|
 |
|
|
Keleş alacaksan Erbil'den kız alacaksan Süleymaniye'den
Özgürlük ve endişe yan yana
Adı konmamış şantiye devlet - 7 / Fotoğraflar: YURTTAŞ TÜMER
Erbil'de savaş kültürünün kalıntıları, Süleymaniye'de düşünce özgürlüğü rüzgârları... Çektiğimiz Kürdistan fotoğrafı, savaş ve barış arasında hep ikiye bölünmüştü
oförümüz gençten bir çocuk. Birkaç gün içinde, sevdiğinin akraba kızı olduğunu, fakat kör olası gelenek, beş yıldır daha kızı bir kez öpemediğini, bitişik mahallelerde oturmalarına rağmen yılda üç kez buluşabildiklerini öğrenecek kadar yol gidiyoruz beraber. Zaten bu yüzden cep telefonuna bakıp duruyor aralıksız, iletişim çağı Kürdistan'da en çok illegal âşıklara yarıyor. Bu cep telefonu bağımlılığı yüzünden arabayı çoğu kez fazla "delikanlı" kullanıyor, dikiz aynası, yandaki aynalar olmasa da fark etmez, çünkü hiç bakmıyor.
Bir de tabii "ağalıktan" bakılmıyor aynaya. Adam dediğin şaşkın şaşkın bakınır mı hiç! Benim oturduğum tarafın arka kapısından bir cip girecek diye "erkek pozu" bozulur mu! Bozulmaz. Ağır duracak tabii ki...
'Sorumlu' saltanatı
Türkiye'den de tanıyacağınız o hal var erkeklerde, o ağır ağır yürüyüş, o asla telaş etmeme bilgisi, velhasıl o "küçük ağa" formatı. Ancak Kürdistan'da bu "küçük ağa" tarzı, sivillerin de giydiği kamuflaj giysiler ve bol miktarda silahla "renklendiriliyor."
Görüntü, plakasız cipler ve lüks arabalarla tamamlanıyor. O plakasız cipleri ne trafik polisleri durduruyor ne de kimse içlerine fazla bakmaya cesaret edebiliyor. Çünkü onlar "sorumlu." Mihmandarımız sürekli "sorumlulardan" söz ediyor. Bu sorumluları görünce biraz çekineceksin, Erbil'de attığın adıma dikkat edeceksin ki bir "sorumlu"ya denk gelmeyesin.
Her daire karargâh
"Sorumlu" ne peki? KDP'li olabilir, hükümetten olabilir, eski peşmerge olabilir, bütün bunlardan biri değilse onların yardımcıları hatta yardımcılarının akrabaları olabilir. Bir "sorumlu hesabı" yapıyoruz. Erbil'in nüfusu bir milyon ve yaptığımız hesaba göre nüfusun beşte biri sorumlu. Yani beş kişiden biri "ağa" Erbil'de.
"Yüksek sorumluların" bir de "karargâhları" var. Resmi yerlerin neredeyse tamamına "karargâh" deniyor. "Sorumlu" da, karargâh da savaşın hatıraları.
Bu ayrıntılar önemli, çünkü gündelik hayat hala savaşın dili ve o günlerden kalma terminolojiyle yaşanıyor Erbil'de. Savaşın katı kuralları hâlâ sürüyor burada. Ama Süleymaniye'ye gelince...
Esas kız Süleymaniyeli
KYB'nin yayın organlarından Çevdar gazetesinde çalışan, Süleymaniye'ye on ay önce İran'dan gelen kadın gazeteci Nahid ise şehirdeki bu özgürlük havasından söz ediyor:
"Burada çok özgürüz. Hem haber ve yazı anlamında hem de kadın gazeteciler olarak. Erbil'de pek kadın göremezsiniz çalışan. Hele gazeteci tek tüktür. Süleymaniye'de kiminle konuşsanız Erbil'deki "aşiret hukukundan" ve tutuculuktan, karşılığında Süleymaniye'deki canlı tartışma ortamından, demokrasi kültüründen ve Batı'ya dönük gündelik hayattan söz ediyor. Mihmandarımız bile sanki Paris'ten söz eder gibi "Orada el ele yürüseniz bile kimse bakmaz" diyor, özgürlüğün "sınırsızlığını" anlatmak için.
Erbilliler bu farkın dile getirilmesinden çok hoşlanmasalar da şu fıkraya onlar da gülüyorlar:
Erbilli bir genç Süleymaniye'den bir kız sevmiş. Kaçıp kaçıp yanına gidermiş. Sokaklarda kimseye yakalanmamak için hep saklanarak yürürlerken bir gün kızın babası sokağın başından görünmüş. Kız korkup donakalınca Erbilli genç "akıl" vermiş:
"Korkma korkma! 'Kardeşim' dersin, anlamaz nasılsa!"
Erbilli saf genç
Erbilli gencin saflığı için anlatılan bu fıkra bir yandan da Erbil-Süleymaniye arası aşka dair de bir şey söylüyor. Fıkralarda, hikâyelerde kız hep Süleymaniyeli oluyor. Bunun nedeni ise Erbil'de artık atasözü olan o cümle:
"Bi araban Japon olsun, bi de kadının Süleymaniye'den!"
Talabani: 'Konnektink piipıl!' (*)
Barzani'ye ilişkin bir tek matrak fotoğraf bulamazsınız Erbil'de. Fıkra vardır muhakkak ama kimse dışarıdan gelene, özellikle de bir gazeteciye anlatmaz bunları.
Ama Talabani'ye gelince, yani Süleymaniye'deki adıyla "Mam Celal"e (Celal Amca) o biraz daha "relax." Talabani'nin bu fotoğrafı Süleymaniye sokaklarında poster olarak, hatta bazen camlı çerçeveli satılıyor.
Siyasi telefon
Fotoğraftaki cep telefonu Nokia 6600. Fakat Kürdistan'daki adıyla "Talabani model Nokia." 66 sayısı ise Talabani ve Kürt tarihinde çok önemli.
Talabani'ye sürekli "66! 66!" denilerek hatırlatılan 1966 yılında Celal Talabani özerklikten vazgeçip Saddam yönetimiyle masaya oturmuş.
Ama şimdi bütün bu gırgıra rağmen Talabani 6600'la poz vermekten çekinmiyor. Bir siyasi lider niye cep telefonuyla poz verir? Orası elbette hiç anlaşılmıyor.
(*) Aslı, 'Connecting People'. Yani, 'İnsanları Birbirine Bağlar'.
Talabani'nin konuşurken poz verdiği Nokia'nın reklam sloganına naziredir.
Sonuç
Belki siyasilere sorsanız, kararlaştırdıkları o net cümleleri söyleyeceklerdir size. Ama yoldan birini çevirseniz Erbil'de ya da Süleymaniye'de, "Ne olacak Kürdistan'ın hali?" deseniz ellerini iki yana açacaktır büyük olasılıkla. Şimdi hayal şehirlerden, şantiye topraklardan ibaret Kürdistan'ın akıbeti önümüzdeki üç-dört yıl içinde belli olacak. Bir devlet kurulacak mı? Kürdistan bağımsız bir ülke olacak mı? Buralar barış içinde yaşanan topraklar mı olacak? Kürt bir dostum söylemişti bütün bölgeye dair:
"3000 yıldır bu topraklarda barış olmuş mu ki şimdi olsun?"
Etrafı dört güçlü devletle çevrili Kürdistan, bu "abi devletlerle" hep iyi geçinmek zorunda kalacak. Üstelik her dört ülkenin de Kürt meselesi varken bu, görünüşe bakılırsa hep biraz zor olacak. ABD bir gün "Gözden IRAK olan gönülden de IRAK olur" dese mesela bir gün, o şantiyeler Ortadoğu'nun üzerinde bir Kürdistan hayaleti olarak kalacak. Ama bütün bunlardan, ülkeler arası siyasetten bağımsız olan bir hayat da var Kürdistan'da.
Bu toprakların hep kanla sulandığını unutturacak kadar çok doğuyor çocuklar, kadınlar yeni giysileri ve makyajlarıyla asılıyorlar hayata. Gizli aşklar yaşanıyor, paranın peşine düşülüyor, gençler yeni hayaller kuruyor. Öldürülmekten ve öldürmekten bıkmış bir halk, insan doğası gereği herhalde, yeniden bir hayata başlamaya çalışıyor. Bizim çektiğimiz bu gerçekliğin fotoğrafıydı Kürdistan'da. Bütün önyargılardan, bilgisiz yargılardan, stratejik dengelerden, "reel politikanın" soğuk dilinden öte bir halk var orada. Bizim meselemiz o halkla ve hayatla.
BİTTİ
ecetem@hotmail.com
|
|
|


 | Taha AKYOL | | Etnik milliyetçilik ve ekonomi ÖCALAN'ın yakalanmasının yıldönümünde, Roj TV... | |  | Çetin ALTAN | | Kadınsız dünyaların, sönük çocukları... Üniversitelerin, derneklerin, sivil toplum ku... | |  | Melih AŞIK | | İstanbul raporu! İstanbul Belediyesi hangi ellerde? CHP Millet... | |  | Fikret BİLA | | Hamas'ın Ankara ziyaretinin hassas yönleri Filistin'de seçimleri kazanan Hamas'ın lideri... | |  | Hasan CEMAL | | Unakıtan Pastörize! Maliye Bakanı Kemal Unakıtan'ın oğlu bir işad... | |  | Güneri CIVAOĞLU | | Hamas sancısı Kimilerine göre Hamas yöneticilerini Ankara'd... | |  | Abbas GÜÇLÜ | | 29 Mart'ta deprem olacak mı? 17 Ağustos sonrasında artık yaşamımızın bir p... | |  | Hurşit GÜNEŞ | | Dış denge bozuluyor, borçlanma artıyor Cari işlemler açığı ekonomide en önemli sorun... | |  | Sami KOHEN | | Hamas'tan beklenen... Ziyarete "resmi" sıfatının verilmemesinin faz... | |  | Metin MÜNİR | | Ver bir pide arası ihale, AKP'li olsun Meclis, 2002'de, Uluslararası Para Fonu'nun z... | |  | Faik ÖZTRAK | | Rekor dış açık ve yitirilen üretim üssü olma umutları 2005 yılının ödemeler dengesi açıklandı. Buna... | |  | Hasan PULUR | | Bir sapık davası ve "Lan!" muhabbeti... BİRİSİ, "Haksızlığa uğradım, mağdur oldum!" d... | |  | Derya SAZAK | | Mumcu'nun iması CHP'nin Maliye Bakanı Kemal Unakıtan hakkında... | |  | Meral TAMER | | AKP'liler sevgiliden önce kadını düşünsün! Gâvur icadı diye yılbaşını görmezden gelmeye ... | |  | Ece TEMELKURAN | | Özgürlük ve endişe yan yana oförümüz gençten bir çocuk. Birkaç gün içinde... | |  | Güngör URAS | | Yüksek faiz döviz çekiyor 2005 yılında ülkeye belirsiz kaynaklardan 1.9... | |  |  | M. Ali BİRAND | | AKP'de Unakıtan yorgunluğu var Maliye Bakanı ile ilgili gensoru reddedildi v... | |
|
|