|
Unakıtan Pastörize!
Maliye Bakanı Kemal Unakıtan'ın oğlu bir işadamı. Olabilir. O da hayatını öyle kazanıyor.
Unakıtan'ın oğlunun sahibi olduğu şirket, pastörize yumurta yapıyor, adı da Unakıtan Pastörize Yumurta. İyi de satıyor, pazar payı büyük.
Burada biraz dur.
Niye? Bunda yasaya, hukuka aykırı bir durum yok ki. Unakıtan'ın oğlu, kendi soyadını markalaştırmak istemiş.
Kitabına uygun ama...
Aması ne?
Aması, siyaset ve etik.
Unakıtan adını taşıyan bu ürün piyasaya Kemal Unakıtan Maliye Bakanlığı koltuğuna oturduktan ve popüler olduktan sonra çıkıyor.
Acaba Maliye Bakanı Unakıtan, "Sevgili oğlum, bu şimdi yanlış anlaşılır; haksız rekabet olarak algılanır, etik görülmez; sen şu yumurtana Unakıtan yerine başka bir isim koysan daha iyi olur!" diyemez miydi?
İkinci noktaya gelince...
Pastörize yumurta, KDV'deki 10 puanlık bir indirimden de yararlanmış. İlgili Bakanlar Kurulu kararnamesinde önce yalnız yumurtaya yer verilmiş.
Ama anlaşılan sonra yumurtanın yanına parantez içinde, "Likit ve pastörize olanlar dahil" ibaresi eklenmiş... (Şükrü Kızılot'un 16 Şubat 06 tarihli Hürriyet'teki yazısı, s. 9)
Bunda ne var?
KDV gibi vergi konuları Maliye Bakanlığı'nın yetki alanı içinde. Unakıtan imzayı basıyor, indirimden diğer ürünler gibi oğlunun çıkardığı Unakıtan Pastörize de yararlanıyor.
Yasaya, hukuka aykırı değil.
Ama asıl mesele, altını çiz, yasalar değil, hukuk değil. Siyaset ve etik meselesi...
Her şey kitabına uygundur ama siyasi etiğe terstir.
Yasalara aykırı bir durum yoktur ama çıkar çelişkisi çıkma ihtimali vardır.
Nedir çıkar çelişkisi?
Diyelim, kamu görevi yapıyorsun, bakansın. Bu görevinden dolayı -bakanlık öncesi işin nedeniyle- kendinin ya da yakın çevrenin çıkar elde etmesi gibi bir ihtimal olabilir.
O zaman, örneğin işadamıysan, bakanlık koltuğuna oturduğunda, işlerini kayyuma teslim edersin, dondurursun; bazı işleri yapmaktan vazgeçersin.
Bu konuda Tayyip Erdoğan örneği yaşandı. Başbakanlığı sırasında bir ara ticari faaliyetlerini de devam ettirdiği ortaya çıkmıştı. Yasalara aykırı bir durum yoktu.
Ama etik değildi bu.
Başbakan Erdoğan da tepki alıp eleştirilince, ticaretten vazgeçmek zorunda kaldı.
İleri demokrasilerde siyasetle ticaret arasında net çizgiler vardır. Siyasal etik konusu yazılı kurallara bağlanmıştır. Siyasete giren ne yapar, ne yapamaz bilinir.
Ayrıca, yazılı olmayan kurallar da geçerlidir siyaset etiği konusunda. Bu alan, kamuoyu tarafından sıkı denetim altında tutulur.
Almanya'dan bir örnek:
1994 yılında Ekonomi Bakanı Mölleman, bir şirkete özel bir mektup yazıyor. Bir akrabasının fabrikasından söz ederek, mallarının çok kaliteli olduğunu söylüyor.
Ekonomi Bakanlığı antetli kâğıda yazılı mektup basında çıkıyor, tepki topluyor ve Ekonomi Bakanı ertesi gün görevinden istifa etmek zorunda kalıyor.
Bu pencereden bizim siyasete bakınca, daha kırk fırın ekmek yememiz gerektiği anlaşılıyor.
Siyasetle ticareti birbirinden ayıracak bir 'etik yasası'nı -AB'nin ev ödevleri arasında da olmasına rağmen- daha hâlâ çıkaramadık ne yazık ki...
Belki Unakıtan Pastörize bu açıdan hızlandırıcı rol oynayabilir.
h.cemal@milliyet.com.tr
|
|