Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 15 Şubat 2006 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
"Kırmızı çizgi"nin eşiğinde


BATILI diplomatlara göre, İran uranyum zenginleştirme programını uygulamaya koymakla "uluslararası kırmızı çizgi"yi aşma noktasına geldi...
Bu ne anlama geliyor? İran'ın önceki gün Natanz nükleer tesislerinde Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu'na (IAEA) ait kilidi sökmesi ve kameraları kaldırmasıyla artık meseleyi diplomasi yoluyla halletmek umudu kalkıyor mu?
İran'ın uluslararası camiaya meydan okurcasına, IAEA ile diyaloğu keserek ve uzlaşıcı bir formül sunan Rusya ile 16 Şubat randevusunu iptal ederek, uranyum zenginleştirme faaliyetine girişmesi, sorunun 6 Mart'ta BM Güvenlik Konseyi'ne götürülmesini kaçınılmaz kılıyor.
İşin Konsey'e gelmesi, krizin artık bütün dünyayı etkileyebilecek boyutlar alması demektir. Bütün bunları önlemenin yolu "kırmızı çizgi"nin aşılmamasıdır. Eğer 6 Mart'a kadar IAEA veya Rusya ile diyalog bağlamında yeni bir gelişme olmazsa ve hele İran, Cumhurbaşkanı Ahmedinecad'ın dediği gibi atom anlaşması NPT'den de çekilirse, uluslararası camia bunu "kırmızı çizgi"nin aşıldığı şeklinde değerlendirecek ve ona göre tedbir almaya yönelecektir...
* * *
BATI ile İran arasındaki zıtlaşmanın bir çatışma (ille askeri değil; siyasi, ekonomik, psikolojik alanda) noktasına gelmesinin yaratabileceği vahim sonuçları tahmin etmek dahi korkutucu. Aslında İran'ın atom bombasına sahip olması ihtimalini daha korkutucu sayanlar da var. Hangisinin daha kötü olduğu ise, "ölümlerden ölüm beğenmek" gibi bir şey!..
Bu nedenle diplomasiye sımsıkı sarılıp işi "olacağa" bırakmamak lazım. Nitekim BM'den AB'ye ve Rusya'ya kadar, çeşitli ülkeler ve kurumlar, İran'ı diyalog yoluyla ikna etmeye çalışıyor. Ancak Ahmedinecad yönetimi kararını kesin vermiş durumda: İran kendi nükleer programını uygulama hakkına sahip. Aynen başka ülkelerin olduğu gibi. Dolayısıyla kimse bu hakkı elinden alamaz...
Tahran bu konuda öylesine kararlı (ve inatçı) davrandıkça, diplomasi neyi değiştirebilir? Ama gene de çabaları sürdürmekten daha iyi bir yol yok. Böyle krizlerde diplomasinin son dakikada da olsa durumu kurtaran formüller üretebildiği görülmüştür...
* * *
İRAN krizinin temelinde yatan başlıca faktör güvensizliktir. İran yönetiminin politikası ve açıkça beyan ettiği hedefler, ayrıca geçmiş yıllarda nükleer çalışmalarını gizlice sürdürmesi, uluslararası camianın Tahran'a şüpheci bir gözle bakmasına yol açmıştır. Açıkçası, eğer İran'da bugünkünden farklı bir rejim veya liderlik olsaydı, herhalde dünya İran'ın nükleer enerji programını geliştirmesine karşı çıkmazdı.
Ne var ki Ahmedinecad'ın sözleri ve davranışları, uzlaşmaya müsait bir ortam yaratmıyor. Bu da bugünkü rejimin karakterinden kaynaklanıyor.
Ankara'daki Avrasya Araştırmalar Merkezi ASAM'ın İran uzmanı Arif Keskin'in "Stratejik İnceleme" dergisindeki makalesinde yer alan şu cümleler, işin iç yüzünün daha iyi anlaşılmasına yardımcı oluyor: "Ahmedinecad, dış politikada pragmatist tutumun iflas ettiğine inanan bir akıma mensuptur... Kendilerini Batı ile savaş halinde gören muhafazakârlara göre rejimin bekasının sırrı güçlü olmaktan geçmektedir... İran'ın yeni dönemdeki dış politikasını, güçlü gözükmek, oyunun mahiyetini ve alanını belirlemek için saldırgan olmak ve krizi farklı bir kriz tırmandırarak çözmek şeklinde açıklamak mümkündür."

skohen@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Siyasi yargı ve gerginlik
DANIŞTAY kararı bildik bir tartışmayı ateşled...
Çetin ALTAN
Yaşam biçimleri ve "Portofino"...
Şubat akşamlarında, hava aşırı kapalı değil d...
Melih AŞIK
Yargı boşalıyor
Gölcük'ten yazan bir avukat okurumuz diyor ki...
Fikret BİLA
Kurtlar Vadisi Irak'ın mesajları
Kurtlar Vadisi Irak filmi geniş yankı uyandır...
Hasan CEMAL
Bir 301 davası daha!
Bugün Ankara'da bir dava var. Yine bir ifade ...
Güneri CIVAOĞLU
Ayıyla yatakta
Yerkürede 3 büyük diaspora lobisi vardır. 1- ...
Can Dündar
Menderes'in bebeği bu mezarda yatıyor
Başbakan Menderes ve Ayhan Aydan, tanışmalar...
Abbas GÜÇLÜ
Alemdaroğlu emekli oldu
Eski İstanbul Üniversitesi Rektörü Kemal Alem...
Hurşit GÜNEŞ
Yoksulluk azalıyor mu?
Dün Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) yoksullu...
Nail GÜRELİ
Tayyip Bey işini biliyor
Başbakan Tayyip Erdoğan'ın Mersin'de çiftçi K...
Sami KOHEN
"Kırmızı çizgi"nin eşiğinde
BATILI diplomatlara göre, İran uranyum zengin...
Metin MÜNİR
Atam sen yat da ben yutam
Başbakan Tayyip Erdoğan geçenlerde partililer...
Hasan PULUR
"Münafık" aklını teşekküre takmış...
"MÜNAFIK" kelimesinin sözlük anlamlarından bi...
Tuba AKYOL
Türkiye'de Hz. Muhammed'in resmi nasıl yayımlandı?
Arşivde bayağı eşelendim. Üstelik aradığım ta...
Meral TAMER
STK'larımız, Avrupa Kadın Lobisi üyesi
TİSK'in düzenlediği 1. Kadın İstihdamı Zirves...
Ece TEMELKURAN
Kürt kadını Türk kadını ile değişecek
"Evet, evet, tam da anladığınız gibi" diyor Ş...
Osman ULAGAY
Amerikalı tüketti, dünya ekonomisi yararlandı
ABD Kongresi önündeki ilk sınavını bugün vere...
Güngör URAS
Hem ağlıyor hem memur kalmak istiyorlar
Türk Telekom özelleştirildi. Özelleştirme şar...
Serpil YILMAZ
Sakıp Bey, Koç Ailesi için hiç konuşmadı
Grubun gelecek 10 yılının stratejik planların...
M. Ali BİRAND
Türkiye, farklı olduğunu gösterdi
Karikatür krizi, Türkiye'nin Avrupa Birliği (...

© 2006 Milliyet