
|
|
|
 |
|
|
Marmara Fayı...
Sözün Ötesi / Mustafa Tanyeri
Yazının başlığına bakıp da "Şu köşe yazarları da bir alem, bildikleri bilmedikleri her konuda ahkam kesiyorlar" demeyiniz.
Jeoloji ile ilgim sadece orta okul yıllarındaki yerkabuğunu oluşturan tabakalara ilişkin ezberletilen konularla sınırlı.
Bu başlığı atmamın sebebi Türkiye ekonomisini şu anda aynen Marmara fayına benzetmemden kaynaklanıyor.
Fay orada denizin altında. Ölü değil hareketli bir fay.
Ancak bilmediğiniz şey fayın ne zaman kırılacağı.
* * *
Türkiye ekonomisi de Marmara Fayı gibi.
Öyle bir enerji birikti ki en küçük bir politik veya makro ekonomik sarsıntıda ekonominin fayı hattı kırılmaya aday.
Sorun ne zaman kırılacağı.
Cari açık rekordan rekora koşuyor. Kurları zaptetmek için olağanüstü bir baskı uygulanıyor.
Gelir dağılımındaki adaletsizlik aynen devam ediyor.
Yatırım teşviklerinin kaldırılması ile ilgili karar bindiği dalı kesen Nasreddin Hoca'yı anımsatıyor.
Böyle bir karar Türkiye'yi yeni bir üretim ve istihdam krizine sürükleyebilir. Kurumlar Vergisi ve Gelir Vergisi oranlarının indirilmesi olumlu ancak yerli ve yabancı yatırımcıyı özendirmek başka bir konu.
* * *
Kayıtdışı ekonominin bir türlü önlenememesi bu ekonomik fayın en zayıf noktalarından biri.
Ekonomik hareketlerin çok önemli bir bölümünün yeraltında gerçekleşmesi bir ülke için çok tehlikeli bir durumdur.
Oyunu kurallara göre oynayan sanayici ve tüccar burada kaybeden taraf olmaktadır.
İşveren üzerindeki sosyal güvenlik ve vergi yükünü azaltmadan teşvik sistemiyle oynamaya çalışmak yanlıştır.
Türkiye ekonomisinin eski gelişme trendini yakalaması için her yıl en az yüzde 5-7 kesintisiz büyümesi gerekiyor.
Başlıca rakiplerimiz yüzde 7-9 arasında büyürken Türk sanayicisinin elini kolunu bağlamak ne kadar doğru.
* * *
Global rekabete uyum sağlamaya çalışan küçük ve orta ölçekli işletmeler başta olmak üzere çeşitli sektörlerde faaliyette bulunan firmalara eşit şartlarda rekabet ortamı yaratılmalıdır.
Akıllıca uygulanan, rekabet gücü kazandırıcı teşviklerin çok önemli bir itici güç sağladığı bilinmektedir.
Türkiye'de istikrar anlamında olumlu ortam yakalanmışken ve yabancı yatırımcı için de çekici bir yatırım iklimi varken biz haraç mezat anlayışı ile yapılan özelleştirme gelirleriyle günü kurtarıyoruz.
Sorarım şu son yabancı sermaye girişleri kaç yeni iş yarattı.
Gerçek anlamda üretken yatırımların bir örneğini bile maalesef göremiyoruz. Kendimizi kandırmayalım.
Türkiye ekonomisi krizden hiç çıkmadı.
Dış pazarlara yönelen bazı işletmelerin sayesinde ihracatta sağlanan nispi artışları sağlıklı bir gelişme olarak değerlendirmek çok yanıltıcı.
* * *
Ekonominin kırılganlığını sürdürdüğü görülüyor.
Göstergelerdeki iyileşmeye fazla güvenilmemesi gerekiyor.
Tüm ibreler bir anda tersine dönebilir. Zira finans piyasaları ve tüketici cephesindeki basınç aşırı ölçüde arttı.
Bu nedenle sismik hareketleri biraz daha dikkatli izlemek gerekiyor. Özellikle de bir önceki depremin artçıları devam ederken...
ege@milliyet.com.tr
|
|
|

|
|