|
Toktamış Ateş, Cumhuriyet ve YÖK
Devrim tarihçisi, saygın yazar Prof. Taktamış Ateş, Cumhuriyet gazetesindeki köşesinde, 15 yeni üniversite kurulmasına çok soğuk bakmadığını, rektörlerin de nihayet Cumhurbaşkanı'nca atanacağını yazmıştı. YÖK Başkan Yardımcısı Prof. İsa Eşme, faksla Ateş'e cevabi bir özel mektup göndererek YÖK'ün iddialarını savundu. Ateş de özel mektupla Eşme'ye cevap gönderdi.
Sonra, Eşme'nin Ateş'e faksladığı özel mektup Cumhuriyet'in "Okur Mektupları" köşesinde "Toktamış Ateş'e Açık Mektup" diye yayımlanıverdi; Ateş'in haberi olmadan! Toktamış Ateş bir makaleyle buna cevap yazdı fakat gazete makaleyi sansürlemek istedi! Elbette, Toktamış Hoca bunu reddetti, Cumhuriyet'ten ayrıldı!
Bugün köşemin onur konuğu, Toktamış Ateş... Cumartesi günü Cumhuriyet'te yayımlanmayan yazısını aynen burada yayımlıyorum:
İsa Eşme'ye açık mektup
Çarşamba günkü "Okur Mektupları'nda"; Prof. Dr. İsa Eşme adıyla, "Toktamış Ateş'e Açık Mektup", başlıklı bir eleştiri yayımlandı. Bu sayfada epeydir benle ilgili bir şeyler çıkmadığı için, bayağı endişelenmiştim. (!)
Yazıyı görünce rahatladım...
Aslında, Sayın Prof. Dr. İsa Eşme, bu mektubu bana bir ay önce göndermiş ve ben de eleştirileriyle ilgili yanıtlarımı kısaca yazmıştım. Şimdi aynı yazının, bir "Açık Mektup" biçiminde gazetede yayımlanmasını anlamam mümkün olmadı.
Burada iki olasılık var. Ya Sayın Eşme, yanıtımdan memnun kalmadı ve mektubun bir kopyasını eleştiri sayfasına gönderdi ki; doğrusu, böyle bir tutumu, etik bulmam ve yakıştıramam. Ya da, bana gelen özel "faks", bir başkası tarafından alınmış ve Sayın Eşme'nin de bilgisi olmaksızın, bir ay sonra gazete sayfalarına taşınmıştır. Eğer böyle bir şey söz konusuysa, bu düpedüz ahlaksızlıktır. Bunu aydınlatmak sorumluluğu da, Sayın Eşme'dedir. Eğer kendileri bu konuda bir şeyler yazarlarsa, sizleri de bilgilendiririm.
* * *
YÖK Başkan Yardımcısı Sayın Prof. Dr. İsa Eşme, yeni açılması öngörülen 15 üniversite konusundaki iyimserliğimi paylaşmıyor. Bu görüşüne, elbette saygı duyarım. 1970'li yıllarda, yeni açılması düşünülen üniversiteler konusunda, ben de karamsardım. (Söz konusu yazımda buna da değinmiştim). Fakat asıl itirazları, bu üniversitelere atanması düşünülen rektörlerin, atanma yöntemleriyle ilgili oluyor.
Yazımda, "CHP'nin rektör atamalarıyla ilgili olarak, YÖK'ü ön plana çıkartmak istemesine şaşırdığımı", vurgulamıştım. Zira, kurulduğu günden beri YÖK'e karşı olan CHP'nin, YÖK'e böylesine sahip çıkmasını, şaşırtıcı bulmuştum.
Fakat Sayın Eşme; "Yani demek istiyorsunuz ki" diyor, "Kurulacak üniversitelerin rektörleri, akademik ölçütleri esas alan ve bir anayasal kurum olan YÖK tarafından değil, AKP hükümeti tarafından belirlenmeli". (Üstelik, benim dile getirmediğim ve Sayın Eşme'nin vehmettiği bu görüşler; sanki ben yazmışım gibi, tırnak içine alınmış ve kalın dizilmiş...)
* * *
Burada düzeltilmesi gereken iki nokta var ki, bunları, Sayın Eşme'ye gönderdiğim yanıtta da vurgulamıştım.
Bunlardan birincisi, söz konusu (ve Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından bu maddeleri geri gönderilen), tasarıya göre, yeni üniversitelerin rektörleri AKP hükümeti tarafından değil, Sayın Cumhurbaşkanı tarafından atanacaktı. Eğer hükümetin önereceği üç isim arasından hiçbirini uygun bulmazsa, hiçbirini atamazlardı.
Vurgulamak istediğim ikinci nokta, YÖK'ün yapısıyla ilgili söz konusu yazımda da vurguladığım üzere, YÖK antidemokratik bir kuruldur ve kurulduğu günden beri eleştirdim ve var olduğu sürece eleştireceğim. Şu anda YÖK'te çağdaş, laik ve demokrat kimi meslektaşlarımızın bulunması, YÖK'ün antidemokratik yapısını değiştirmez. (Zaten bazı meslektaşlarımızın ne denli demokrat olduğu konusunda kuşku duymaya başladığımı da itiraf etmek durumundayım).
* * *
Buradan hareketle, bazı genellemelere de gidebiliriz. Eğer "işimize geldiği için" ve "işimize geldiği zaman"; antidemokratik yöntem ve kurumları savunursak, bu "silah", bir gün bizi de vurabilir. Bunun örneklerini de çok gördük.
Sayın Eşme'nin mektubunda; "zaman zaman savunduğum görüşlerim nedeniyle", kısmen aklansam da, bir "sırça köşk" muhabbeti var ki, doğrusu müthiş şaşırdım. Epey bir süredir tanıdığım İsa Eşme'nin, YÖK'e yönetici olduktan sonra, korkarım hafızası zayıflamış. Yaşamımın hiçbir aşamasında, "sırça köşklere" itibar etmediğim gibi; bu konudaki kimi önerileri, hakaret saydığımı bilmesini beklerdim.
Özel bir mektupta, pek yaralayıcı olmayan kimi ifadeler, böyle bir "açık mektupta", rahatsız ediyor. Bu mektubun, gazetede nasıl yer aldığını gerçekten merak ediyorum...
Umarım aydınlanır.
t.akyol@milliyet.com.tr
|
|