|
Siyasi yargı ve gerginlik
DANIŞTAY kararı bildik bir tartışmayı ateşledi... Sert tartışmalara yol açan bu karara göre, bir öğretmen sadece okulda değil, "okula gelip giderken" de başını açmak zorunda! Yani okul dışında, sokakta da!
Büyük tepki çekti. Sadece muhafazakâr ve liberaller değil, soldan da birçok yazar ve hukukçu kararı eleştirdi.
Kararın eleştirilmesi gereken bir yönü daha var; Anayasa değişikliğini görmemek!
Anayasa'nın başlangıç bölümünde, eskiden, Atatürk inkılapları ve temel değerler karşısında "hiçbir düşüncenin" koruma görmeyeceği yazılıydı. Demokrasiye aykırı bu ifade, 2001 yılında değiştirildi, "hiçbir faaliyet"in koruma görmeyeceği yazıldı.
Danıştay'ın söz konusu kararında ise hâlâ "hiçbir düşüncenin..." koruma görmeyeceği belirtiliyor! Anayasa gibi temel bir yasama metnine olan dikkatsizlikten daha üzücü olanı, bu değişikliğin arkasındaki hukuk felsefesine dikkatsizliktir!
'Devrimci yargı'
Devrim geçirmiş bütün ülkelerde, bir süre yargıya 'devrim bekçiliği' vazifesi verilir; kadrolar ve 'doktrin' bu yönde oluşturulur. Ama Fransa örneğinde görüldü ki, yargıda bunun uzun süre devam etmesi, yargının siyasi ve sosyal ihtilaflarda "tarafsız hakemlik" yapmasını engellemiş, ihtilaflar kronikleşmiş, 'vatandaşlık' bilincinin gelişmesini de geciktirmiştir! Yargının daha baştan "tarafsız hakem" olduğu 'liberal' ülkelerde ise 'vatandaşlık' bilinci de modernleşme de daha süratli gelişmiştir. (1)
Türkiye'de elbette devrimler döneminde "inkılabın kanunu bütün kanunların üstünde" olmuştur. Ama 1960'ta "tabii hâkim, geçmişe yürüyen ceza olmaz, suçsuzluk karinesi" gibi hukukun en temel ilkelerini çiğneyen profesör fetvalarının gerekçesi hâlâ 'devrim' idi! (2)
1970'lerdeki keskin siyasal kutuplaşma döneminde Ecevit "yargının devrimci ilerici unsurların elinde olduğunu" yazıyordu! (3)
28 Şubat'ta yargı Genelkurmay'dan brifing alıyordu! Eski Yargıtay Başkanı Sami Selçuk'un etraflıca izah ettiği gibi, "hukukun temelini yıkan" yargı kararları veriliyordu. (4)
Peki, 'öbür tarafta'ki milyonlarca 'vatandaş' nasıl 'güven' duyabilirdi?!
'Tarafsız yargı'
Dünkü Radikal'de İsmet Berkan'ın, yargı kültürümüzü analiz eden yazısı çok önemliydi. Danıştay'ın geçmişte 'siyasal' kararlar verdiğini hatırlatan Berkan, son kararın da "siyasi bir tercihi" yansıttığını belirtiyor, haklı olarak.
En az 1960'dan beri yargının "politik taraf" gibi davrandığına dair pek çok hatıraya sahip olan bir toplumda, şimdi tartışmalı bir karar karşısında "yine mi?!" diye endişe ve tepkilerin oluşması kaçınılmazdır!
Toplumsal ve siyasi gerginlikleri azaltmanın ve 'vatandaşlık' bilincini geliştirmenin şartlarından biri, yargının ideolojik tarafsızlığına toplum kesimlerinin güvenmesini sağlamaktır; bu da öncelikle yargının görevidir.
Danıştay Başkanı Sayın Ender Çetinkaya'nın arkadaşımız Fikret Bila'ya bu yönde yaptığı açıklamaları son derece isabetli buldum, hem hukuk özeni bakımından, hem toplumsal gerginliği azaltmak bakımından.
1) Dale Van Kley, The Idea of French Freedom, Stanford Univ. 1995, özellikle sf. 160, vd.
2) Abdi İpekçi, İhtilalin İçyüzü, 1962, sf. 276 vd.
3) B. Ecevit, Atatürk ve Devrimcilik, 1970, sf. 106.
4) Sami Selçuk, Özlenen Hukuk / Yaşanan Hukuk, 2002, sf. 234, vd.
t.akyol@milliyet.com.tr
|
|