|
Kar sonrası geyik muhabbeti
Siz bakmayın fiyat artışlarını veren resmi rakamlara... Kar yağdı, böyle oldu. Sebzeye, meyveye ve birçok ürüne öyle zamlar geldi ki, üretici, esnaf ve ilgili herkes kafadan zam koydu!
- Antalya yöresinden kamyon kalkmıyor beyim. Kalkmak için iki kat fiyat istiyor. Aracı da satıcı da üzerine koyunca hem sebze, meyve az geliyor hem de fiyatı çok pahalı oluyor.
- Canım sen bırak şimdi bu boş lafları da, turfanda meyve, sebze yemesek ne olur? Bu millet ömür boyunca kış ayları lahana, pırasa, ıspanakla sofrasını düzenlemiştir. Ocak ayında domates, biber, patlıcan da nereden çıktı ki?
- Şimdi bunlar boş laflar, yani artık turfanda sebze, meyve yemeyelim mi? Ocak ayında pırasayı güç bulurken patlıcanı, domatesi yemeye öyle alıştık ki. 25-30 yıldır bu böyle gidiyor.
Önceleri ihraç için üretiyor, büyük çoğunluğunu içeride tüketiyorduk, göstermelik de dışarıya gidiyordu. Bugün üretimin büyük bölümü çok şükür dış ülkelere satılıyor vatandaş da ihraç artığı yiyor veya giyiniyor...
Zenginleştik mi?
Adamın dediği doğru; Anadolu halkı pek tanımazdı muzu. Antalya, İzmir, İstanbul, Ankara gibi büyük şehirlerde yaşayanların tanıdığı meyve idi muz. Anamur'dan, Silifke'den gelirdi.
Bugün ise bizim mis kokulu güzelim muzları bıraktık ithal edip köylerde satıyoruz. Acaba vatandaş mı zenginleşti? Yoksa ülkemiz mi?
TV çıktı çıkalı... Demokrasi demir attı atalı... herkes her şeyi yemek, her gördüğünü yapmak istiyor. Hele Etiler eyaletinde bazı insanların ağızlarının suyu akıyor! Üç beş bin nüfuslu bu eyalette kişi başına düşen gelir öyle 6-7 bin dolar filan değil; herhalde 60 bin dolar! Vergi mi diyorsunuz? Öyle bir yasanın adı geçmiyor oralarda. Kim verir kim vermez?
Laf lafı açıyor. Hele şu kar ortadan bir kalksın, yollar temizlensin. Göreceksiniz altta kalan pisliği, hurdalığı. Evlere giden hangi cins ana boru varsa yollar tekrar açılacak, yeni ihaleler lağımcıları tekrar ihya edecektir. Yeni kaldırım taşları yeni renkler, yeni çiçekler daha neler neler...
Işıklar niçin sönük?
Kar yağmaya başladığından beri bizim evin elektrikleri sönük yanıyor. Aaa ne kadar romantik, dedik; gençliğimizi düşünüp avunduk bir süre.
Çıt çıt ışıklar parladı sonra kısıldı...
Onar dakika ara ile ışıklar kısıldı açıldı. Ve sonra kör kandille kaldık!
Komşulara sorduk soruşturduk. Biri, elektrik idaresi tasarruf için yapıyor dedi! Yahuu hani elektriğimiz boldu, hatta Bulgarlara satacaktık! Bir başkası, şebeke amirleri kıyak geçiyor diye fikir yürüttü. Ne demek istediyse, belki de Başbakanımıza özeniyordu kıyak kelimesini kullanmak için!
Bir diğeri, regülatör taktırın, diğer elektrikli aletlerinizi düzensiz cereyanlardan korursunuz tavsiyesinde bulundu.
İşimiz geldi dayandı Bankalar Caddesi'ne. Ev için regülatörler 500 lira ile 2 bin lira arasında. Bize uygunu ise bin beş yüz liraymış!
Şimdi birden 30 yıl öncesinin çalmayan, konuşmayan telefonları, yanmayan elektrikleri, akaryakıtsız araçlarıyla, uyuyan dev ülkem geldi gözlerimin önüne.
Şu son 30 yıl şöyle veya böyle o acılı günleri yaşamadık. Hatta biraz da savurganca gittik. Allah bize o günleri bir daha göstermesin.
|
|