Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 19 Şubat 2006 / Pazar  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Makyavel demokraside


İlginç bir kitap "MAKYAVEL DEMOKRASİDE..." Makyavel "amaca giden yolda her şeyin mubah olduğunu" savunur.
'Amaç için aracın temizliğini' sorgulamaz. Hedef, iktidarı ele geçirmek ve sonuna kadar elde tutmaktır. Makyavel, geçmiş dönemlerin otoriter yönetimleri için bu hedefe odaklı "fırsatçılık" denebilecek ilkelerini sıralamıştı.
"PRENS" böyle yazılmıştı.
Ama demokrasi çok şeyi değiştirdi.
Politika artık, krallardan, prenslerden ya da Lenin, Stalin, Hitler, Saddam gibi diktatörlerden esin alamaz. "Korkutmak" eksenli olamaz.
Tam tersine "korkutmamak"tır rota... Araç "hoşa gitmek, hoşnut etmektir." Peki Makyavel sağ olsaydı, halkı hoşnut etmek için politikacıya hangi öğütleri verirdi?
.........................
Kitabı, Fransa'nın eski başbakanlarından Edouard Balladur yazmış. Orhan Aker dostum göndermiş. Düşünerek, gülerek okunacak, derinliği olan bir yapıt.
.........................
PRENS'te "iktidarı almak ve elinde tutmak" için bir avuç "güçlü" ile mücadelenin korkutmaya ve yok etmeye dayalı yöntemleri sıralanıyordu.
Demokraside de bunun türevleri hâlâ yok mu? Örneğin... Çevrende senden akıllı başın bulundurulmaması...
Ve bir dizi paralel...
.........................
Ama...
Demokraside, politikayı daha zor hale getiren şey, bir avuç güçlü ile entrikaların ötesinde asıl toplumu hoşnut etmek ve çoğunluğa sahip olmak...
Fakat "hoşnutluk" bir rüya, bir duygu.. Bu uyanık görülen rüyayı yaşatabilerek, çoğunluğu arkasına almak gerekiyor. O çoğunluğun tek duygu odağı olabilmek... Öyle ki... İyi şeyler ona yazılsın, kötü olan ise çevresine fatura edilsin.
"Adamı yanılttılar gene" denilsin.
........................
MAKYAVEL DEMOKRASİDE adlı yapıt, çağımızda iktidar oyununun kara mizah da kokan kullanım kılavuzu gibi...
Partinin, yakın çevrenin, medyanın, sivil toplum örgütlerinin, kanaat önderlerinin, politikacıların kullanılması...
Makyavel'in demokrasinin ruh çağırma seanslarına gelerek çağımıza da ulaştığı duygusunu veriyor kitap.
.........................
Makyavelizmin demokrasideki reenkarnasyon için anahtar sözcüğü "hoşgörü (tolerance)" olabilir.
Bu güzelim sözcük, politikada -çoğu kez- adeta zehirlenmekte. Başka anlamlara kaymakta. İstenildiği kadar esnetilen, istenmediği limite vardığında geri çekilen bir belirsiz alan yaratılıyor Makyavelist demokraside.
İnsanlar ve insanlık kullanılıyor.
Dinler, ırklar, etnisiteler, uygarlıklar için -bazen- çözüm gibi sunulan bir "placebo(*)" belki de bu sözcük.
.........................
Toplumların Makyavel yöntemlerle oyuna gelmelerini önleyen anahtar sözcük ise "saygı (respect)" olabilir.
Bazı kullanımlarda "hoşgörü" harflerinin dokusuna sinmiş bir üstten bakış vardır. Adeta "lütuf..." Hatta bu olgunluk gösterisiyle de büyüklenme. Taraflardan birinin diğerine "lütfen" yaşam parseli açması.
Oysa "saygı" farklı.
"Saygı"da, karşılıklı ya da çok taraflı "eşitlik" var. Kimse diğerine "lütufta" bulunmuyor.
İnsanlık değerlerinin dağılışı, birinin diğerinin üstünlüğüne, "bağışta" bulunmasına dayalı değil. Farklı dinlere "hoşgörü" değil "saygı..." Farklı görüşlere... Farklı etnisitelere... Farklı uygarlıklara... Azınlıklara... Özgürlüklere "hoşgörü" ötesinde asıl "saygı..."
Hak ettiği ve sahip olduğu değerdir "saygı."
.........................
Kuzey ülkelerinin demokrasileri "saygıya..." Güneye indikçe demokrasiler "hoşgörüye" yakın. Makyavel İtalya'da yazdı. Ortadoğulu da olabilirdi.
.........................
(*)Placebo: Bir tıp terimi... Bazı hastalar etkisiz bile olsa bazı ilaçların faydası olacağına inanırlar. Bunlar, hastanın ikna edilemediği durumlarda onu rahatlatmak için verilen orjinal görünümde sahte ilaçlardır. İşte bu ilaçlara placebo adı veriliyor. Ayrıca placebo, Latincede "mutlu edeceğiz" anlamına da geliyor.

g.civaoglu@milliyet.com.tr








Çetin ALTAN
Mangal üstünde boru, yemyeşil karşı koru...
Büyük boy, açık kahverengi bir zarf... Sol üs...
Melih AŞIK
Kitap: The Türkler
Akşam'dan ayrılan Yalçın Pekşen dostumuz yakı...
Fikret BİLA
Şener, Davutoğlu'nu savundu: Aşiret devleti değiliz
Hamas lideri Halid Meşal'in Ankara ziyaretini...
Hasan CEMAL
Komplo!
Bir öğle vakti gazeteye gidiyordum. 2002'nin ...
Güneri CIVAOĞLU
Makyavel demokraside
İlginç bir kitap "MAKYAVEL DEMOKRASİDE..." Ma...
Can Dündar
Bir dönemin utanç belgeleri
Sevgililer Günü için Adnan Menderes-Ayhan Ay...
Abbas GÜÇLÜ
29 Mart'ta deprem olacak mı? (2)
Güneş tutulması, suların yükselmesi gibi doğa...
Metin MÜNİR
Bir de kuşa sormalı
Eğer ağacı budarken onunla konuştuğumu görüp ...
Hasan PULUR
Kıssadan hisse...
DOKTORUN hastası ilginç bir adamdır. Doktorda...
Derya SAZAK
Gençlik ve şiddet
Trabzon'daki rahip cinayeti, gençler arasında...
Meral TAMER
Haberlerde kadınlara yer açın
1990'da her 3 kadından 1'i çalışırken, 2005't...
Tamer HEPER
Ey Türk gençliği, birinci vazifen...
16 yaşındaki bir çocuğun, bilerek, tasarlayar...
Osman ULAGAY
Türkiye'de atılımın sonu mu?
Türkiye ekonomisinin geleceğini düşünürken, k...
Güngör URAS
Rüzgâr eken fırtına biçiyor
Can Dündar'ın hazırladığı "Mülkiye Belgeseli"...

© 2006 Milliyet