Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 16 Şubat 2006 / Perşembe  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Yeni Vestel

Görüş / Bülent Buda

Günümüzün yaygın tanımıyla, örgütlü, baskılı futbolun örneklerinden bir dize sergilediler. Futbolun izin verdiği ölçüde sert oynayarak rakiplerini yıldırma girişimlerine doğru ve yerinde yanıtlar verdiler.
Olumsuz oyun alanı koşulları umulmayan şaşırtmalara açıktı. Bu koşullarda kas gücünün 90 dakikaya paylaşımı sorun oluşturabilirdi, aştılar. Eskiler, yeniler karışımı yada yeni anlayışın takımı ilk kez kendi seyircisiyle buluşuyordu. Gösterilecek yeni şeyler olmalıydı. Erken gelen konuk takım golü hepimizi bir anda geçmişe taşıdı. Oysa oyun alanında kulübede öyle bir sıkıntı gözlenmiyordu. Herkes görevinin başında işini yapıyordu. Tribünlerin beklentilerinin farkındaydılar. Daha da çarpıcı olanı kendilerinin birlikte neler yapabileceklerinin farkındaydılar.

Kutlamak ödevimiz
Küçücük bir zaman dilimi uyum sorununun giderildiğini, bütünlük içinde doğru adımlarla karşı kaleye yönelişin izlerini taşıyordu. Arda, Turan, Selçuk İnan, Holosko, Zelenka uzun zamandır diğerleriyle 19 Mayıs'ın halıya andıran çimlerini paylaşır gibiydiler.
Serkan Dökme'nin narin bedenine kaptanlık bandı pek bir yakışırken, 1.68 boyu, 64 kilogram ağırlıyla devlere özgü eylemlerle adeta çevresini ateşliyordu. 15. dakikada Selçuk İnan'ın futbol seyredilen heryerde muhteşem denilecek ilk goldeki vuruşu, üst düzey tekniğin yanısıra cesaret ile özgüveni çağrıştırıyordu. Selçuk İnan 4 dakika sonra duran bir topu Hakan Balta'nın koşu yoluna koyverip ikinci golü de paylaşırken belki de niye onca futbolcu verilip alındığını sorgulayanları da yanıtlıyordu.
Zelenka 'nın perdeyi kapatan şık golü ise bu güzel gösteriye tek farklı yenginin az geldiğini gösterir gibiydi.
Kırmızı donların ağır bastığı sevimli bir kitapçık tutuyorum elimde. Adı "Vestel Manisaspor'un maç günü bülteni."
Maç öncesi önümüze koydular. Düşünenleri, yaratıcıları kutlamak ödevimiz. Bir biçimde yeni Vestel Manisaspor'daki zihniyet devriminin belgesi. Hem öğretici hem de bilgilendirici.

İstanbul'u sevdi mi?
Ersun Yanal'ın sınır tanımayan düşlerin adamı olduğunu yıllar önce farkettim. Bu elbette ortapedik yataklarda saatleri tüketerek kurulan durağan düşlerden değil. Eylemden yana, eyleme eklemlenen dinamik, tempolu, risk içeren bir yolculuğun düşleri. Salihlispor, Denizlispor, Ankaragücü, Gençlerbirliği ulusal takım. İçine çok şeyin sığdırıldığı çılgın yıllar. Ankara, İstanbul futbolcunun, futbol adamının düşlerini süsleyen kentler. Hele İstanbul. Sahi yeri gelmişken, Ersun hoca İstanbul'u sevdi mi acaba !?
Öyle doğasından, Etilerden, Nişantaşı'ndan, boğazdan, İstanbul'un kendisinden söz etmiyorum. Hoca bilir neyinden söz ettiğimi.
Neyse artık, genetiğiyle, varolduğu topraklarda, Ege'nin imbatıyla düş kurmak bir başka olur. Bu kez en azından anlaşılır bir süre, kendi yurdunda zihniyet devriminin kök salmasına, boy atmasına, ürün hasatına yetecek kadar kalabilir mi!?



egespor@milliyet.com.tr








EGE
Vade dolunca, yapacak bir şey kalmıyor
Yeni Vestel
Emeklilik hakkında her şey
Bu manzara Gül Sokak'a yakışmıyor
Yeni İzmir projesinde plan değişikliği önemli ama sonrası
Bıçak kemiğe dayanınca





Ege Ana Sayfa
Ekonomi
Spor
Rehber


Bahar Akbaş
Bülent Buda
Necati Çetiner
Özgür Kaynar
Deniz Sipahi
Selim Türsen

© 2006 Milliyet