|
Hamas sancısı
Kimilerine göre Hamas yöneticilerini Ankara'da kabul etmesi o kadar yanlıştır ki, bunu daha iyi algılayabilmek için "ya İsrail de PKK yöneticilerini Telaviv'de kabul etse" diye düşünmek gerekir.
Bu ölçüsü fazla kaçmış bir paralel.
Terör eylemlerini elbette kınıyorum ve politikalarına, söylemlerine de hiç katılmam ama Hamas, kendi topraklarında düzenlenen seçimi kazanmış radikal de olsa bir parti. PKK'yla ne ilgisi var.
Ancak... Bu Hamas grubu ziyaretinin, Türkiye'nin başını çok ağrıtacağı söylenebilir.
Ziyaret saklanmış, kimse Türkiye'den aracılık istememiş, Hamasçıları kimlerin çağırdığı belli değil. Üstelik gelenler de hükümeti kuracak olanlar değil, Şam'a sığınmış kaçak yaşayanlar...
Durduk yerde bir gerilimin odak noktası oluşuyor.
Telaviv'den, Washington'dan, Berlin'den, Brüksel'den ilk sesler hiç de iç açıcı değil.
Sanki Türkiye'nin Hamas yönetimini ilk tanıyan devlet olması gibi bir görüntü çok mu gerekliydi?
Kaldı ki, seçim kazanmış bile olsa Hamas'ın, Filistin'de ayağını çok sağlam bastığı söylenebilir mi?
............................
Türk psikologları Filistin'de yaşanan acıların travma izlerini silmek üzere, zaman zaman Filistin'de çalışmalar yapıyorlar. Hamas'ın seçimleri kazandığı günlerde de oradaydılar.
Halka psikolojik yardım katkılarının yanı sıra, Filistinli psikologları -bir bakıma- eğitiyorlar.
Davranış Bilimleri Enstitüsü Başkanı Psikolog Emre Konuk'tan Filistin izlenimlerini dinledim.
Kısaca yansıtayım...
Filistinli, 50 yılı aşkın süredir devamlı savaşın yıpranma ve gerilimi içinde.
El-Fetih'ten soğumuş. Başkanı Yaser Arafat'ın, Filistinlilere gelen yardımları İsviçre bankalarındaki şahsi hesaplarına yatırdığı ve o öldükten sonra genç karısı tarafından yenilmekte olduğu söylentileri, bu örgütün saygınlığını çökerten başlıca etken.
Diğer yöneticilere de vicdanlarda "yolsuzluk" etiketi yapıştırılmış.
El-Fetih'in daha alt kademeleri ise, zaten zor ayakta duran tüccarı, esnafı aldığı haraçlarla, zorbalıkla bezdirmiş.
Tabii örgütün tamamı bu olmayabilir ama kötü örnekler ve kötü söylentiler fısıltı gazetesinde tiraj yapar.
Buna karşılık, terör kimliği ön planda olan Hamas, yolsuzluklara, haraç işlerine bulaşmadığı için daha tercihli duruma gelmiş.
Fakat... Hamas'ın da İsrail'i tanımayışı, çatışma yanlısı söylemleri artık bir düzenli yaşam isteyen halkın kafasında soru işareti...
Özellikle ortak kaygı; başta ABD ve İsrail olmak üzere Batı'dan gelen "yıllık 3 milyar dolar dolaylarındaki yardımın kesilme olasılığı..."
Öyle ya... Hamas, "İsrail'i kesinlikle tanımadığını ve tanımayacağını" açıklarken İsrail ve onunla aynı paraleldeki ABD, bu Hamas yönetiminin emrine yılda 3 milyar dolar verir mi?
Bu paranın bir bölümünün terör finansmanında kullanılmayacağının güvencesi ne?..
İşte sokaktaki Filistinlinin sorunu bu. Hamas'ın seçim sandığındaki desteği sağlam değil.
...........................
Ya Hamas bu 3 milyar dolar katkıyı sürdürmek için İsrail'le ilişkilerine esneklik verecek, söylem değiştirecektir ya da bunu yapamaz ve yoksulluğu daha da aşağılara çekerse, çok kısa süre içinde halktan büyük tepkiler alacaktır.
Tabii... Burada en büyük yanlış; ABD ve İsrail'in Filistinlilere "Hamas cezası" keserek insani yardımı tümüyle dondurması olur.
O zaman silah tersine teper.
İsrail ve ABD, yardımda, Hamas'ı devre dışı bırakacak bir dağıtım sistemini devreye koyabilmeyi deneyeceklerdir ama o da zor...
Seçim kazanmış bir partinin yönetimini aşarak onun topraklarında, halkına para, ilaç ve diğer katkı dağıtımını yapmak nasıl mümkün olabilir?
............................
Hamas'ın Türkiye'ye gelişi işte böyle bir geniş çerçeveye oturtulmalı.
Dileyelim ki... İsrail ve onun çok etkili olduğu ABD'den tepkiler, Türkiye'nin kazandığı şu istikrar ortamında ve ekonomik gelişme çizgisinde kırılmalara neden olmasın.
g.civaoglu@milliyet.com.tr
|
|