|
Sihirli sözcük: İstikrar!
Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Teşkilatı'nın, kısa adıyla OECD'nin yeni açıklanan son hesaplamalarına göre Türkiye geçen yıl ekonomide yüzde 5.8 büyümüş. 2004 yılındaki büyüme hızı da yüzde 8.9 olmuştu.
Türkiye bu büyüme hızlarıyla dünyanın gelişmiş 30 OECD ülkesi içinde İzlanda'dan sonra iki yıldır ikinci sıraya oturmuş durumda...
Yine OECD'ye göre, Türkiye'ye doğrudan yabancı sermaye girişinin 2005'te 9 milyar dolara ulaşması bekleniyor.
Yıllar yılı 1 milyar dolarda emekleyen Türkiye, 2005'teki performansıyla doğrudan yabancı sermaye alanında dünyadaki ilk 20 ülkenin arasına girmiş olacak.
Bunlar iyi haberler.
Neden mi belirtiyorum?
Bakın, kamuoyu araştırmalarında işsizlik yüzde 45'le Türkiye'nin en büyük sorunu olarak birinciliği yıllardır başka soruna bırakmıyor.
İkinci sırada ise yüzde 11-12 ile yoksulluk ve geçim sıkıntısı var.
Bu sıralama hiç değişmiyor.
Kısacası, bir numaralı sorunumuzun adı malum:
Aş ile iş!
Bu sorununu çözemeyen bir Türkiye'de hiçbir şey dikiş tutmaz. Ne doğru dürüst demokrasi ne de barış ve huzur gelebilir bu topraklara...
Onun içindir ki büyüme hızı da, doğrudan yabancı sermaye yatırımları da çok önemli.
Bu topraklarda insanlar sırtı pek, karnı tok yaşayabilecekse, pazarda file dolacak, mutfakta tencere kaynayacaksa, ekonominin her yıl yeterli büyüme hızına kavuşması lazım.
İşsizlikle baş edebilecek yüksek büyüme hızını Türkiye kendi iç kaynaklarıyla, tasarruflarıyla sağlayamıyor.
Dışarıdan yatırım şart!
İşte bu açılardan, OECD göstergelerinin de sergilediği gibi son üç yıldır işler fena gitmiyor.
Neden mi?
Yanıt iki sözcükten oluşuyor:
Siyasal istikrar!
Türkiye 1990'ları siyasal istikrarsızlık ve güçsüz koalisyonlar yüzünden kaybetti. Son üç yılda biraz biraz kazanmaya başladıysa, hiç kuşkunuz olmasın, bunun arkasında istikrar ve iş yapabilen tek parti hükümeti var.
Yani sihirli sözcük, istikrar!
Dünyanın önde gelen finans yönetim ve danışmanlık firmalarından Merrill Lynch'in ekonomisti Mehmet Şimşek'in deyişiyle:
"Türkiye için en büyük risk, siyasal istikrarsızlıktır. Siyasal istikrar korunur, Avrupa Birliği'ne üyelik süreci canlı tutulursa, Türkiye öteki gelişmekte olan ülkelere göre çok ciddi gelişme gösterecektir. Orta vadede en büyük risk, dağınık bir Meclis yapısı ve koalisyon hükümetleridir." (Hürriyet, 3 Şubat 06, s. 11)
İşte büyük resim budur.
Eğer büyük resmi göremezsek ya da göremiyorsak, o zaman tehlike çanları çalıyor demektir. İstikrar kıskaca alınıyor demektir.
Bu noktayı kimse unutmasın.
Her şeyin başı istikrar!
h.cemal@milliyet.com.tr
|
|