklenecek miydi?
Siyasi ve sportif teamüllerin aksine; günlerdir sayın Başbakan'dan randevu bekleyen ve daha ne kadar bekleyeceği belli olmayan sayın Ulusoy, Ankara'ya gittiğinde sayın Erdoğan'ın elini de öpecek miydi?
Sorular uzar gider...
Blatter, en iyisini yaptı; el öpmenin bir işe yaramayacağını anlattı bize çok şükür.
'Hasan Doğan'a yazık!
Gelecekte, bugünleri nasıl değerlendireceğiz acaba? Ben utanacağımızdan eminim.
Mesela sayın Hasan Doğan'ı tanırım. İnsan olarak, iş adamı olarak beğenirim. Ama futbol federasyonu seçimi gibi gerçekten ulusal ve uluslararası bir olayda, birbuçuk yıl deneyimli bir asbaşkanın ağzının içine bakmamıza ne diyelim?
Aday olmak isteyen onun fikrini soruyor (ya da merak ediyor), oy verecek olan ondan işaret bekliyor (ya da işareti tahmin etmeye çalışıyor), federasyonun startını o veriyor, ipini o çekiyor. Görevi kamu oyunu aydınlatmak olan medya ona soruyor...
Derler ki, sayın Hasan Doğan aday olursa, kesin seçilir.
Bu ayıp da hepimizin siciline işlenir.
Bu ülkede futbol deneyimi, birikimi, bilgisi sayın Doğan'dan yüksek kimse kalmadı mı? Yeryüzünün gelmiş geçmiş en büyük yöneticisi sayın Hasan Doğan mı? Madem ki böyle mükemmel bir vatandaşımız vardı; ayıp değil mi bize, yakın arkadaşı başbakan olduktan sonra farkına vardık kendisinin?
O hale gelmişiz ki, ruhumuz köle.
Aslında en çok yazık ettiğimiz de sayın Doğan... Bugün ne kadar yalaka varsa etrafında, gelecekte aynı sayıda düşmanla mücadele etmek zorunda kalacak.
Gelecekte, bugünleri değerlendirdiğimizde biz utanacağız, sayın Hasan Doğan şaşıracak eminim.
Fenerlilere müjde!
Fenerbahçeliler'e bir müjdem var! Samsun'da tıkır tıkır işleyen bir takım göreceksiniz istatistikler beni yanıltmıyorsa.
Evet, Samsunspor ligin yükselen ekibi. Zorlu, dişli... Fenerbahçe'de fizik düşüş ve bıkkınlık belirtileri var.
Lakin Fenerbahçe klasını ortaya koyacak ve şık bir galibiyet alacak bence.
Gerekçelerim iki tane:
Birincisi "Daum istatistikleri" üzerine uzman olduk senelerdir. Sayın "dahi" zaman zaman frene basar. Olmazsa takımdaki futbolcuların yerleriyle falan oynar ve ne yapar eder durdurur takımı. Ondan sonraki hafta inisiyatif futbolculara geçer. Başkan'dan gelen direk emirle, futbolcular hem kendilerini hem takımlarını çekip çıkarır kaostan.
Kimbilir kaç kere tekrar etti bu senaryo. Ve Samsun maçı tam "yeniden gösterim" zamanı.
İkincisi ise daha önemliÖ Sayın Daum haftayı gribal enfeksiyon ile geçirdi ve takımla pek fazla ilgilenemedi!
Samsun'da özlenen Fenerbahçeyi izleyecek taraftarlar, inanın."
(9 Şubat 2006)
Tigana'nın yemeği
Beşiktaş'ın "ya tutarsa" transferleri Diyarbakır'da birer gol atınca "şimdilik" ağızlara fermuar çekildi. Oysa birkaç gün önce fena halde tedirgindi Beşiktaşlılar:
"Trabzon'un beğenmediği Jun mu kurtaracak takımı"?
"Gökhan, Beşiktaş'ta oynamaya hazır mı" ?
"Bobo da kim yahu"?
Üçü de çıktı, birer gol attı; biraz rahatladı yönetim.
Eğri oturup doğru laflar edelim... Beşiktaş'ı yönetenlerin birçok konuda acemilikleri, hataları oluyor. Lakin şu son transferleri "zamana ve zemine" uygundu. Bu günlerde riske girmeyecek de ne zaman girecek Beşiktaş?
Yine de Bobo, Gökhan ve Jun konusundaki endişeleri üzerinden atamayanlara, sezon başında Sergen'in de "ya tutarsa" diye takımda kaldığını hatırlatalım ve bir tavsiyede bulunalım:
Tigana "yemeği pişirmeden", "mutfaktaki dağınıklıktan" şikayet etmeyin. Bitsin, görelim.
"Artistlik yapma lan"!..
Sayın Başbakanımız Samsun'da tribünde olsa, Nobre'ye böyle bağırır mıydı acaba?..
En azından hayal kırıklığı içindeki bir çiftçiden çok daha fazla hak ettiği kesin Nobre'nin.
Bu neyin uyanıklığıdır sevgili Nobre?..
Bir "artistlik" yaptın, Fenerbahçe'yi, Samsunspor'u, Kerem'i, hakemi yaktın.
Bitmedi... Görüntülerden ceza vermeye kalkarlarsa, Türk Futbolu'nu da fokur fokur kaynatacaksın.
Şuraya yazıyorum!.. Yeni Disiplin Kurulu, yeni Federasyon, ardından Tahkim; hepsinin Fenerbahçe ile arasını bozacaksın.
Maliye Bakanımız sayın Unakıtan'ın tabiri ile; "Lan oğlum", futbolcu olmuşsun, ama adam olamamışsın".
Zorunlu bir hatırlatma:
Spor yorumculuğu branşında "faydası tecrübelerle sabit" olan "öv beni-öveyim seni" şeklinde örgütlenmiş manevi çetelere üye olmadığım için kendi doğrularımı kendim hatırlatmak zorundayım...
Bugün, sayın Hasan Doğan için yazdığım 15 Aralık tarihli yazıyı ve Samsunspor Fenerbahçe maçından önceki iddialarımı köşeye aldım. Aynı sözleri, esprileri bugün dile getirenlere ithaf ederim.
eguven@milliyet.com.tr
|
|
|

|