Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 17 Şubat 2006 / Cuma  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
29 Mart'ta deprem olacak mı?


17 Ağustos sonrasında artık yaşamımızın bir parçası haline gelen depremler nedeniyle, bilim adamlarıyla içli dışlı olduk. Önceleri ağızlarından çıkan her kelimeyi kaçırmamaya çalışıyorduk. Sonra bir süzgeçten geçirmeye başladık. Şu anda ise pek çokları için "Ciddiye almaya değmezler" noktasına geldi.
Kamuoyu, bu konuda haksız da sayılmaz. Çünkü birinin ak dediğine diğeri kara demeye başladı. Hele hele bazıları deprem tellallığı yapmaya başladı ki işte bardağı taşıran son damla bu oldu. Ama en büyük tepki yine onlardan geldi.
Atatürk'ün dediği gibi nasıl ki basın özgürlüğünün teminatı yine basın ise akademik saygınlığın güvencesi de yine akademisyenler.
Deprem profesörlerinin yarattığı kafa karışıklığı belli ki sadece bizleri rahatsız etmemiş. Bu konuda Ulusal Deprem Konseyi de bir hayli sıkıntılı.
Önceki hafta bu konuda yazdığım yazıya Ulusal Deprem Konseyi Başkanı Prof. Dr. Haluk Eyidoğan'dan çok çarpıcı bir mektup geldi.
Bence tarihi bir önem taşıyor. Hep birlikte okuyalım:

Medyatik profesörler
"5 Şubat 2006 tarihli Milliyet Gazetesi'nde 'İstanbul'da büyük deprem olacak mı, olmayacak mı?' başlıklı yazınızı bir dostumun bilgilendirmesi üzerine bugün okuma fırsatı buldum. Teşhislerinize katılıyorum. 17 Ağustos 1999 depremi sonrası başımıza gelen diğer bir talihsiz olay da depremlerle ilgili 'bilgi kirliliği'dir. Bu bilgi kirliliğinin yaratılmasına neden olan iki faktör var.
Birincisi, 'medyatik olma' alışkanlığı kazanmış bazı üniversite mensuplarının bu alışkanlıklarını sürdürmek için 'bilerek yaptıkları' bilim etiğine aykırı beyanlardır.
İkincisi ise, konunun ya yeteri kadar özümsenmeden ve anlaşılmadan yayımlanmasıdır ya da 'rating' yapma hırsıyla umursamazlıktır.
Medyatik olmanın kişisel ranta dönüştüğü ise incelenmesi gereken ayrı bir konudur. Sizi rahatsız eden bu haber sistemi şöyle işlemektedir: Önce bilimsel dayanağı ve kaynağı şüpheli bilgi haber yapılmaktadır. Bu aşamada Ulusal Deprem Konseyi'ne bir şey sorulmamaktadır.
Haber çıktıktan ve yayıldıktan sonra Ulusal Deprem Konseyi'ne 'Hocam, bakın ne diyorlar?' türünden sorulmaktadır ve yanıt aranmaktadır. Sonra 'hocalar anlaşamıyor' türünden bir haber daha yapılır. İşte böyle Sayın Güçlü. Bir 'mesnetsiz' haberden üç haber çıktı. Bazılarının kafaları karışmış, sinirleri bozulmuş, güveni sarsılmış ne gam?
Sanırım doğru yolu bulmak için kargadan kılavuza güvenmemek gerekiyor.
Sayın Güçlü, 29 Mart 2006'da Türkiye'nin bazı yerlerinden görülecek tam güneş tutulması nedeniyle Türkiye'de deprem olabilir söylemlerine daha şimdiden başladılar. Deprem olma tehlikesi yüksek olan bir ülkede eğer bu yıl bir deprem olursa bunu güneş tutulmasına bağlayacaklar. Denk gelirse meşhur olacak şahıs deprem olmazsa ne kaybedecek?
Bu ucuz bir oryantal kurnazlıktır. Depremle ilgili 'mesnetsiz' konulara harcanan enerji ve zaman 'plansız büyüyen kentlerimizin deprem karşısında nasıl bir risk havuzuna dönüştüğü' ya da 'MIŞ gibi yapılan yapı denetim konusuna' (birçok başka konular da var) ayrılsa halkımız için daha verimli ve yapıcı haberler ortaya çıkar.
Saygılarımla. Prof. Dr. Haluk Eyidoğan (Ulusal Deprem Konseyi Adına)"
Özetin özeti: Her şeye rağmen akademisyenler güvenirlik sıralamasında hâlâ en üst sıralardalar. Bunu yıpratmaya da kimsenin hakkı yok. Medyatik olma yarışı, bilimsel güvenirliği zedelememelidir...

aguclu@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Etnik milliyetçilik ve ekonomi
ÖCALAN'ın yakalanmasının yıldönümünde, Roj TV...
Çetin ALTAN
Kadınsız dünyaların, sönük çocukları...
Üniversitelerin, derneklerin, sivil toplum ku...
Melih AŞIK
İstanbul raporu!
İstanbul Belediyesi hangi ellerde? CHP Millet...
Fikret BİLA
Hamas'ın Ankara ziyaretinin hassas yönleri
Filistin'de seçimleri kazanan Hamas'ın lideri...
Hasan CEMAL
Unakıtan Pastörize!
Maliye Bakanı Kemal Unakıtan'ın oğlu bir işad...
Güneri CIVAOĞLU
Hamas sancısı
Kimilerine göre Hamas yöneticilerini Ankara'd...
Abbas GÜÇLÜ
29 Mart'ta deprem olacak mı?
17 Ağustos sonrasında artık yaşamımızın bir p...
Hurşit GÜNEŞ
Dış denge bozuluyor, borçlanma artıyor
Cari işlemler açığı ekonomide en önemli sorun...
Sami KOHEN
Hamas'tan beklenen...
Ziyarete "resmi" sıfatının verilmemesinin faz...
Metin MÜNİR
Ver bir pide arası ihale, AKP'li olsun
Meclis, 2002'de, Uluslararası Para Fonu'nun z...
Faik ÖZTRAK
Rekor dış açık ve yitirilen üretim üssü olma umutları
2005 yılının ödemeler dengesi açıklandı. Buna...
Hasan PULUR
Bir sapık davası ve "Lan!" muhabbeti...
BİRİSİ, "Haksızlığa uğradım, mağdur oldum!" d...
Derya SAZAK
Mumcu'nun iması
CHP'nin Maliye Bakanı Kemal Unakıtan hakkında...
Meral TAMER
AKP'liler sevgiliden önce kadını düşünsün!
Gâvur icadı diye yılbaşını görmezden gelmeye ...
Ece TEMELKURAN
Özgürlük ve endişe yan yana
oförümüz gençten bir çocuk. Birkaç gün içinde...
Güngör URAS
Yüksek faiz döviz çekiyor
2005 yılında ülkeye belirsiz kaynaklardan 1.9...
M. Ali BİRAND
AKP'de Unakıtan yorgunluğu var
Maliye Bakanı ile ilgili gensoru reddedildi v...

© 2006 Milliyet