Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 15 Şubat 2006 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Grileri temizlemek

Almanya için unutulmaz bir felaket ve utançla biten II. Dünya Savaşı'ndan sonra Cumhurbaşkanı Konrad Adenauer, ulusuna yeniden ayağa kalkmak için seslenirken, "Unutmayalım, tarihimizde gri noktalar var. Bunlarla hesaplaşıp, bunlarla yüzleşerek, kendi gerçeklerimizi kabul ederek, bir daha tekrarlamamak üzere bu gri noktaların hepsini temizlemeliyiz" dedi.
Alman ulusu için kendiyle yüzleşmenin ve kendiyle barışmanın vazgeçilmez yoluydu, o gerçekleri kabul etmek...
Konrad Adenauer'in bu tarihi sözlerini bana spor adamı bir dostum hatırlattı, "Bizler de kendi grilerimizi temizlemeliyiz" diyerek.
Türkiye'nin spor alanlarında o kadar çok grisi var ki, temizlemek hem cesaret işi, hem sabır, hem de zaman istiyor.
FIFA'nın verdiği altı maçlık ceza, yaşadığımız olayları ve sergilediğimiz ayıpları hatırlayacak olursak, ağır ya da hafif bir gerçekliktir. Yüzümüze tutulan bir ayna, sevsek de sevmesek de kötü bir fotoğraftır.
Ne aynayı tutanı suçlamalı, ne aynayı, ne de fotoğrafı... Tam aksine kendimizi yargılamalıyız.
Taparcasına inandığımız sorumlularımıza karşı esirgediğimiz dürüst eleştirileri de artık hiç sağa sola sapmadan doğrudan yapmalıyız.
İsviçre maçında rövanş stratejisini planlayan ekip bir kişi hariç, tümüyle tasfiye edildi.
Levent Bıçakcı federasyonu kongrede, futbolcular ve Mehmet Özdilek de, FIFA Disiplin Kurulu'nda uluslararası arenadan uzaklaştırılmış oldular. En yüreklileri ve dürüstleri Mehmet Özdilek'ti. Cezayı beklemeden kendi ipini kesti.
Bu badirede tasfiye edilmeyen tek kişi kaldı, Fatih Terim...
FIFA'da dosyası olsun ya da olmasın, ceza alsın-almasın, hiç fark etmez.
Terim de, o uğursuz gecenin sorumlularından biridir.
Çoğu kişinin beklediğinin aksine yol açmak, yeni federasyonun önünü açmak gibi kavram ve söylemlerini hayata geçirmemiş, Ulusoy'un önüne bir istifa mektubu koymamıştır.
Türkiye Futbol Federasyonu'nun geçen hafta Terim'le yaptığı toplantıdan Terim'e yeniden güvenoyu çıkmıştır. Bir üyenin "Kesinlikle bırakmalı" biçimindeki görüşüne karşılık bir üye "Kerhen devam" demiş, bir üye çekimser kalmış, ötekiler teknik direktörün görevine devamını daha uygun bulmuşlardır.
Ancak kendisine alternatifsiz olmadığını hatırlatarak...
Göreviyle ilgili yetkilerinin ve sorumluluklarının sınırlarını vurgulayarak.
Fatih Terim'in görevine devam kararını ben de "akıllıca değerlendirebilirsek" doğru buluyorum.
Terim, hayatının belki de en acı yenilgisini, fırsatı tam da yakalamışken aldı. Maçı kazandığı halde büyük hedefin dışında kaldı. İç dünyasında hangi yangınların çıktığını, kendisiyle ne tür acımasız bir hesaplaşmaya girdiğini de tahmin edebiliyorum.
2000 UEFA Kupası finalinden beri hemen her güzel rüyayı -İtalya'da ve Türkiye'de- kabuslar içinde mutlu sonu görmeden uyanarak yarım bırakmak, elbette Terim'i de bizi de çok üzdü.
Şimdi sakin düşünüp akıllı kararları almak ve bunları cesaretle uygulamak zorunda.
Her şeyden önce bu felaket ceza, bir yenilenmenin,yeniden güçlü bir takım inşa etmenin fırsatı olabilir.
Terim karar vermeli...
Hangi oyun sistemine göre oynayacak ? Türkiye'nin stil ve sistem sahibi olamamasından futbolculuk döneminden beri yakınan bir teknik adamın, Türk futboluna armağan edeceği yeni bir oyun anlayışı, yeni bir takım düzeni olabilir mi ? Elbette olabilir!
Fatih Terim, 2002'den sonra bir türlü gerçekleştiremediğimiz kadro yenilenmesini de şu ceza maçlarında alacağı radikal kararlarla hayata geçirebilir.
Karar vermeli... Hem Ulusoy ve arkadaşları, hem de Terim ve yardımcıları.
Biz istenmediğimiz, adeta dışlandığımız bu 2008 Avrupa Şampiyonası'nın elemelerine hangi stratejik anlayışla gireceğiz?
Finallere ulaşma, her şeye rağmen Avusturya-İsviçre'ye ayak basma kararlılığıyla mı ?
Yoksa, istenmediğimiz yere gitme hesaplarını bir yana bırakıp ikincil plana alarak 12 maçı tam anlamıyla bir takım inşaası ve kadro yenilenmesi için kullanma tercihiyle mi ?
Her iki görüş, her iki karar da akıllıca uygulanabilir, yeter ki tartışarak karar versinler. Kamuoyuna, bizlere doğru açıklamalar yaparak hepimizi ikna etsinler.
Milli Takım'ın üzerindeki o performans gerginliğini, savaş psikolojisinin yarattığı stresleri dağıtsınlar.
Bu kararlar verildikten sonra, bizler de kendi grilerimizi temizlemek, geçmişimizle hesaplaşmak ve kendimizle barışmak cesaretini gösterebiliriz.
Terim de hem kendine, hem de Türk futboluna birikmiş borçlarını ödeyebilir.
Böyle bir ödeşmeye inandığım için, Terim'in göreve devam kararını doğru buluyorum.
Haydi Fatih hocam...
Öfkeyi, küskünlüğü, kırgınlığı bırak...
Şişir yelkenlerini...
Bizi yeni ufuklara taşımaya bak!

Kaleci Kerem'i kurtarmak!

Samsun'da yaşanan olaylar, üç adamı gündeme getirdi: Hakem Serdar Tatlı, Fenerbahçeli Marcio Nobre ve Samsunsporlu kaleci Kerem İnan...
Yanlış bir penaltı ve yanlış kırmızı kartla ilgili olarak kamu vicdanı ilk kez "sadece hakemi yargılama" yanlışından vazgeçti.
Çerçeveyi genişleterek, üç adamın da sorgulamasını yaptı.
Anlaşıldı ki, Nobre centilmenlik sınırlarını aşarak, sportif kuralları zorlayarak bir emek hırsızlığına soyunmuş... Anlaşıldı ki, Kerem hiçbir kastı olmadığından masummuş...
Anlaşıldı ki, Serdar Tatlı da üzerindeki en güvenilir hakem olmanın yarattığı baskıya dayanamamış. Fizik yetersizliğinden pozisyona uzak kalıp hata yapmış... Hatasını kabul ederek bir erdemlilik göstermiş.
Şimdi yönetmeliklere bakalım...
Hakemin kararıyla teknik bir nedenden kırmızı kart gören oyuncu, bir sonraki maçta otomatikman oynamıyor. PFDK kararı, savunma gerekmiyor.
O nedenle bu olayı hukuk katmanlarına taşımak çok zor...
Tek yol, Samsunspor'un Türkiye Futbol Federasyonu'na başvurarak yürütmenin durdurulmasını talep etmesi.
Federasyon ya yürütmeyi durdurur, ya da reddeder.
İşte o ret kararından sonra Tahkim Kurulu'na başvuru yolu açılır.
Kimi hukukçular bunun yozlaştırılabilecek bir yöntem olmasından endişe ederken, ben -hukukçu değilim ama- yasaların taşıyamadığı hayatın, bazen içtihat oluşturan mahkeme kararlarıyla taşınabildiğini, sorunların çözümlenebildiğini görüyorum.
Bu konuyu Tahkim Kurulu Başkanı Türker Aslan'la da konuştum...
Bir hukuk ve spor adamı olarak kamu vicdanını tatmin edecek kararı verebileceklerini, ancak ilk başvuru adresinin federasyon olduğunu söyledi.
Samsunspor Başkanı demeçleri bir yana bırakıp eyleme geçmeli...
Bu olay, sporumuzda yepyeni anlayışların doğmasına, etik davranışların da önem kazanmasına neden olabilir...
Deneyelim.

agokce@milliyet.com.tr




SPOR
2005'in unutulmazları
Kartal pike yaptı: 0-1
Yıldırım'ın sabrı taştı
'TEMİZ SPOR İÇİN EL ELE'
'Bir fırın ekmek yemeliyim'
Trabzonpor'da fatura kesildi
Yine sonuncuyuz!
Petrol Ofisi'nden GP2 atağı
Kız Kulesi'nde tenis maçı!
Utah Jazz'a bir darbe daha
Kerem reformu
Kupa şoku
Haber turu...
Grileri temizlemek
At yarışları





 PUAN DURUMU
 FİKSTÜR



Atilla GÖKÇE
Grileri temizlemek
Almanya için unutulmaz bir felaket ve utançla...



 Atina 2004
 Dünya Kupası 2002
 Euro 2000
 Sidney 2000
 Dünya Kupası 98
© 2006 Milliyet